SÜRGİTLERİMİZ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 18, 2008, 10:09:30 AM
Öylesine,öylesine çok “sürgit”imiz var ki,önderi sayılırız bu alanda yarıştıklarımızın.Sürgit önderi… Kimsecikler su dökemez elimize sürgitlerimiz konusunda
Bilenler bilir de,”Sürgit de ne oluyor? “ diyenleri duyar gibi oluyoruz.Ya da,diyenler olduğunu var sayıyoruz.!
Bu nasıl griptir böyle Allah aşkına! Günlerdir sürüp gidiyor.Doktora gidenden yedi günde geçip gidermiş,doktora gitmeyenden bir haftada.Bu kaçıncı haftadır sürüp gidiyor…Ya kendiniz yakınmışsınızdır bu türden sözlerle,ya birilerinin yakındığını duymuşsunuz – dur yine bu sözlerle.
Uzamak,sürüp gitmek anlamında sürgit…
İşte size,yaygın sürgitlerimiz arasından birkaç örnek.
1950 li yıllarda tanışmıştı bizim kuşak ilkokul Türkçe kitaplarındaki okuma parçalarının sonunda, “Manasını Bilmediğimiz Kelimeler…”
Bir Türk’üz…
Anadilimiz Türkçe…
Okuduğumuz metin Türkçe…
Elli yılı geçkin süredir Türkçe kitaplarımızdaki Türkçe metinlerin sonunda bildik sürgit…
Manasını bilmediğimiz kelimeler…
Elli yıldır ulusumuza anadilini öğretemediğimiz bir sürgit…
Hristiyanlıkta,kendisini suçlu-kabahatli-günahkar gören,papaza gidiyor ve Tanrı’nın kendisini bağışlaması için aracılık etmesini istiyor.Doğru veya yanlış…İslamda yok ama böyle bir uygulama.Değişik konularda çelişen din adamları bile bu konuda birleşiyor ama,gene de sürüp gidiyor bizim “ sürgit”imiz.
Yatırların taş duvarlarını yalayıp gidiyor kimi insanlarımız iş bulabilmek için,ev alabilmek için,koca bulabilmek için…
Sürüp sürüp gidiyor “sürgit”imiz.
Zımmmba gibi koca,bonnncuk gibi kadın.Yeni evliler.Daha ilk gece;ertesi gün çocuk bir…Ertesi iki… Ertesi üç…İkisinin de işi yok.Bir “sürgit” tir gidiyor.” Dur!” diyen yok.Aş yok,barınak yok,çocuk çok…
Sonuç ; cami avluları da çok.Çok çocuğu bırak çık.
Ölen ölür,kalan sağlar…
Bir “sürgit”tir gidiyor.
Yaşamlarında ilk kez görüyor biribirini satıcı ile alıcı ;
-Şu kazak ne kadar?
-Seksen beş ama,sana elli beş olur…
Biribirlerini yaşamlarında ilk ve son kez gören bu satıcı-alıcı içtenliğine(!) bakınız lütfen.Bakışmanın indirimi otuz lira…
Yalan!
Yalanın dik alası.
Sürgit yalan.
Saygısızlık da var elbette işin içinde.”Sen !” diye sesleniyor satıcı, alıcısına.İnceliğinden olsa gerek...
-Sana elli beş olur.
Bir sürgit işte.bizden olan.
Belki,adları ile birlikte yaşatmak gerek böyle kalıcı,böyle sürgit güzelliklerimizi.
Herkes Her Şeyi Bilir Sürgiti’mizin en güzel örneğidir bizim berberin diplomasız kalfası.Traşladığı yüzü kanatmadan yapamaz ama,Kıbrıs politikasını da bilir Türkiye’nin,Kuzey politikasını da.Ah bir dinletebilse sözünü Dışişleri’ne…
Bu da böyledir işte,bir başka sürgit.Bizim olan.
Dilencilik Sürgiti? O iş,ince iş…Dince yanı var, ince yanı var.
Köşe başına,sokak taşına tünemiş dipdiri sakat tarafından aldatılmışlığımızın onur kırıklığını duya duya, çıkarıp birkaç kuruş veririz capcanlı dilenciye.Sonra, kendi yanlışımızı söyleşiriz aynı yanlışı yapanlarla. Dilenciliğin yanlış olduğunu anlattığımız çocuğumuzun elinde tutmuşken,öbür elimizle veririz kuruşlarımızı dilenciye.Yalancıya.
Alan : dilenci,yalancı…
Veren : çocuğuna karşı yalancı…
Bir sürgit işte canım!
“Bizde sürgit mi yok!” dememiş miydik…