ELEŞTİRMEN By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 19, 2008, 10:45:46 AM
Çok çok kaba, uygar olmaktan çok çok uzak olsa da, kızdığı kişiye “Hayvan!” diye sesleniyor kimi insanlar.
Siz, hiç kimseye böyle seslenmezsiniz. Kimsenin de size böyle seslenmesini kesinlikle istemezsiniz.
Öyledir öyle. Bizim düşüncemiz de sizinki gibi.
Değiştirelim ama şu kaba ve sıkıcı konuyu.
İnsan hem doktor, hem öğretmen, hem mühendis, terzi, fırıncı… Biz de duyduk “Elbette olamaz!” dediğinizi. Bizce de olamaz. Hani, öğretmendir ama, gömlek dikmesini de bilir. Doktorun biri, iyi bir keman ustası da olabilir ama…
Hiç mi hiç anlamadığınız bir işin ustasını izlediniz. Beğendiniz ve beğeni duygularınızı da duyurdunuz kendisine. Takdir duygularınızla kutladınız da.
Yaşadınız!...
Bütün övgüleri, bütün sevgileri sizden yanadır artık ustanın. Övdünüz ya onu. Belirttiniz ya beğeninizi. Kafası çalışansınız, işten anlayansınız… Zekisiniz ki güzeli ve güzelliği anlayabiliyorsunuz. Sanatçı ruhlusunuz ki o güzelliği anlayabildiniz.
Siz, eşsiz bir insansınız siz!
Niçin?
Karşınızdakini övdüğünüz için…
Övmeseydiniz?
Ölmüştünüz… Öldürülmüştünüz…
Kafası çalışmaz, kaba, işten anlamaz, saygısız… Sız… sız… sız… Siz, en kötülerdensiniz.
İnsan eleştiriye dayanamıyor. İnsanın eleştiriye en dayanıklısı, en uygar olanı ki, o bile dayanamıyor kimi zaman. Belki de çoğu zaman.
Yerli-yersiz övgüye dayanıyor, keyif alıyor da, eleştiriye dayanamıyor insan.
Kim bilir, belki de bu yüzden kimi zaman kimileri çarpıklaşıyor.
Canlılığı yönünden hayvan değil mi en benzeri insanın? Evet! Evet ama, en beceriklisi ancak ancak bir işi yapabiliyor kusursuz. En gelişmiş laboratuvarda olsa da, arının yaptığı balı yapamıyor insan. Çifte atmayı kim yapabilir eşekten daha iyi? Örümceğin ağını örümcekten daha iyi kimse öremez… Ama bunlar, tek becerisidir o hayvanın.
İnsan öyle mi ama? Her işe girer, her boyayı boyanır. Us gücü, hep daha düzeyli yaşamanın peşinden koşturur insanı. Böyle olunca da, her işin peşinden koşturur, her işi yapmaya uğraşır insan.
Öyleyse; her işi yapmaya kalkan insan, yanlış da yapar. Yanlış da yapabilir. İşi yaptıran da bilmeli insanın bu özelliğini, işi yapan da.
İnsan, yanlış da yapar…
Peki ama ne yapmalı yanlış yapan insan? Yanıtı çok basit: insan gibi insanın yaptığını. Yanlışını ve eleştiriyi kabul etmeli. Bunu gösterebilmeli. Bu erdemi gösterebilmeli ki, insanlık yanının en güçlü yanı olduğu anlaşılsın.
Yoksa?
-Benim en güzel yaptığım tek bir işim vardır, başka işleri düzgün yapamam! dediği anlaşılır…
E, hani bu özelliği olan yalnızca hayvanlardı? E, hani “İnsan, hayvan değildir!”di.
Durum yorumdan çıktı, açıklığa kavuştu: eleştiriyi kabul edemeyen insan…
Eleştirmenliğin kutsallığı mı çıkmış oldu şimdi gün ışığına. Varsın çıksın canım! Yanlışlarımızı altına süpüreceğimiz büyüklükte halı dokunamadı ki henüz dünyada. Öyleyse, eleştiriye;
-Buyur gel! Başımla berabersin, gönlümle berabersin.
Eleştirmen, insanın hayvan olmadığını bangır bangır bağırıyor eleştirdikçe…