Arşiv Anasayfa "Ö" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
ÖYLE DEĞİL BÖYLEYİM By: Grkm Date: May 04, 2007, 10:02:49 PM
ÖYLE DEĞİL BÖYLEYİM

   Us (akıl) sağlığı yerinden oynamamış her insan, üstün bir varlık olarak görür ve gösterir kendisini. “Gösterir!” diyorsak, göstermeye çalışır. Gerisi, karşısındakilerin anlayış gücüne kalmış. Ya gördüğü gibi görür, ya da gösterildiği gibi…
   Biraz karışır gibi mi oldu?
   Açalım:
          “Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün. – Mevlana”
          “İnsan kendisini beğenmezse, çatlar…” demiş atalarımız. Öyledir öyle. Ayna karşısından ayrılmayan kadınları düşünün. Kadınları, genç kızları, delikanlıları…
          “İnsan kendisini beğenmezse çatlar…”
   Beğendikten sonra da  “Yaşasın dünya!”
   Bu, dış görünüşüyle ilgilidir çoğu kez insanın.
          -Burnum accık şööle ama, ağız güzelliğim kapatıyor onu.
          -Bacaklarımın düzgünlüğü, örtüveriyor boyumun kısalığını.
          -Ne olmuş yani biraz sivriyse kafam! Vücudum üçgen ya…
   Dedik ya, dış görünüşle ilgili bunlar.
   Ya iç yapı?
   Ya kafanın içi, beynin içi?
   Oralarda da, o yönde de üstün görmek ister insan kendini. Kimselere pabuç bırakmaz. Boşuna mı demişler:
          -Akıllar pazara çıkmış, herkes kendi aklını beğenip almış.
   Pek çok konuda akıl beceriksizliğimizi kendimiz kabulleniriz de, kesinlikle başkalarına söylemeyiz bu doğruyu… Yaşamın otuz yılını, kırk yılını geçirmişiz bir metrelik uzunluğu doğru tahmin edemeden ama,
          -Vallahi de, billahi de, tallahi de tahminlerimde yanılmam ben. diyen nicelerine tanık olmadık mı insanların…
   Çürük domatesleri sepetin altına, sağlamlarını üstüne koymak da bir başka yönü bu işin.
   Aldatmak yönü yani.
   Beceriksizlik özelliklerimizi, kötü özelliklerimizi, eksikliklerimizi hep geri çekeriz de, üzerlerine sofra bezini atarız da, kendimizce güzel olanları sunarız insanlık vitrinimizde…
   Yağlı-paslı meşin gocuğunun altından, “paçalı tavuk” un paçaları gibi asılırken çeketinin etekleri;
          -Ama bu yakışıyor bana! demişti delikanlı.
   Herkesin satacağı bir şeyi vardır elbette. İyiler sepetin üstünde.
   İyi olmak, iyi tanınmak iyidir elbette. Güzel olmak, güzelliklerle tanınmak güzeldir elbette. Us(akıl) lu olmak, uslu tanınmak… çok çok güzeldir elbette. Ama ya öyle değil de öyle isek? Yani, öyle göstermeye çalışıyorsak kendimizi, öyle olmadığımız halde?
   O zaman ne olacak?
   Her beyaz sakallı, dedemiz değil ki bu dünyada. İşi değirmencilik değil ki beyazlaşmış her insanın. Usumuzun kaç derece olduğunu ölçmek isteyen egzotik adamlar;
           -İki kere iki kaç eder? diye sınamıyorlar ki akıl gücümüzü!
   Zor sorular soruyor el’in adamı, zor…
   Terletiyor adamı.
   İlginç bir varlık şu insanoğlu. Deneme türünün babası Montaigne diyor ki;
   Bizi dünyaya getiren tohum, o bir damla sıvı ne müthiş şeydir. İçinde babamızın yalnız beden biçimi değil, duygular-düşünceleri-eğilimleri bile var.
   Kim, kendisi için ne derse desin; alacak olan bilir malını…