MAKİNELEŞEN İNSAN By: Grkm Date: May 04, 2007, 09:58:09 PM
MAKİNELEŞEN İNSAN
Adam…
Adamın biri…
Adam diyor ki… diye başlar ya çoğunlukla “genellemeli anlatım”lar, biz de öyle başlayalım bu kez.
Adam diyor ki;
—Kardeşim, bir hal oldu bu doktorlara. Eskiden, kötü hastalığı olanların yakınlarını çağırır, onların kulağına fısıldarlardı kötü hastalığı. Şimdi öyle mi! Yüzüne yüzüne söylüyorlar hastanın:
—Sen kansersin!
—Kardeşim, insandır bu. Makine değil ki…
Madem ki insandır konumuz, gene “adam”la sürdürelim. Adam da insan olduğuna göre… Adam yakınıyor:
—Bir samimiyet vardı eskiden komşum. Her evin, bir bireyi gibiydi mahallenin bakkalı. Bakkalda dertleşirdi, bakkalla dertleşirdi mahalleli. Sır küpüydü veresiye defterleri. Ya şimdi!
Acımasız acımasız marketlerde duygusuz-duyarsız insanlar. Omuz omuza toslaşıyorlar da, tebessüm yok yüzlerinde.
Günaydın yok,
Özür dilemek yok,
Affedersin kalmadı… Makineleşti vallahi bu insanlar.
Ağzı olan konuşuyor işte. Ananın-babanın pek yakındığı yok da, nine, askerdeki torunundan yana dertli.
—Bir mektup, iki satır olsun bir mektup göndermiyor. Hep mesac, hep mesac… (mesaj: ileti) Yassa, ben onun gül yüzünü görürüm o mektup kağıdında.
Yazmaz ki…
Makineleşti insanlar. Duygularının yitirdiler.
Sabah ilk derse girmeden anlatıyordu öğretmen. Şaşkın şaşkın.
Basıma girmeden, beş yüz bin okunan kitap…
—Ağır ol, ağır…
—Evet, evet! Televizyonda, haberlerde izledim. Kitap daha yayımlanmamış ama, internette beş yüz bin kişi tarafından okunmuş.
Uzuuun uzun.
Uzatmayalım:
Makineleşiyor insan. Mekanikleşiyor… Metalleşiyor…
Toplumun başını ağrıtıyor internet kafeler. Toplumun da, toplumu yönetenlerin, yönlendirenlerin de … Bizim internet kafelerde okunmadı o basılmadan beş yüz bin okunan kitap. İnternetin bizim kafelerdeki anlamı:
Oyun… Oyun… Oyun…
Oyun içinde oyun…
Çocuklar makineleşiyor, metalleşiyor gençler.
Hey gidi kıraathaneler hey…
Ömer Seyfettin’ler… Nazım’lar… Çehov’lar… Dostoyevski’ler… sıcak ocak başlarında okunmuş muydunuz geçmişte. Söyleyin, söyleyin lütfen.
Biz, yılda bir Kütüphaneler Haftası kutluyoruz da ondan. O yüzdendir sözlerimiz.
Kitapla, bilimle barışık günlere…