Arşiv Anasayfa "L" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
LÂYIK OLMAK By: Grkm Date: May 04, 2007, 09:54:05 PM
LÂYIK OLMAK
   Ekran,
   Beyaz Cam,
   Akıllı Kutu,
   Aptal Kutusu…
   Adına ne denirse densin, önünün mü arkasının mı daha “can…,, olduğu tartışılmalı uzun uzun.Sual olmaz gücüne kudretine.Hükümetler yıkar, hükümetler kurar yeniden… Yeniden… Televizyon öyle dedi…
   İşte size o akıllı kutudan, akıl üstüne bir mesel. Bir darbı mesel.
   Kanal mı?
   Ha bir olmuş ha otuz bir. Değişen ne? Hepsinin Ottoman-ite’si aynı değil mi yani. Tepede…
   Fiziği-kimyası, baldırı-bacağı yerinde sabah programcısı, “Beni yetmiş milyon izliyor… dediği izleyicilerinden birine, bir hanıma soruyor en zor sorusunu.
   -(…) Hanım kaç yumurta kullandık bu yemek için?Ardından da sessiz sessiz beş parmağını gösteriyor (…)Hanım’a yetmiş milyonun önünde, yetmiş milyondan gizli…Yanındaki “Çok hoş!.. delikanlı da yardımcı oluyor aynı yöntemle…
“Uğursuzluk soldadır, sağ taraf uğurludur. mantığı ile ekranın sağ-üst köşesine konmuş üç kurukafa.Besbelli ki ana-baba, bacı-oğul, çoluk-çocuk, hep birlikte izleyebilirsiniz demek istiyor bu yalanları.
Ama kimse inanmamış evi yanan yalancıya!...
Kendisini, türkülerinin özel uçağa bindirdiği türkücü diyor ki her hecede çeketini arkaya doğru püftürgetip, pantolonu kayışından dolayıverirken karnının üstüne doğru.O da yetmiş milyon a karşı.
-Gesmişlermiş hıh!
-Yok yok canım,kesmişlermiş.Hıh!Neyi kestin be gardaşım?Hıh!
-Ne olacak doğrusu?
-Geçmişler! Geçmişler!
-Beni sana geçmişler,
 Vallahi ben demedim.(Ordu türküsü)
Sen uçtun, geçtin, gidiyorsun da türkücü gardaş, baksana bi’şey diyen var mı sana şu yetmiş milyon içinde.
Dokunma, uyandırırsın…
O bilir uyanacağı zamanı. Hele bi’ çalsın Sûr…
Yöremizde “Kesmek,, kötülemek diye bir deyimimiz vardır. Duymayanlara duyurulur.
“Kadın oturmuş, utanmadan oğluna kesiyor(kötülüyor) gelinini…,, Anımsadınız değil mi? Sen de öğrenirsin türkücü gardaş. Hem “kesmek,, deyimimizi hem de insanın insana geçemeyeceğini.
Niyetinizi dik tutun, siz de öğrenirsiniz deyimlerimizi Oxford’a gitmeden.
Ulusal gazetelerin birinde, saygın bir alaylı köşe yazarımız, kadının yakasını ve eğilmesini beceremeyişini ne güzel hicvediyor:
“Elbisenin yakasından, kalbi görünüyor,, diye…
Geç bunları anam-babam. Hasan baba geç bunları. Kadın, özellikle çağırıyor foto muhabirlerini.
-Maymun oldum, ağaca çıkıyorum, gel dibimden çek beni…
Gene sağ üst köşede üç kurukafa.Ana-baba, oğul-kız, çoluk-çocuk…
Nâmus kavramını sâdece bacak arasında sananlara “üç tanıklı,, küçük bir yalan: Yetmiş milyonun önünde…
Bir omzuna dönüp oturduğu koltuğu gördükçe selâm verirken:
-Okumak, okumak, okumak!..
Öbür omzuna dönünce selam verirken, gene makam koltuğunu seyrettikçe, okul kütüphanesi için:
-Hoçam, fur kapisına kiliti! Anlayışında hiçbir şey yoktur dürüstlük(!)ten gayrı. Aldanmayın aykırı düşüncelere.Madımak ateşinde yanmalı aykırı düşünenler.
Ya rakamlar, araştırmalar?
Onlar da üç kuru kafa güvencesi altında veriliyor.Anaya-babaya, çoluğa-çocuğa…
-Fadime Nene’nin uçkurunda üç düğüm varmış.
-Nerden biliyorsun?
-Amerika’daki  bir araştırmaya göre…
-Yok canım, daha neler…
-Eee…Ekrandaki üç kuru kafa güvencesiyle…
Uzun ettik.
Ben ne diyecektim,neler çaldı tamburam.
Toparlayalım:
“Milletler lâyık oldukları yönetimle yönmetilirler,,_ATATÜRK
Kurtuluş ancak seninle özdeş Büyük ATATÜRK…