ZEKÂT By: Grkm Date: May 05, 2007, 10:06:52 AM
ZEKÂT
Yöre halkı ondan duymuştu ilk kez “pansiyon” sözcüğünü. İlçenin tek ortaokulunun yanına pansiyon yaptırıyordu, uzak köylerden gelen öğrencilerin barınabilmesi için. Buluşu da çok ilginçti dönemine göre: Devlet dairelerinin herhangi birinde işi olan, önce pansiyonun yapımında çalışacaktı. Bilmem kaç saat, yarım gün, tam gün…
Ofis (Toprak Mahsülleri Ofisi) ten ofis (buğday) almaya gelen köylüler, pansiyon yapımında çalıştırılıyordu önce.
Yapı yükseliyordu.
Yapı yükseldikçe, halkın inancı da artıyor, artıyordu.
Kaymakam Cezmi Bey, “adam gibi adam” dı halkın gözünde. Adam gibi adam. Çalması-çırpması yok, yalanı-dolanı yok.
İnanılır adamdı Kaymakam Cezmi Terzioğlu…
Düşünceleri, uygulamaları, giyimi, görünümü çağdaştı, moderndi.
Seviyordu halk Cezmi Kaymakam’ı…
Yapı yükseldi.
Geldi oturdu uzak köylerden yoksulun yoksulu aile çocukları.
Yenileri geldi Cezmi Bey’in pansiyonuna sırasını savanların yerine. Sonra yenileri… yenileri… Kimi öğretmen oldu çocukların, kimi çiftçi, kimi doktor, mühendis…
Bir güzelliği daha vardı Kaymakam Cezmi Bey’in, uzaak köylerden gelen yoksulun yoksulu öğrencileri için. Öğlen için yemek hazırlattırırdı kasabanın “eli dönen” lerine. Yoksulun yoksulu öğrenciler için elbette.
Kimi “eli dönen” ler pansiyona gönderirdi peynir-helva-zeytin-kavurma-ekmek karışımını, evinde-bahçesinde ağırlardı kimileri, yoksulun yoksulu öğrencileri.
Güzel günler de yaşanıyordu onca olumsuzluğun yanında, Kaymakam Cezmi Terzioğlu Bey’in kasabasında. 1960 lı yıllarda.
Zekât, o dönemde de vardı…
Çooook sular aktı köprülerin altından.
Çoook şeyler değişti, bir türlü değişmeyen kafaların yanında.
Geldik bugüne.
İslam’ın koşulları gene beş:
Biri yine zekât…
Özellikle Ramazan’da bir başka oluyor güzel ülkemizin güzel sokakları. Bambaşka oluyor. Afganistan görüntüleri gibi. Köşe başlarını tutmuş dilenciler… dilenciler… dilenciler…
Kadınlar…
Erkekler…
Gencecikler…
Çocuklular…
Siz, rujlu dilenci gördünüz mü, rujlu? Ojeli?
Kimseleri incitmez mi bu görüntüler? Kırmaz mı onurunu? Kanını, kanını dondurmaz mı?
Yoksa zekâsı yetmiyor mu bu sorunu çözmeye çağımız insanımızın?
İslamın koşulları gene beş…
Zekât gene var…
Dilencilik? O hep var…