MUTLULUĞA DOĞRU By: Grkm Date: May 04, 2007, 09:55:09 PM
MUTLULUĞA DOĞRU
Bizim, “Mazhar Osman’lık, Bakırköy’lük” dediklerimizin dışında, kimse sırtını dönemez sanırız “mutlu olma” düşüncesine.
İnsan, mutlu olmak ister…
Siz aldırmayın Fuzuli’nin Tanrı’dan aşk derdi
dilemesine.
Aşk mutsuzluğu istemesine. Şarkılarda, türkülerde, masallarda, şiirlerde hep “mutlu yaşama” isteği vardır insanoğlunun.
Belki de bu yüzden bir sanattır yaşamak.
Çevrecilik yapan, sendikacılık yapan, küreselleşmeye karşı çıkan, silahsızlanma için uğraşan tüm insanların amacıdır mutluluk. Mutlu yaşamak.
Size de sorulsa;
-Elbette, elbette mutluluk isterim! diyeceğinizden eminiz. Kimbilir, belki de ağzınızdaki sigarayı küllüğe koyma fırsatı bulamadan anlatacaksınız mutluluk isteğinizi. Sigaranızı ağzınızdan alamadan, dumanı yuta yuta…
-Ben olsam… sözünü kullanmayan kaç kişi vardır şu insanlar arasında bizden başka. Biz de kullanıyoruz artık.
-Ben olsam, ben olsam yasaklarım sigarayı. Yani, sigarayı yasaklayacak gücüm olsa, yasaklarım. Sağlık harcaması yapmam sigara içene. Öyle katkı-matkı, indirim-mindirim dinlemem. Ben devlet olsam, beş kuruş harcamam sigara içenin sağlığı için. Yasaklarım…
Olmadı…
Yasakçı düşünceye karşı olmak ve sigarayı yasaklamak… Öyle şey mi olur?
Yasaktan bol ne var sanki ülkede. Girmek yasak, oturmak yasak, konuşmak yasak, sağım-solum-önüm-arkam-yanım hep “Yasaktır.” tabelaları ile dolu.
Yasağa karşı arzuları var bu insanların. Önlenemez istekleri var.
-Sigara içmene karışmam ama, içersen sana, karşılıksız sağlık hizmeti vermem demeli Devlet Baba. Hani o kimilerinin,
-Devlet, baba değildir. dediği Devlet Baba.
Bizim de aşkımızdı bir zamanlar sigara.Yaman bir aşkımız. Yakamızı bırakmayan, yakasını bırakamadığımız bir aşkımız. Bir kara sevdamız. Otuzbeş yıllık…
Kendisine harçlık verebildiğim, ayakkabı, çikolata alabildiğim zaman nasıl mutlu olabildiysem, o duygularla verdim kalbimi kızımın ellerine. İçten ve güvenle… Baktı, etti-eyledi;
-Baba, sigarayı bırakmalısın. derken, bir çaresizlik vardı sesinde. Bir yürek burkukluğu, bir acıma. Babam kesinlikle bırakamaz sigarayı yargısının eziciliği altında ezile-büzüle,
-Ama baba… diyordu.
-Peki kızım. Madem öyle… Ne candan değerlidir sigaranın bana verdiği keyif, ne benim kalbimden. Şimdi bıraktım! derken; inanamıyor, mutluluk okunuyordu gözlerinden.
Bırakış o bırakış. Vedalaşmadan, helalleşmeden. Hep gözümün önündedir. Hep burnumun dibinde. İlk sevgili gibi. Dönüş yok ama. Asla yok. Kesinlikle yok. Yalancı olamam çocuğumun gözünde.
İşte bu duygudur sigarayı bize bıraktıran.
Mutluluk, sağlıkla olur. Sigara sağlığı öldürdüğüne göre, mutluluğun da katili demektir.
Öyleyse haydi!
Nereye mi?
Sigara ile vedalaşmaya…
Mutluluğa.
Hemen, şimdi…