TÜRKÇE'NİN GİZLERİ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 24, 2007, 11:17:36 AM
“Giz”imiz, “Ben insanım!” diyen çoğunluğun yarasaya özenişi, imrenişi gibi değil kesinlikle.
Giz’imiz, baş(ak)ımızın dolgunluğunun verdiği ağırlıktandır, biline…
“Ağzımızdan annemizin sütü” olan dilimize saygımız, sevgimiz, elimizden geldiğince katkımız,
Ayandır…
Aşikârdır…
Açıktır… Apaçıktır …
Çünkü ulus oluşumuzun gereği olan dilimiz,
Onurumuzdur…
Şerefimizdir…
Haysiyyetimizdir…
Kırgızlar’ın Manas Destanı boyunca yazsak bitiremeyiz dilimizin, anadilimizin, Türkçe’mizin onurumuz olduğunu.
Elimizde bir yapıt var. Dil ile birazcık olsun ilgilenen, yazın dünyasına birazcık olsun ilgi duyan herkesin bildiği bir “üstâd”ün elinden çıkmış. Türkçe’mizin “giz”lerini açığa vuruyor.
Yıllaaaardır bize, bizden öncekilere, daha öncekilere Türkçe’mizin “ünlü kuralı”nı öğrettiler ve öylece öğretmemizi istediler. Kimler mi? Bu üstâd ve bu üstâdın kalfaları… ustaları. Öyle istediler ama diyor ki üstâd:
“Meselâ Türkçe’de “Büyük Ses Uyumu” dedikleri kaide, bir ses bahsine ait olduğu halde, böylelerinin (Türkçe’nin özleşmesini isteyenlerin) elinde kemikleşip kalmıştır. Aslında Türkiye Türkçesi’nde mevcut bu monoton kaide…” olmamalıdır. Bu kurala uyulmamalıdır demek istiyor üstâd…
Hiç olmaz olur mu sayın üstâd. Ne kurallar var şu güzelim Türkçe’mizde. Bunu, atıverelim gitsin. Deliverelim şu kurallar listesini. Nasıl olsa,
-Anayasa’yı bir kez delmekle ne olur yani! anlayışı yerleşti yerli yerine…
Yani siz, özgürlükten yanasınız. Sözcüklerin, ama Arapça-Farsça sözcüklerin özgürlüğünden yanasınız.
Düşünce özgürlüğünden yana olmayı da-bırakın denemeyi-düşünmeyi düşünebildiniz mi sayın üstâd!
Fransızım diyen Fransızca kullanıyorsa, Almanı ım diyen Almanca kullanıyorsa, bırakın Türküm diyen de Türkçe kullansın sayın üstâd ve onun günümüzdeki çırakları.
“Yine biz biliyoruz ki Türkçe‘ de bu kaide (ünlü uyumu kuralı) üzerinde ısrar etmek , Türk çocuklarının dil zevkini , dil gururunu ilk anda incitmektedir.Çünkü , o çocuklar soracaktır :
-Pekiyi , bizim dilimizdeki “ meydan , minare , cami , feza …” neden bu kuralın haricindedir?diyor sayın üstâd.Biz de diyoruz ki ;
-Bu sözcükler ve bunlar gibi daha binlercesi , Zigana Dağı ‘ nın doruğuna çöküp de bir daha kalkmayan sis gibi Arapça ‘dan gelip , çökmüştür güzelim Türkçe ‘ mizin üzerine …
“Dağdan gelip , bağdakini kovar “ casına .
Türk olup da “ Alman ya da Arap gibi olmak “la övünüldüğü şimdiye dek görülmedi sağlıklı insanlarda sayın üstâd .
“Hiç ibret alınsaydı , tarih tekerrür mü ederdi.”Türkçe ‘mize , Atatürk ‘ ten sonra nadasa bırakılmış dilimize uyarlayalım.
Türkçe ‘ mizin kurallarının oturtulması, yerleştirilmesi için Atatürk ‘ ten sonra uğraşılmadığından, belediye otobüsünde soruyor minimini öğrenci :
-Öğretmenim, sivrisinek bitişik mi yazılır , ayrı mı?
-Öğretmenim , “Demirkapı” ad tamlaması mıdır , önad tamlaması mı?
İşte böle sayın üstâd.
Kıssacıktan hissecik .
Düşünceye bir türlü tanıyamadığınız özgürlüğü , dilimizdeki gibi yozlaşmalara tanıdığınız için , küresel sermayenin gazozunu ayakta içme ayrıcalığı (!) artık yetmiyor kimi gençlerimize .Çok çok sesle geğirmek de gerekiyor “ karizma “ için .
Bir anı : biz Yerli Malı Haftası kutlardık bir zamanlar.
Bir dilek : Dilimiz öyle olmasın…