MİLLİ İBADET By: Grkm Date: May 04, 2007, 09:56:17 PM
MİLLİ İBADET
“Benim naçiz (önemsiz) elbet bir gün toprak olacaktır fakat, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet (sonsuza kadar) paydar (sürekli) kalacaktır. ATATÜRK
Hepimiz biliyorduk dediği gibi olacağını. Çok çok zamansız oldu ama, sonunda , dediği gibi oldu. Canlı olup da bu “son” a ulaşmayacak olan var mı ki?
Türk insanının ATA’ sıydı. Nur içinde yatsın.
“En büyük eser” ine bizi kavuşturuşunu kutladık on gün önce,yasını tutuyoruz, özlemle anıyoruz O’ nu şimdi.
“Gelimli dünya, gidimli dünya,
En sonunda da ölümlü dünya.”
Ölümlü de, neden unutamıyoruz ATATÜRK’ ü ?
Önce, aşırılığa kaçırıldığını dillendirenlere bir çift söz;
Siz, Fransızların Chanson De Roland’ı neden unutamadıklarını bilir misiniz? Gerçi yaşasaydı, O da kızardı katırlanışına ve geri alırdı belki de “Beni unutmayınız.” Sözünü. Belki de yeniden söylerdi,
“Beni görmek demek...”
Üzerinde yaşadığımız toprağın bizim oluşunda, yurt oluşunda O var.
Minarelerimizden yükselen ezan sesinde O var.
Elbette O var “Kul” luktan kurtulup da yurttaş oluşumuzda.
Polatlı’ da patlayan Yunan toplarının sesini duyulduğu Ankara’dan, koca bir Türk Yurdu yapan mimardır O.
Çırak sayılır O’ nun yanında Michael Angelo.
Yıllarca hükmettiği kulları için, İngiliz gemisine binerken, “Sizin halk dediğiniz koyun sürüsüdür, birileri gelir güder...” diyen padişaha karşı,
“Köylü milletin efendisidir.(Köylüye hizmet edilmelidir).”
diyebilen köylüdür O.
Aydınları, sanatçıları, düşünenleri zindanlara atanlara karşılık,
“Hepimiz milletvekili, bakan...olabilirsiniz ama, sanatçı olamazsınız.(Sanatçı olmak zordur.)” diyebilendir ATATÜRK
Saltanatın kaldırılmasına karşı çıkanlara,
“Saltanat kaldırılmayacaksa bunca kan niye döküldü ?” diyendir ATATÜRK.
Kendisine hizmet etme onurunu yaşamış bir dedemiz vardı. Kır dede.
Ben diyordu, “Atatürk’e kahve pişirdim ben. O’ nun kahve sevdiğini bildiğim için, cebimde taşırdım kahveyi.
Ummadığı bir sırada “bi gayfe”yaptım ki... Keşke ben hiç yaşamasaydım da O’na verseydi Allah benim ömrümü.” diyor Kır Dede.
Kısa bir konuşmadan sonra ayakları altına feslerini Kastamonulular’ ın. Var mı benzerini yapacak bir babayiğit ?
Yıllardır adını bile doğru koyamadık “başlardaki örtü” lerin. Bir Başörtüsü-Türban Masalı’dır gidiyor.
Cepheye gidebilmek için, çok çok sevdiği iki at’ını sekiz liraya satmak zorunda kalan ATATURK’ ün duygularını bilse bilse ancak Allahuekber Dağları’nda soğuktan şehit olan Mehmetçik’ler bilir.
Ya da Kafkaslar’da tifüsten ölenler.
O, “moda nutuklar”atmadı meydanlarda. Ancak otuzaltı saatte özetleyebildi yaptıklarını NUTUK’ ta. Oysa biz, daha NUTUK’ u okutamadık bile insanımıza.
Anlatmakla bitmez...
Mazlum uluslar bile söylüyorlar bağımsızlıklarını O’ na borçlu olduklarını.
Anlatamadık ATATURK, anlatamadık.
Biri hariç;
“ATATURK’U SEVMEK MİLLİ BİR İBADETTİR” diyen Celal BAYAR.