ÇANAKKALE’NİN DESTANLANIŞI By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 19, 2008, 10:42:19 AM
18 Mart 1915’in 93. yıldönümü... Türk Ulusunun 93 yıl önce Çanakkale’de destan yazışının yıl dönümü. Onurla, gururla, sevgiyle, saygıyla kutluyoruz.
Çanakkale bir destan mıdır?
Evet. Hiç, ama hiç abartısız olarak, Çanakkale Savunması bir destandır. Sağduyu sahibi olan herkes bunu böyle bilir. Çünkü bu savaş, Türk’ün dünyaya baş kaldırışının yanında , yok edilmek istenen masum bir ulusun canını dişine takarak verdiği var oluş savaşıdır.
Avrupa ve Rusya ile sınırdaşız. Onları Çanakkale’ ye getiren, doymak bilmez sömürgeci iştahlarıydı. Peki ama Avustralya’ dan, Yenizelanda’ dan gelenlerin ne işi vardı Çanakkale’ de?
Çanakkale Savunması bir destandır. Çünkü, Türk Ulusu orada dünyaya karşı savundu kendini. Hem öyle bir savunma ki yokluk ve yoksulluk içinde. Üstelik, güç birliği yapan düşman, kendisinden kat kat daha fazla savaş gücüne sahipti.
Çanakkale Savunması, Kurtuluş Savaşı’ mızın da başlangıcıdır bir anlamda. Ve Mustafa Kemal Paşa orada da hazırdır yurt savunması için. Hani şu Kocaçimen Tepesi’nde Anzakları perişan eden 19. tümen komutanı M. Kemal.
O Mustafa Kemal ki, yıllar sonra Çanakkale’deki şehitlikte düzenlenen törende okuması için zamanın içişleri bakanı Şükrü Kaya’ya verdiği konuşma metninde şöyle diyor:
“Bu topraklar üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçik’le koyun koyunasınız. Sizler, artık bizim evlatlarımızsınız...”
Bu sözler, ancak sana yakışır Ata’m.
Toplam 190.000 evladını yitirdi Türk Ulusu Çanakkale’de.145.000 de düşman. İşte Çanakkale Savunması bunun için bir destandır. Şehidini toprağa gömmek için bile zaman bulamayan Türk askerlerinin bir destanıdır bu.
“Çanakkale içinde vurdular beni,
Ölmeden mezara koydular beni.”
Mezara ölmeden giren o Mehmetçik, Reşat Nuri Güntekin’ in Mehmetçik adlı öyküsünde bakınız nasıl çıkıyor karşımıza.
Çanakkale Savunması’nda sakatlanarak geri hizmete alınan Mehmetçik, kendisine teslim edilen yaralı bir İngiliz askerini, “O da bir insandır...”diyerek, hastaneye sırtında taşır.
Sen, M. Kemal’e asker olacak kadar büyüksün sevgili Mehmetçik...
Çanakkale’den söz açıp da M. Kemal’i anmamak mümkün mü?
“Mustafa Kemal, Anzakları Arıburnu’na tıkamış, İstanbul’u ilk kez O kurtarmıştı. Bu kahramanca savunmayı gazetede canlandırmak için resimli, haritalı bir yazı hazırlandı Tasvir-i Efkâr Gazetesi’ne. Haritanın bir yanına Mustafa Kemal’in, öbür yanına Cevat Paşa’nın fotoğrafı koyulacaktı. Askeri sansür subayı, Mustafa Kemal’in fotoğrafını çıkardı. Basılmasına izin verilmiyordu. Çünkü, Başkumandan Vekili Enver Paşa, Mustafa Kemal’den hoşlanmazdı, kıskanırdı O’nu.
Bu bilgiler, Bütün Dünya Dergisi’nin Şubat 2008 sayısından alınmıştır.
“Sansür subayının komutanını aradık telefonla. Mustafa Kemal’in fotoğrafının basılmasına izin almak için. Uzun telefonlar, uğraşmalar, korkular…”
Bir yandan bir tarih yaratıyordu Mustafa Kemal Yedi Düvel’e karşı dinimizi, dilimizi, ulusumuzu, yurdumuzu, kimliğimizi… korumak için, bir yandan, bir fotoğrafı bile basılamıyordu kendi yurdunun, kurtardığı yurdunun bir gazetesinde.
Mars’la kafa kafaya tokuşsa Dünya, kesinlikle bağışlamam haini de, ihanetini de…
Fotoğrafı basmış sonunda yürekli gazeteciler. Enver Paşa küplere binmiş öfkesinden. Tasvir-i Efkâr on gün kapatılmış…
Çanakkale bir destandır ama, bilinen deyimle, “hamaset nutukları” ile boğmamak gerekir Çanakkale’yi. Çanakkale’yi her fırsatta destan olarak sunup, gerisine karışmamak incitir şehitleri. İncitmek de ne, kahreder... Çanakkaleler’in yeniden yaşanmaması için, Çanakkale’de çarpışanlar gibi çalışılmalı ülkenin kalkınması için. Tarihin “tekerrür” etmesi ancak böyle engellenebilir. Unutulmamalı ki artık süngü ile yapılmıyor savaşlar.
Dünyada, başımızın ucunda yaşananlardan ders almak zorundayız.
Şehitlerimize yaraşır biçimde çalışmalıyız, davranmalıyız. İncinir yoksa, yüreğimizdeki şehitlerimiz. Kutlu olsun Çanakkale Savaşları’nın yıl dönümü.