ÖTMEYEN BÜLBÜL By: Grkm Date: May 04, 2007, 10:03:03 PM
ÖTMEYEN BÜLBÜL
Kimi insanlar için sivrisinek vızıltısı olarak algılanır, saz sesi olarak sayılırlar. Kimileri için davul zurna olsalar bile az görülürler. Onlarca yılın imbiğinden geçen masallarımızdan söz ediyoruz. Kıssadan hisse veren ata armağanı kültür ürünlerimizden.
Torul yöresinden derlediğimiz “Ötmeyen Bülbül” adlı masalı, bu masaldaki kıssadan hisseyi paylaşmak istedik sizlerle.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir adamın biribirinden akıllı üç oğlu varmış. Bu üç oğlan el ele vermişler, uğraşa uğraşa bir cami yapmışlar. Yapmışlar ama babalarının yüzü hiç gülmezmiş. Bir gün babalarına,
-Baba yüzün neden gülmüyor? Yoksa cami hoşuna gitmedi mi? diye sormuşlar. Babaları da,
-Yok oğullarım, hiç hoşuma gitmez mi. Fakat bu caminin içine bir de bülbül ister. Hem de güzel öten bir bülbül. Eğer o bülbülü bulup getirirseniz benim de yüzüm güler demiş. Deme o deme, üç kardeş düşmüşler yollara. Yaptıkları cami için, babalarının istediği bülbülü aramaya koyulmuşlar. En küçük kardeş diğerlerinden hem ayrı gitmiş hem de çıtırıklı bir yoldan gitmiş. Gitmiş gitmiş bir eve varmış. Kapıyı açmış, bir de bakmış ki nur topu gibi bir kız… Elinde gergef, hem işliyor, hem de türkü söylüyor. Oğlana, niçin geldiğini sormuş. Oğlan da anlatmış. Kız, oğlana yardım etmeye karar vermiş. Oğlana,
-Bu evin önündeki yoldan yürüyeceksin. Gide gide bir eve varacaksın. Evde bir devle dört tane kız var. Evin dört tane odası varmış. Oğlan az gitmiş uz gitmiş, eve varmış. Kapılarını açmış; her odada bir kız… En sondaki kapıyı, dua okuya okuya açmış. Bir de ne görsün; bir dev çıkagelmiş. Oğlan hemen ölü devin memelerini emmeye başlamış. Bu durumu gören dev, oğlana hiç bir şey yapmamış. Bu arada devin yedi oğlu çıkagelmişler. Dev babalarına,
-Baba, bunun yüreği insan yüreği kokuyor demişler. Dev de,
-Bu da sizin kardeşinizdir, ona iyi bakın demiş. Oğlan orada birkaç gün kalmış. Bir sıra kızların birine derdini açmış. Kız da,
-Buradan epeyce gideceksin, bir ırmağa varacaksın. Irmağın kıyısında bir ip var; o ipi kaldır, ırmağın suyuna vur. Irmaktan karşıya geçersin. Karşıda büyük kapılara varacaksın. Kapıları açıp, içeriye gireceksin. İşte, bülbül, o kapıların ardında. Bülbülü oradan alıp kaçarsın demiş.
Oğlan, kızın dediği gibi yapmış. Issız evden bülbülü alıp kaçmış. Gele gele bir yol ağzına gelmiş. Gelmiş ki ağabeyleri de orada. Ağabeyleri, oğlanın elinden bülbülü almak için onu göle atmışlar. Boğuldu diye bırakmışlar. Bülbülü alıp, babalarına götürmüşler. Babaları çok sevinmiş. Bülbülü camiye koymuşlar ama bülbül bir türlü ötmüyormuş. Hepsi şaşırıp kalmışlar. Babaları bu sefer de çok kızmış.
Gel zaman git zaman küçük kardeş gölden çıkmış. Doğru köylerine gitmiş. Babası onu tanımamış. O, bülbülün yanına gelirmiş bülbül ötermiş. O gidermiş, bülbül de sus-pus olurmuş. Bir gün babası dayanamamış,
-Oğlum bu ne keramettir, sen kimsin?diye sormuş. Oğlan da başından geçenleri anlatmış. Babası vurmuş sarılmış oğluna. Diğer iki oğlunu da evlatlıktan silmiş. Sonra da onlara,
-Cami yapmakla eğri yürek doğrulmaz demiş.
Masalımızı dinlediniz. Sabrınıza sağlık. Kıssa bizdendi, halkımızdan. Hisseyi de dileyen dilediği gibi alsın. Kendi vicdan ölçülerince elbette.