Arşiv Anasayfa "Ö" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ By: Grkm Date: May 04, 2007, 10:02:12 PM
                         ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ
         
           E  vallahi “Pes!...”doğrusu.
           Neye mi?
   Gözetleniyorsunuz canım! Öyle sağınıza-solunuza bakınmayınız. Gizli kamera günlerdir yatak odanızda, siz gazete okumaktasınız.
   Durun durun.
Şaka şaka...
Şakası bile çok yanlış, çok çok çirkin. İnsanlık dışı.
Eskiler, evde konuşulup da çevrenin bilmemesi gerekenleri isteyerek ya da istemeden çevreye duyuran gelinlerine çıkışırlardı;
-Kızım şu dört duvarı neye yapmışlar ha?
     -(...)
   -Şu dört duvar arasında konuşulanlar, dört duvar arasında kalsın diye.
   Özel yaşamın gizliliğine getirmek istiyoruz sözü özel yaşamın gizliliğine, kutsallığına ve insanın temel haklarına.
   Özellikle İstanbul gecelerinde yaşananları, gelin-kaynana, karı-koca anlaşmazlıklarını izlemeyi seviyor toplumun büyük bir kesimi. Görüntülü medya da işi bildiği için, kadının iç çamaşırlarının rengini ya da selülitlerini kaydetmek için ölümüne çekim yapıyor...
   Son günlerde bir tartışma ya da çok ustaca bir üretkenlik, çok şükür kısa sürdü. Kim bilir belki de devam ediyordur “Fâide-ziyan” hesapları. Birincisi baskın gelirse eğer, ülkenin “âli menfaatleri” için, açılır elbette pandoranın kutusu.
   Yayımlansın mı, yayımlanmasın mı Lâtife Hanım’ ın Atatürk’e mektupları? Konu çok ciddi. Ciddi ve milli. Ülke ekonomisinin yüzde yüze yakınını etkileyecek kadar ciddi(!)
   Hani özel yaşamın gizliliği?
             Hani özel yaşamın kutsallığı?
   Hem o mektuplar, Ayşe’nin Veli’ ye mektupları değildir. Yozlaşan kültürün düzelmesi için kılını bile kıpırdatmadan, yeni yeni
sorunlar yaratmaktır. Pişmanlığın geriye döndürmesi ile, yeniden elde edilemeyecek “yüce değerler” in yok edilmesidir. Toplumda bireyleri biribirine tutturan tutkalın bir-iki damlasının daha yok edilmesidir.
   Kimi dostlarımızın(!) isteği doğrultusunda Mustafa Kemal’in Atatürk’ lüğünü zayıflatarak Kemalizm’i yok etmekse amaç, “yeşil gâvur parası” (İsteyen, virgülü dilediği yere koyabilir.)bu işe yetmez...
   Hindistan bile devlet oluşunu O’ na borçlu olduğunu söylüyor.
   Kulun kula kulluğunun sürdürüldüğü şu dünya düzenini yok etmekten daha zordur bu düşünceyi gerçekleştirmek.
Çünkü O, mazlumların kurtarıcısıdır.
Eğer amaç çok çok iyi niyetli, Atatürk’ü ve Kemalizm’i genç kuşaklara daha iyi anlatmak ve benimsetmekse (Sanki eski kuşaklar çok iyi anlamış...) gene yanlış. Çünkü;
Atatürk’ün bilinen yönlerini dosdoğru anlatabildik mi, benimsetebildik mi, insanımıza? Biçimle uğraşırken, özü yitirdik. Kimileri “Oh olsun!” derken kimileri “Vah vah !” diyerek izledi olanları.
Yalan mı söyledi?
Palavra mı attı?
Safsata mı yaptı?
“Köylü milletin efendisidir.” derken.
“Egemenlik katısız koşulsuz milletindir.”derken.
Yarattığı güzelliklere bir arpa  boyu yol aldıramadan, O’ nu arpa tanesince küçültmeye çalışan arpa tanecikleri, anamın masalındaki gibidirler.
Yüzleri görünmez...
İnsana benzerler...
Ayakları tersinedir, ecinni gibi.
Bilen bilir.
Kıravat takarlar...
Biraz ütülüdürler...
Size kızıyorum berber amcalar. Berber amcalar kızıyorum size; hep sakalları kesiyor, kılları koparıyorsunuz. Koparılacak onca kafa varken...
Son söz: İnsanoğlu, yaradılışı gereği her zaman bir “Büyük” e gereksinim duymuştur.