Arşiv Anasayfa "E" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
EGEMEN HANIM By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 09, 2007, 12:19:35 PM

EGEMEN HANIM

   Kanımızın yüzümüze verdiği kan kırmızılığına ve yüreğimizdeki apaklığa imrenerek olsa gerek;
        —Anadolu insanı başkadır, bambaşkadır. derdi Başkan Bey. Yaşasaydı, içi yana yana gözlemleyecekti Anadolu insanındaki bu başkalıkları, bambaşkalıkları.
        —1950’li yıllarda başladı bu insanlar, Dikili-Ayvalık kıyılarında denize girmeye. dediğinde, küçük dilimizi yutacak olmuştuk. Deniz kültürsüzlüğünden yakınıyorduk.
   Disiplinden, kurallardan, düzenlilikten yana idi Başkan Bey.
       —O dediyse, doğrudur. derdi halk, Başkan Bey’in görüşleri için. Sevilirdi… Sayılırdı…
   Çoook çok turistik ve tarihi bir ilçemizin belediye başkanı idi Başkan Bey. Açar kırmızı şarabını, saatlerce otururdu bir tek söz etmeden.
   Küçük oğlan ilkokulda.
   İstanbul Hukuk’ta ortanca oğlan.
   En büyük delikanlı lise iki de.
   Ortalama her akşam bir kez:
       —Yapma be hanım! Bırak şu çocuklar tanışsınlar artık yaşamın gerçekleriyle… diye bozardı suskunluğunu.
   Hanım egemen… Tek egemen…
   Hanımın egemenliği altında ortanca oğlan, sorunlu apandisit ameliyatı ile cebelleşirken; aynı gece büyük oğlan bir magandanın becerisi (!) ile bitişik odada can çekişiyordu.
   Ertesi gün:
   Egemen hanımın saçlarının bir gecede bembeyaz oluşunun tanığı olduk. Delikanlıların en büyüğü, ertesi günkü Çocuk Bayramı’nı, daha sonraki bayramları hiç mi hiç göremedi. Başkan Bey de,
       —Yapma be hanım! Bırak şu çocuklar öğrensinler yaşamın gerçeklerini… demedi, diyemedi.
   Edebiyatta anı ünitesini işliyoruz. Dürüstçe yazılmışsa, tarihe ışık tutar anılar. Yol gösterir insanlara. Beyaz baston görevi görür görmeyen gözlere, körelmiş vicdanlara.
   Acı bir anamızı anımsattı bize tutumu gençlerimizin. Yalnızca gençler mi? Aileler de… Çocuklarına yaşamın gerçeklerini göstermeyen, gösteremeyen aileler de…
   Oysa, en büyük oğlunu bedel olarak vermişti Egemen Hanım, yaşamın gerçeklerini oğlundan saklayışına.
   Hiç ders alınsa… Ama ders alınmıyor ki… Kimi aileler özellikle, evet evet, özellikle…
   İşte bu yüzdendir ki, dünyada hiçbir dilde yer almayan sözcüklerle koro tutturuyor sokaklarda gençler. Zengin bir koro.
   İşte bu kültür yoğunluğunu (!) yaşayan lise son sınıf öğrencisi,
       —Kim bilir kaç trilyon liradır şu dolmuş taksi! diyerek kanıtlıyor yaşamdan kopukluğunu.
   Siz veliler,
   Siz öyle yapmayınız.
   Egemen Hanım olmayınız siz.
   Tanımadıklarınızı, yöneticilerinizi, öğretmenlerinizi hedef gösterir gibi yapmayınız çocuklarınıza. Yapmayınız çünkü; gün geliyor, kendi ailesi hedef oluyor çocuğun sevgisizliğine, çocuğun çıkarlarının engellenişine. Sık sık görüyoruz ya boyalı basında;
       —Ninesinin boğazını kesti delikanlı, harçlık vermediği için.
       —Çocuk, pompalı tüfekle vurdu babasını.(…)e izin vermediği için.
   Son söz: Çocuklarımız bizim “ekin”imizdir. Yaşamın güzelleşmesi için çaba göstermeyenin, yaşamdan güzellikler beklemeye hakkı yoktur.