MİSYONER By: Grkm Date: May 04, 2007, 09:56:00 PM
MİSYONER
İster köy yerindeki bir berber çırağının particiliğine dayanarak olsun, isterse gene köy yerinde göbeğinin çapından ötürü, ön fermuarı hep açık duran bilmem hangi ağanın göbeğini yengenizin göbeğine rampa etmiş olmasından kaynaklansın, bir televizyonda program yapmaya başladınız. Ya da köşe kaptınız bir gazetede. Radyocu oldunuz radyocu.
Tam reçetenizi buldunuz.
Artık iyi olursunuz iyi.
12 Eylül 1980 öncesi, mangalın M’sine ya da ateşin A’sına değdirmeden yediğiniz ve midemizde kaskatı duran içyağlarını çıkarma, şişmiş göbeğinizi indirme zamandır.
İthal malı ideolojilerin şişirdiği göbeğinizin çenenizi zorlamasıyla yıllardır konuşamadı ya diliniz, artık boşaldı zinciriniz.
Konuşunuz…
Demokrasi adına konuşunuz …
Konuşuyor yazar bey. Bildik şeyler söylüyor.
Nutuk’la beraber, İnönü’nün Hatıraları’nı da okumak lazım. Böyle bir mukayeseli okuyuşta ufuk açıcı en önemli faktör, aralarındaki mizaç farkının olaylar hakkında farklı yorumlara yol açtığını görmek olacak(mış)…
Bin noktada olsa da o mizaç farkı, bin noktaya bedel bir noktada hiç mi hiç ayrılmadı oysa ki: gerçek ve bilimsel milliyetçilik. Yani, yurdu almak ve satmak gibi bir şey…
Nutuk, 1927’nin çok gergin iç politika ortamında, adeta olayların ateşi içinde kaleme alınmış(mış)…
İçte ve dışta hiç bırakmadı ki yakasını şu canım-cennet ülkenin soysuzlar, mandacılar… Az ya da çok, hiç gitti mi başından insanımızın o politik gerginlik.
Viski parasını da, kımız parasını da bu yolla kazananlar hala, hala var. Ekranlarda… Gazetelerde… Radyolarda…
Bir misyoner görünümü görmekteyiz Avrupa Birliği adına görüntünüzde. Şeref payı istediğiniz Enver Paşa’ları mı, Karabekir Paşa’ları mı koymak istemektesiniz Atatürk’ün yerine. Sizin aklınıza gelmezdi bu işgüzarlık. Kim bilir, Avrupa Birliği’ne “uyum” uğruna mı yoksa?
“Bedeli Atatürk de olabilir.” demiyor ki “Akıllı Uyumcu”lar…
O gazetedeki,
O televizyondaki,
O radyodaki yerinizi siz, O’na “O adam!” diyenlerin sırtını sıvazlayan siz, Atatürk’e borçlusunuz Atatürk’e…
O Atatürk olmasaydı, palikaryanın işgal ettiği, yönettiği Türkiye’de,
-Ya köşe yazarı olamayacaktınız,
Ya da palikaryayı övecektiniz sütununuzda, Enver Paşa’nın, Karabekir Paşa’nın yerine.
İnsanın yaradılışındadır bilinmeyenlere saygı duymak, onları yüceltmek. Bizde de moda, senin ve senin gibilerin figüran olduğu moda:
-İngiliz……. der ki!
-Ünlü yazar…… diyor ki!
O ünlüler, ancak senin gibiler kadar ünlü(!)
Atatürk’ün ünü, senin de onların da ellerinin kirletemeyeceği kadar yücedir. Ulaşamazsınız oralara.
Geri verin misyonunuzu. Gerisi sizde kalır, dert etmeyin.