GAZİ'DEN GAZİ'YE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 19, 2007, 09:45:09 AM
-Başkalarının parası ile, başkaları adına alış verişe ne dersiniz?
-Alışveriş güdülerimi doyururum. Yeter de artar bile.
-Başkalarının parası ile, kendiniz için alış verişe ne dersiniz peki?
-Allah!... derim. Ne diyeyim başka. deyişinizi duyuyorum…
Öyledir öyle, başkasının parasını harcamak hem hoştur, hem güzeldir.
Elimde bir dergi var. Kağıdı yönünden oldukça nitelikli ama içerik yönünden fosss! Kültüre, bilgiye, eğitime ağırlık verileceği düşünülmüş olmalı ki; eğitimle ilgili bir ad konulmuş dergiye. “Dergi” demekle, gerçek dergilere biraz saygısızlık ediyormuşum gibi olmak da geçmiyor değil yüreğimden ama; e, risale mi diyeyim. Boyası, kâğıdı, kapağı, sayfa sayısı… İyi, iyi.
“Başkalarının parasını kendi hesabına harcamak” mı demiştik. Bu da öyle, bu da öyle. Derginin parası, o aylığımızdan fazla ödediğimiz vergilerimizden karşılanıyor. Cumhuriyet Türkiyesi’nin Cumhuriyetçi insanlarının parası yani.
Fosss! dediğimiz içeriğine bakalım biraz da. Görünüşü “her zaman ve her yerde” güzel nasıl olsa. İçinde ve dışında, kapağında ve her sayısında o “mâlum ve mahut” resimler.
Derginin içindeki saygın (!) yazılardan birinin başlığı:
“Batılılaşma Maceramız ve…”
Biraz mı desek, oldukça mı desek aşağılama kokuyor gibi geldi bize bu “Maceramız…” sözcüğü.
“Cumhuriyet yönetimi, yeni bir siyasal yapıyı örgütlemekle birlikte, Batılılaşma yolundaki tezleri devleti kurtarma perspektifinden değil, yeni bir toplumsal yapı oluşturma amacı ile ortaya atmıştır.” Diyor pek sayın (kendi diliyle) mütefekkir(!)
Üç kıtaya yayılmış olan bir Osmanlı İmparatorluğu’ndan, elde kalan son Ankara büyüklüğündeki bir topraktan bir yurt, bir devlet yaratan anlayış, elbette ki “yeni bir toplumsal yapı” oluşturacaktı. Bu, cumhuriyettir bir avuç canlının benimseyemediği ama Türk Ulusu’nun vazgeçilmezi.
Yoksa Cumhuriyet’e mi, “C” harfine midir alerji?
“…yeni yönetim anlayışını kabul ettirmek isteyen Cumhuriyet, Batılılaşma çabalarını daha da hızlandırmıştır.” diyen sayın mütefekkir(!) Fatih-Harbiye romanından alıntılarla, yerden yere vurmaktadır Batılı anlayışı. Cumhuriyet’e yönelik bu anlayışsızlık da “Batılılaşmanın ve Batılılaşmayı yanlış algılamanın nedeni olarak Cumhuriyet’i göstermektedir. Yazık…
Durağan değil ki Türk İnsanı’nın yapısı, boşa geçirmiş olsun yüzyıllarını da, Ortaasya düzeyinde kalsın.
“Tanzimat döneminde İstanbul’un aşırı derecede kozmopolitleştiğini görüyoruz…” diyor mütefekkir(!)
O kozmopolitleşmeği yaratanlardan en birincisinin bu “kozmopolit” sözcüğünü kullanan sayın mütefekkir(!) olduğunu biliyoruz biz de.
Derya içinde dolaşıp da deryadan haberi olmayan nicelerini biliriz biz bu akıl fukaralarının.
“Yazar, çağının aynasıdır. Eserleri aracılığı ile… hakkında ip ucları verirLER.” diyor sayın mütefekkir.(!)
Elbette, kültürüne karşı çıktığın Fransızlara kapitülasyon hakkını verip, onların “kozmopolit” sözcüğü ile yatıp kalkarsan; anadilini de unutursun, babadilini de…
“Yazar… verirLER…
“Cumhuriyet’e tavırlı” olan bu kafalarla , Cumhuriyet’in ilânından bu yana işte yaratılmış olan genç anlayış(!)
Yazık ki Cumhuriyet’in yaratıcısının adını taşıyor basamaklarında yükseldiğin üniversite sayın mütefekkir(!)
Ve yazık ki armut hep dibine düşüyor: alıntıların hep kendi kafasında olduğun mütefekkir(!) hocandan, sayın mütefekkir(!)
Tarih, ihanetlerle doludur. Bu da Gazi’den Gazi’ye…