Arşiv Anasayfa "G" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
GAAAAK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: June 15, 2007, 11:12:52 AM
         
   Yanıtı, tarafımızdan biliniyor olsa da;
           -Aşağıdaki hayvanlardan hangisi ortalama yüz yirmi yıl yaşamaktadır? sorusuna bir,
           -Gaaaak! Gaaaak! sesi ekleyip, geçelim bundan daha ağır sorumuza.
           -Günümüz okullarımızda fen sınıflarımızdaki öğrencilerimizin sayısı mı daha çoktur, sosyal sınıflarımızdaki öğrencilerimizin sayısı mı?
           -Gaaaak! Gaaaak!
    Amerika’da North Carolina Üniversitesi’nden bir bilim adamı, bir prof. dr. gelmiş yurdumuza. (10.06.07 tarihli Milliyet haberine göre) Ankara’da yıllaaar önce  bir bakkal dükkanı ile işe başlayıp, dünya ekonomi devleri arasında yer alan Koç Topluluğu’nun Vehbi Koç Ödülü’nü almaya gelen bu bilim adamı, North Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Aziz Sancar…
           -Nasıl? Şaşırdınız mı yoksa adının bir Türk adı olduğuna. Yoksa, yanıtın;
           -Gaaaak! olmadığına mı şaşırdınız.
    Prof. Dr. Aziz Sancar, belli ki yaşamında “Gaaaak!”lara karşı hiç mi hiç yer vermemiş, pabuç kaptırmamış bir bilim adamı. İnsan DNA’sını onaran genler üzerinde çalışıyor. İnsan vücudunun biyolojik saatini düzenleyen dört “gen” den birini bulmuş!… Bulduğu “gen”in adını “kriptokrom” olarak koyup, patentini de almış.
    İçerideki “Gaaaak!”çılar  duysalardı “Gaaaak! Gaaaak!” sesleri arasından, elbette Türkçe bir ad  bulurlardı “kriptokrom” adı ile örtüşecek. Elbette, dilimizde milliyetçilik adına…
    Bu yıl altıncısı verilen Vehbi Koç Ödülü’nü almak için Türkiye’ye, yurduna gelmiş müthiş bir bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar.
    Olmayan neyi düşünecek, aklı olanlar düşünsün ödülü verenle alanın ayakları altında “Gaaaak!” merdiveni olup olmadığını…
    Günün konusu, günün kitabı olduğu için bir kendimize, bir de okul kütüphanemize almıştık o günlerde Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler’ini.
   -Valla, Hocam ne yalan söyleyeyim, ben bu kitapla tanıdım bu adamı… itirafı, kaç değişik ses tonu ile gelmişti kulağımıza o günlerde, beyaz yakalılardan.    Görülen lüzum üzerine, sayısını sekize çıkarmıştık o günlerde, kütüphanemizdeki Şu Çılgın Türkler’in. (Bir Moğol rüzgarı ile sekizi birden…)
    Ne ilgisi mi var?
    Bilim dünyasına parmak ısırtan bu müthiş Türk, Prof. Dr. Aziz Sancar, altı kez daha okuyacakmış Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler’ini.
   -Yapmayın aziz Aziz Hoca’m! Haklı çıkarmayın sakın memleketteki şu birkaç (!) “Gaaaak!”çıyı… Siz nasıl olur da altı kez okuyup, anlayamazsınız Şu Çılgın Türkler’i… Siz ki altından girip, üstüden çıkarsınız insan genlerindeki krıptoların… Siz ki pek çok bilim adamının akıl erdiremediği insan “anlak” ının kavramakta güçlük çektiği umarsız hastalıklara umar kapılarını aralarsınız…
Ya nasıl olur da altı kez okumakla anlayamazsınız duygularını Şu Çılgın Türkler’in…
    Bu kez fırsat yok “Gaaaak!”çılara. Okyanus ötesi bir ülkeden, ülkesine ödül almaya gelen, sessizliği ile yankılar uyandıran bu bilim adamımızı “Gaaaak!”lara boğdurmayacağız. Yanıt kendi ağzından:
   -Beş-altı kez okudum. (Şu Çılgın Türkler’i) Çok beğendim. Beş altı kez daha okuyacağım…
    Hayret! Bizim kimi beyaz yakalılarımız, ön-arka kapaklarına bakarak anlayıvermişler (!) Şu Çılgın Türkler’in çılgınlıklarını…
   Son söz: Vehbi Koç Ödülü  Başkanı Sayın Mustafa Koç’un “akıl tutulması” deyimi sakın “kriptokrom” sözcüğüne Türkçe bir karşılık bulamayan dil milliyetçilerini uyandırmasın…