Arşiv Anasayfa "T" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
TÜRKİYE İZLENİMLERİ II By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 09, 2007, 12:34:32 PM
TÜRKİYE İZLENİMLERİ II

Afyon-Aydın-İzmir doğrultusunda yol boyunca meyve satıyor,zeytinyağı,sabun satıyor,sebze satıyor Mustafa Kemal’in Elifçik’leri.Yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar gerektiğinde vatan uğruna yeniden ölmek için.Düşman kadar acımasız,kavurucu güneşin altında.
Batı’dayız.Batı bir başka,bambaşka.Artılarıyla-eksileriyle,yerlisiyle-yabancısıyla bir başka Batı.Sosyal etkileşim daha yoğun.Sosyal genler daha barışık.Türk’ü,Fransız’ı,İtalyan’ı... kendi ortak doğası olarak görüyor Kuşadası’nı,Marmaris’i Bodrum’u...
Boyunuzca uzanıverdiniz kumsalda.Kızgın güneşin altında.Hiçbir karşılık beklemeden okşuyor teninizi imbat.Cıvıl cıvıl insanlar.”Kimi Hindu,kimi yamyam,kimi bilmem ne bela...” değiller artık.
Bir çocuk mızmızlanıyor yanımızda.Bir başkası öbür yanımızda.Çocuk her yerde çocuk...Bir farkla;biri Türkçe ağlıyor,diğeri Fransızca..!
“Zıkkımın kökünü ye!” sözümüzdeki zakkum,en yaygın bitkisi sahillerin.Bir kara gözlüklü çıkıyor zakkumların arasından; göbeği fazlalık,don’u düşük.Yürüyüşü argo,konuşması argo...Eh maganda yokluğu çekecek değiliz ya bunca zenginlik arasında.Yerli bir kadının yırtınışı bozuyor plajın sessizliğini:
-Yapma anneciğim yapma!diye sesleniyor çocuğuna.Olsun varsın.Hiç olmazsa “Ballim,ballim” yok buralarda.
 Ekonomi...Ah ekonomi!Üç kişiyiz beş kişilik yemek masamızda,üç Fransız geliyor ve kendilerine yer vermemizi istiyor.Madam belli ki çatlak...Ama çatlak olmayan bir şey var insanın gururunu kıran:Frank’ın gücü.Belli ki daha çok çok uğraşımız olacak bu “Madam”larla.Kolay gele...
Turist rehberliğinden işe başlamış otel işletmecisi.Türkiye-Avrupa kapsamında onuncu otelini açmış.Bir kasaba büyüklüğünde işletme.Yönetim öylesine oturmuş ki;dirlik-düzenlik içinde yürüyor işler.Lacivert giysisinin omuzundan kepeklerini silkeleyen yönetici tipi yok burada.Göbeğini kaşırken,koltuğunda sağa-sola yalpalayan yönetici tipi de yok.Olsaydı,Fransızlar akıp durmazdı bu işletmeye.Koşturup duruyor görevli genç kızlar,delikanlılar.Hepsi işinin bilincinde.Şakır şakır Fransızca konuşuyorlar.
-Onca parayı veren (patron),bizden görev bekliyor diyor girişteki gencecik,güvenlik görevlisi kızcağız.
Kahvemiz elimizde,iki büyük havuz çevresinde geziniyoruz akşam yemeği sonrası.Bir bildiği var kanımca bu işletmecinin:Kurtuluş Savaşı’ndaki Elifler’in kağnılarını toplamış sergilemiş bahçenin değişik yerlerinde.Birinin bir kolu kırık diğerinin boyunduruğu.
           -Bu memleket böyle kurtarıldı mı demek istiyor.Ne bilinir,derin işler bunlar...
            Çocuklar da unutulmamış bu işletmenin işleyiş düzeninde.Gündüzleri değişik sporlar. akşamları kabare...Yönlendirici,çocukların da oyuna katılımını sağlıyor.Her çocuk etkin...Her çocuk, kendi diliyle katılıyor oyuna.Yönlendiricide dil gani;Türkçe,Fransızca,İtalyanca...
           Sabahın 07.20 si.Denizden çıktık.”Geliyorum!” der gibi güneş.Palmiyelerin altında,zakkumların arasında yazmaktayız bu izlenimleri.Tuz yoğunluğu yüksek damlacıklar ıslatıyor kağıtlarımızı.Dalgaların dinlendirici,kendine özgü şarkıları.Özel bir yaradılışı var sanki şu palmiyelerin.Dipdiri bir gövde,sivri sivri yapraklar.Keskin bir kılıcı andıran yapraklar.
         -Barışı bozanın gözlerini oyarım mı demek istiyorlar bilinmez.Doğanın dili de kendine özgü...
          Fotoğraf çektirmek için makinemizi uzattığımızda tanıştık Murat’la.Bahçe işlerine bakıyor,gözüne baktığı gibi.Bağını-bahçesini,evini-tarlasını bırakmış gelmiş Siirt’ten.
          -Devletime düşman olmak zorunda kalmayayım diye terkettim baba ocağını diyor Murat.Anadolu insanının boynu büküklüğü var duruşunda.Bizim Murat.
Askerliğimiz sırasında Tokat’ta,patlıcan kebabı yemiştik bahçelerde,çimenlerin üzerinde.Kene’ler basmış şimdilerde oraları.Bu çimenlerde de var mıdır acaba?Yok canım,daha neler...Düzenli olarak ilaçlanıyormuş bahçe.Hoş,keneler ne zaman eksik oldu ki Anadolu toprağından...
Kahvaltı başladı...Kahvaltı ile bir korkunç yarış da başladı.Çok doyumsuz şu insanoğlu çok.Tıksırıncaya,pıksırıncaya kadar yiyor;
Sonra kolesterol!
Sonra tansiyon,
Sonra...
Bir “öbür Türkiye’yi” besler israfımız...