GÜLEBİLMEK BECERİSİ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 10, 2007, 12:27:18 PM
Güneşin kendisini Menemen Ovası ‘na en cömertçe bıraktığı günlerde ergenlik çağını da doyasıya yaşamış birkaç domates koysam önünüze…Yanında ,genç kızlığına da delikanlılığına da aynı güneş altında olgunlaşarak erişmiş biberler ,soğanlar ve desem ki ;
-Hadi,bi’ güzel menemen yap da parmaklarımızı yedir bize lezzetten…
Söyler misiniz ,kaçınız gösterebilir bize böyle bir beceriyi ,böyle bir ustalığı!
Kiminiz ,kendiniz bile küçümsersiniz kendi yaptığınız ve adı menemen ama kendi ne menem şey olan şeyi …Oysa,içinizde birisi var ki; parmaklarımızı da yedirir bize ,yaptığı menemeni yedirirken.
İşte ,”-e bilmek” budur.
Beceri budur , ustalık budur .
-Gülmüyoruz …İnsan olarak da gülmüyoruz ,toplum olarak da gülmüyoruz.desem,anlamayanlar sanır ki ;biz ,gülmeyi biliyoruz da isteyerek gülmüyoruz .Gülmek istemediğimiz için gülmüyoruz . Olanını söyleyelim öyleyse.Doğru doğru dosdoğru olanını:
-Gülemiyoruz … “-e bilmek” ten yoksunuz yani.Can atıyoruz gülebilmek için ama , gülmeyi bilmediğimiz için gülemiyoruz . Can atarız , cirit atarız , fink atatrız, amut atarız …gülebilmek için ama , gülmeyiz değilse bile , gülemiyoruz .
Ustalık, yapa yapa öğrenilir .
Gülmede ustalık da öyle : güle güle ustalaşır insan gülme konusunda.
Yok canım ! O türden değil sözünü ettiğimiz gülme.
-Gülme komşuna gelir başına . türü gülmeden söz etmiyoruz.
-Mutluluğun resmini çizebilir misin ? demişti ya Abidin Dino ‘ ya Koca Ozan … İşte onun gibi bir şey …Mutluluğa gülmekten , mutluluğun güldürmesinden söz ediyoruz .
Karnımız doysun da , gülme gücümüz olsun diye söz ettik Menemen Ovası güneşinde yetişen domatesten yapılma menemenden…
İşte gördünüz , kendiliğinden geliverdi gülebilmenin temel koşulu ile ilgili lisansüstü sorusunun yanıtı .
Gülebilmek için tok olmak gerek , tok …Menemen Ovası domatesi ile doyurulmuş olmasa da , bir biçimde doyurulmuş olmalı , tok olmalı insan . Gülebilmek için elbette.
Boş çuval dik durmuyor.
Aç ayı oynamıyor.
İnsan açken , mutlu olamıyor.
-Boğaziçi Vapuru bir kamara dolusu asık surat taşıyor. diyor Yusuf Ziya Ortaç . Orhan Veli ise ,
-Geç bunları anam – babam geç…
Sadece Boğaziçi Vapuru “nun bir kamarası mı gülemeyen , somurtan insanlarla dolu! Parklar , caddeler , sokaklar, kaldırımlar… Dolu , dolu , karagülmezlerle dolu ortalık . Sınıflar , anfiler , banka önleri yüzlerce yılın gülmezleriyle dolu .
Siz bakmayın arada “güler gibi” olan yüzlere .Tırrrrlatmış olmanın gülüşüdür onlar …
Kendisine yaşama sevinci verecek mutluluk doyumlarına ulaşmalı insan . Yaşıyorummm ! diyebilmeli önce insan, gülebilmek için elbette .
Neyin sözünü ettiysek – haddimiz olmadan – eksilmesin yüzünüzden…