Arşiv Anasayfa "B" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
… BAYRAMI By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 05, 2007, 11:06:21 AM
                                       …  BAYRAMI
         Aradan kaç yıl geçtiğini anımsamıyorum. Dini bayramlardan           biri öncesiydi. Üniversiteli hanım kız haber göndermişti.
  - Hocam bana çifte bayram yaşattı. Kendisine minnettarım.                         Falan filan…
       Yeniden üniversiteli olmuştu sanıyorum. Bayram sayılacak bir sevinç yaşaması doğaldı elbette. Bir de dini bayram, çifte bayram olmuştu elbette.
       Gerçi bir densizliği olmuştu geçenlerde ama ne yapalım.
       Öğretmenin de densizi var.
       Kadının da,
       Erkeğin de,
       Yöneticinin de…
       Bir sevinç üzerine kuruludur bayram. İster dini bayram olsun, ister ulusal bayram olsun; mutluluk üzerine, sevinç üzerine kuruludur.
       Hangi ulus, yurdunun elinden alınışına bayram yapmaktadır?
       Bağımsızlığın elinden alınışına sevinen toplum var mıdır?
       Öyledir, öyle…
       Sevinç anlayışının sonucudur bayramlar. Mutluluk anlayışının sonucu.
       Yavuklusuna,
       “Gel bugün bayram olsun” diyen halk ozanı bu felsefeyi vurguluyor besbelli. Sevgilisi gelirse, o günü bayram olacak. Yani; mutlu olacak, bayram yapacak.
       Bayram yaptı birileri geçen hafta. Bayram yaşadı. Düzeltiyorum; mutluluk yaşadılar önce, sonra bayram yaptılar…
       “Konu ?” mu diyorsunuz?
       Yok daha neler…
       Demek duymadınız.
       Bağışlayınız; sıklet altındayız, tesir altındayız,kamyon altındayız ezilmişiz de ondan. Sesimizi yetiştiremiyoruz sağır sultanlara.
       Demek dil bayramını yaşamadınız.


































       Şarkı boşuna mı diyor,
      “Desene ki güzelim, sen hiç yaşamamışsın.”
       Arap Abece’sini atıp da Latin kökenli Türk Abecesi’ne geçişimizin değil ama “müfredat” sözcüğü dilimizde baş köşede hâlâ yaşatmakta olduğumuzun mutluluğunu yaşayarak bayram yaptık, bayram…
- Yalova neresine düşer Trabzon’un?
- Pardon! Dilde yurtseverler mi yanıtlasın, dilde milliciler mi?
Yalova’ya giden meslektaşlarımıza sorduk.
- Batı Cephesi’nde (Pardon, müfredat cephesinde) yeni bir şey yok. dediler.
Gene de bayram…
Uzay’a uydu göndermeyişimize hayıflanmak değil ama, yapabileceklerimizi yapmamamıza hayıflanmak hakkımız elbette. Hayıflanma duygusunu yitirmemiş olanlar için elbette.
Ne değişti 1928’den bu yana?
Dil’den yana?
Bir abece değişikliğinden başka ne değişti, ne?
Arttırabildik mi günlük kullanımdaki Türkçe sözcük sayısını?
Oturtabildik mi Türkçe’nin kurallarını, yaygınlaştırabildik mi?
Getirebildik mi bu güzelim dili bilim dili durumuna?
Kurtarabildik mi gençlerimizi İngilizce bilememe ezikliğinden?
Gençlerimize belletebildik mi Türkçe’nin zevkini, inceliğini?
Tamam mı tarama işimiz.
 El’in “trenini- tiren, sporunu- sipor, traşını- tıraş…” yapmaktan başka ne yaptık. Siz, saçını sakalını- bıyığını karalara boyayan  yetmişlik delikanlılarda yirmi yaş üretkenliğini gördünüz mü hiç?
       Altın palan vursun da…
       Sözcüğü bilmem hangi renge boyasan da…
       Herkes kendi havlusunla girer banyoya. Başkasının havlusuyla banyoya girilmez!
     


































       Yaşanmış bir olay. Rahmetli yüklenici Yunus Ağabey yaşamış. Asker arkadaşı, bir kağıda,
       -Hasan p….tir. diye yazmış ve,
       -Oku Yunus! demiş. Yunus,
       -Ben sana böyle diyemem demiş. Onca üstelemeden sonra utana-sıkıla okumuş yazıyı Yunus. Sonra, Hasan bir tomar para çıkarıp atmış yazının üzerine.
       - Şimdi oku!
       - Okunmuyor ki…
       - Okunmaz ya! Para onu da kapattı değil mi?
       Hesap sanki o hesap. TV kanallarının sayfalarında kullanılan dil(!)e bir bakınız. Hayır, siz bakmayınız. Etkililer-yetkililer baksın. Ne adına olursa olsun, baksınlar da… Topluma, özellikle de çocuklara ve gençlere yeni bir dil(!) kazandırdıkları için,
       Bayram yapsınlar.
       Ha, unutmadan; bayramlarda kına yakılır…