Arşiv Anasayfa "H" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
HASTANEDE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: February 12, 2008, 09:33:00 AM

Kendi tipinin en tipik örneği idi belli ki. Sözlüklere bakacağım.Küçücük bir eksiği varsa,-hakkını yememiş olmak için- ekleyeceğim.
 -Beni bu hastaneden atmak isteyen o  o  …çocuğu doktor var ya ,onu bulun bana onu! diye bağırışı eşliğinde duvarları yumruklayışı depreminin sesine uyandım.
 Güvenlikçisi-insanlıkçısı-doktoru-hemşiresi ha bire anlatıyorlardı.
-Burası acil servis bey’fendi.Burada size hizmetimiz sınırlı…falan filan…
 Yedi Kocalı Hürmüz gibi,yedi hastaneden kovulduğunu anlatıyordu,Çanakkale Destanı’nı ezbere okuyanların en birincisi gibi…Ve,
-Beni buradan çıkaracak olan doktorun… Duvarlara yumruk yumruk,yer sarsıntıları bir yana.
 Yaklaşık iki saat geçti böyle.Leş yerde yatıyor ama,kargalar da gözükmüyordu havada.Kumrular gibi sessiz ve bakışkandı çevresindeki güvercinler…doktorlar hemşireler…
 Bir hemşire yanaştı yanına.Bir Çalıkuşu…
-Bir trafik kazası oldu bey’fendi.Yaralılar getiriliyor,lütfen…Beyefendilikle uzaktan yakından hiçbir benzerliği olmadığını o da biliyormuş gibi,hiç sesini çıkarmadı önce.Duymazdan gelir gibi yaptı.
 Sonra bir bağırdı…Dev ananın bağırmasından daha beter.Yine o bilinen kişilere,yine o güzel (!) seslenmeler.
-Babanızın malı mı ulan,bu hastane!...
 Bir doktor yanaştı bir süre sonra.Kısa,tıknaz bir bayan doktor.
-Sana bir ağrı kesici yapayım.Acını dindireyim önce.
 Durdu…Düşündü…Başını salladı “Evet!” anlamında.
 Oh!...Uyudu!...
 Yaklaşık bir saat sonra.Gene aynı makam,gene aynı tenordan.Yanında,oğlu olduğu anlaşılan çekingen delikanlıya döndü:
-Telefon etsene (…) Ağabeyime!
 Delikanlı çekindikçe,üstüne üstüne gidiyor Muhaç Ovası’na doğru yalın kılıç gidercesine.
-Kontörüm yok ama!dedi delikanlı belli belirsiz.
-Hay seninde…Geri geri çekildi deilkanlı,utana çekine.
 Bey kardeş geldi o ara.Elinden telefonu kapıldı, tekrar geri verildi keskin bir buyrukla.
-Tuşla bakayım şu numarayı!
 Samsun yolundan sesi geldi bir kurtarıcı gibi bilmem kim doktor abinin.Eller öpüldü,ayaklar öpüldü, (Bu arada,karizma çizildi mi-çizilmedi mi-bilemem.) Olmadı.Başka bir doktor abiye yönlendirildi.
-Hay senin anan…sözleri sıralanmaya başladı demin el öpen,ayak öpen ağızdan.
 Bir bahar sonra,bilmem hangi ayakları öpülesi doktor abiye de ulaşıldı yandaki hastanın refakatçı oğlunun telefonundan.Sonra:
-Ekildik…(Eh,üzülme! Zamanı gelince,biçilirsin de.)Ben onlar için neler yaparım,onlar…
 Gene o kısa,tıknaz,insan gibi insanca sesi olan tombul yanaklı doktor hanım çıkageldi.
-Etme kardeşim! Gitme kardeşim! Seni ambulans ile göndereyim.
 Biraz çözülür gibi oldu Gordüyon Düğümü.Araya ambulans girdi ya…Biraz önce o yola da baş vurulmuştu ama,gelen olmamıştı tuh!
 İncitmeyen eller kollar üzerinden nazikçe bindirildi ambulansa,o yüz bilmem kaç kiloluk bilmem ne…Gidenlerin ne çektiği ortada,kalanlar da bir “ Oh!” çekti derinden.Doktorlar,hemşireler,bakıcılar…
 Dünya?! İşte böyle canım.İki adım ötesi ölüm. Ölüm de,ölümden öncesi hastane.Ölümden öncesi doktor.Biraz da onların ellerini öpsün “abi” lerin ayaklarını öpe öpe aşınmayan dudaklar.
 Kendi sağlıkları için.