ÖNYARGI İLE… By: Kenan Kalaycıoğlu Date: February 28, 2008, 09:55:12 AM
Önce, bir eğitim sistemi bulmalıyız kendimize. Şöyle, en gergin yayından oku uzaya fırlatır gibi fırlatmalı Türk insanını uygarlıklar üstüne. Öykünmeci değil ama; bizim olan, bize göre olan bir eğitim düzeni.
Yetmez…
En az altı yüz yıl boyunca umursanmadığı zamanca uygulanmalı bu yeni eğitim sistemimiz. Fişşek gibi, çakmak çakmak insanlar yetişmeli us (akıl) yürütmeden yana, yorum yapmadan yana, bilimden yana.
İşte o zaman bütün önyargılarımızı, bütün olumsuzluklarımızla atıp atıp körkuyulara bilimselliğin ışıklandırdığı aydınlıklarımızla bakarız yeni, yepyeni dünyalara.
Önyargılarımızdan arınmış olarak…
Düşünce dünyamızdan, sanat dünyamızdan, siyaset, edebiyat… dünyamızdan ün yapmış insanlarımızı, çoğu zaman önyargılarımızla yargılarız. Us (akıl) yargılarımızı ya unutmuş olarak, ya dumura uğratmış olarak. Haksızlık ederiz yargıladıklarımıza da, duygularımıza da, us’umuza da…
İstiklâl Marşı’mızın söz yazarlığından tanır insanımız Mehmet Akif Ersoy’u. Dinsel duygularının ağırlığından tanır. Tutuculuğundan tanır. M. Akif’in bu yönünü öne çıkarır, bu yönüyle sever onu sevenleri.
Bir başka kesimi de insanımızın Atatürk’le arasının iyi olmadığından söz ederek, Şapka Devrimi’ne karşı çıktığı için Mısır’a kaçtığından söz ederek karşı çıkar M. Akif’e.
Her iki görüş de “dayanaksızlık dayanağına dayandığı için” önyargılıdır.
O Mehmet Akif ki yaşasaydı eğer, 2008 yılında Atatürkçü Düşünce’yi yıkmaya çalışan tutucuların kesinlikle geçmezdi geçtikleri yoldan.
Kültürle barışıktı çünkü…
Atatürkçü Düşünce ile barışmıştı çünkü.
Mısır’dan dostuna yazdığı bir mektupta şöyle diyor (elbette Atatürk’ü günümüzde de anlamayanlara):
“Mısır’da on yıl kaldım. Fakat on bir saat daha kalsaydım; artık çıldırırdım. Sana düşüncemi içtenlikle söyleyeyim mi? İnsanlık da Türkiye’de, Milliyetçilik de Türkiye’de, Müslümanlık da Türkiye’de, Hürriyetçilik de Türkiye’de. (Sözünü ettiği Türkiye, Atatürk Türkiyesi’dir.) Eğer varsa, Allah benim ömrümden alıp, O’na (Atatürk’e) versin.”
M. Akif yandaşları da karşıtları da kaldırabilirse us (akıl)larının önündeki önyargı perdesini, işte böyle göreceklerdir Akif’in düşüncesini…
Yetmez
2008 Türkiye’sinde duvarının boyasından, divanının örtüsüne değin mezarlık yeşili, gününün yirmi saatini bir çanaktaki şekere akın eden karıncaları izlemekle geçirmeyi… isteyen Akif’in de benimsemediği Akif hayranları, birlikte okuyalım Akif’ten:
“Hani, Müslümanlık kardeşlik getirecekti. Nerde!... Her tarafta Müslümanlık cehalet sefâlet içinde mahvolup gidiyor. (…) Biz, cehaletimiz yüzünden bu hâle getirdik.”
Bir de şiirine bakalım Akif’in:
“Tevekkülün mânâsı hiç böyle değil.
Yazık ki beyni örümcekli bir yığın cahil,
Nihayet dine oynayarak en rezil oyunu,
Getirdiler, ne yapıp yaptılar, bu hâle onu.”
O önyargı perdesini aralayabilmek için, biraz daha. Akif’in dilinden:
“Ey cemaat gözünüzü açınız. Kimin hesabına biribirimizin gırtlağına sarıldığımızı anlamak zamanı gelmiştir. Sevr, bizim için Avrupa’nın hazırladığı bir ölüm fermanıdır. Onların bu tuzaklarını başlarına çarpacağız. Zafer bizimdir.”
Son söz: Soyuna bir yurt, bir devlet ve bir ezan bağışlayan Atatürk ve İstiklâl Marşı bağışlayan Akif, nurlar içinde yatıyor olunuz.