Arşiv Anasayfa "P" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
PARDON DEMEK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: February 12, 2008, 10:07:23 AM
 Elli küsur yıllık yaşamımızın on küsur yılını “çocukluk” diye çıkarıp atsak da yaşamımızdan; çok şükür, çok şükür ne istedik, ne de becerebildik “hinoğlu hin” olmayı bunca yıldır. Gerek de yoktur doğrusu, insan gibi insan olarak yaşamak için.
    Pek beceremiyorduysa da o yıllarda bize olanı-biteni felsefenin ışığı altında anlatmayı Felsefeci Hatice Hocahanım, gene de bir yol açıyordu Fransızcacı Kamil Bey’e. Bakırçay Ovası’nda kavrulan toprakta ırgat Ümmühan’ın suya yol açması gibi. Biz, asıl ondan öğrendik felsefeyi. Fransızcacı Kamil Bey’den.
    Atatürk’ü de, Kemalizm’i de…
    Bir de Kır Dede’miz vardı, Kır Dede… Ege’nin kurtuluş  tarihi gibiydi, Devrim Tarihi gibiydi Kır Dede. Övünür dururdu Atatürk gibi bir askere, bir lidere hizmet etmiş olması ile. Tam bir saat dolaşarak toplayabilmişmiş cephede Atatürk’e bir kahve pişirebilmek için yakacağı çalıları…
   -Çok alçak gönüllüydü çook! Askerini çok severdi… Halkı çok severdi… diye anlatırdı bize bıkmadan, usanmadan.
     Öyle anlatıldı, öyle öğretildi ki bize Atatürk ve Kemalizm, mermerin oluşması gibi… Kır kırabilirsen…
     Tutkalımız gibi oldu, Anadolu’da bir köy evinin duvar çamuru gibi, Ankara’da, İstanbul’da en modern bir gökdelenin betonu gibi oldu. Yapıcımız, birleştiricimiz, onurumuz oldu Atatürk ve Kemalizm.
     Anadolu’muzun kavruk toprağından iki kaşık suya karılarak, evimizin duvarına, Cemo’nun Cemile’ye sarılışı gibi sarılan çamur muydu yoksa Kemalizm ki, bir yağmurda, bir sepkende dökülüversin…
     Ak bir perde miydi yoksa Anadolu’muzda Akgelin’in penceresinde yıllar yılı güneşin yakıcılığına dayanmış-direnmiş ki, ucundan bir çekişte lime lime dökülsün Kemalizm…
     Yoksa, Hz. Ali’nin Düldül’ünün üstüne eyer diye atılmış bir örtü müydü şeytanın yel’inin bir esişinde düşüversin, yel’e karışıversin Atatürkçülük…
     Ben de, ben de duyarım derinlerden bir ses gelir kulağıma uğultulu:
   -Pardon! Atatürk’e de, Kemalizm’e de pardon!
     Pek  olasıdır ki; Fatih Sultan Mehmet’e,
   -Haşa! Resim yapmak haramdır! diyenler de “Pardon!” demişlerdir Fatih’in bilgisi ve şamarı sonrasında.
     Bize de, bize de;
   -Koşul, olanak, olasılık… gibi sözcükleri kullanmak yasaktır!... denmişti şamar gösterilerek, gençliğimizi yaşayamadığımız gençlik yıllarımızda. Aradan onca yıl geçince, “Pardon!” diyecek derece de bilgilenmiş de;
   -Pardon! Yanlış yapmışım! demeye getiriyor.
     Toplayalım bu “Pardon!”ları. Bu “Pardon!”lar Ali’den Veli’ye değil ki ama. Giden, bir ulusun özünden gitti.
     Yani, yanlış hesaplar artık Bağdat’tan dönmüyor
Yemen’e gidenlerin dönmediği gibi.
     Dikkatli olmak gerek, uyanık olmak gerek, dönmeyeceğini bildiğimiz gemilerin ardından bakakalmamak için.
   -Pardon!... Pardon!... dememek için.