Arşiv Anasayfa "G" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
GÜLMEK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 19, 2008, 10:48:24 AM
      Bizim işimiz gülmek…
      Hep ağlayıp üzülecek değiliz ya dünyanın,insanların
“hal ve gidiş”ine.Hem,dünyanın kahrını çekmek için akıllı olmaya zorlanmaya  da gerek yok canım.
Deli- divane olup,dünyaya da insanlara da çektirmek var kahrımızı.
      Evet,evet!Bugün işimiz gülmek…
      Yooo! Öyle ağız dolusu gülmek değil.İnce ince,
düşüne düşüne gülmek.
      Beğenmediniz…
      Güle güle düşünelim öyleyse.
      Gene mi?
      Hem gülelim,hem düşünelim gelin.
      Koca Ragıp Paşa bir gün Boğaziçi’nde gezintiye çıkar.Yorulunca bir tepeye oturup dinlenir.Biraz ileride oynamakta olan çocuklardan birinden,çok susamış olduğundan,bir tas su ister.Haşmet adındaki bir çocuk eve gider,bir kâse içinde turşu suyu getirir.Paşa bir iki yudum içince Haşmet’e sorar:
     -Oğlum neden turşu suyu getirdin?
      Haşmet gayet safiyane:
     -Annemin yaptığı turşuya sıçan düştü de gelene geçene dağıtıyoruz.
      Ragıp Paşa,bu cevap karşısında çok kızar ve kâseyi yere atar.Kâse kırılınca Haşmet ağlamaya başlar.Paşa:
     -Ne ağlıyorsun oğlum,diyerek Haşmet’in gönlünü almak ister.Bu defa Haşmet üzüntü ile:
     -Köpeğimin kâsesini kırdın,şimdi ben ona neyle su vereceğim,der.
       Çocuğun şaka yaptığını ve eğlendiğini anlayan Ragıp Paşa,Haşmet’i himayesine alır ve onu yetiştirerek meşhur şair Haşmet yapar.
      Yaşam bu,insan yaşamı.Her şey turşu üstüne değil ya!Kimi işler de”ince işler”üstüne.Kimi işler olur mu canım;çoğu işler,”ince işler”üstüne.
      Ragıp Paşa’nın güzel bir halayığı varmış.Haşmet,
Paşa’nın konağına gelince ona kahve götürür,o da halayığa göz süzerek aşıkane sözler söylermiş.İşin farkına varan Ragıp Paşa,Haşmet’in konağa geldiği bir gün,halayığa Haşmet’e kahve götürmesini,ona aşkından söz etmesini,önce parasını,sonra değerli eşyasını,daha sonra teslim olmak için dinini-imanını istemesini tembih etmiş.Halayık,Paşa’nın söylediklerine aynen uyarak,Haşmet’i soyup soğana çevirmiş.Haşmet ileri gidince de;
     -Ben cahil bir kızım.Senin olurum ama,dinden imandan haberim yok.Ölürsem imansım gitmeyeyim.Bana dinini imanını verir misin?Haşmet heyecanla bağırmış.
     -Vallahi de yok,billahi de yok!...
      Ragıp Paşa kapıdan dinliyormuş.İçeri girerek sormuş.
     -Ne diyorsun Haşmet?
     -Ne yapayım Paşa Hazretleri!Var desem,onu da alacak.Onun için”Yok!” dedim.
       Bir Haşmet,bir Ragıp Paşa.Canım ,sırf erkeklerden mi oluşmuş sanki şu yalancı dünya.Egemenlik erkek milletinde olsa da,kadınlar da cefasını-vefasını yaşamakta şu yaşanası dünyanın.
      Şair Fıtnat Hanım kurban bayramı için kurban alacakmış.Şair Haşmet,Fıtnat Hanım’ı görüp,
     -Kabul buyurup,bu yıl kulunuzu kurban ediniz!deyince ,Fıtnat Hanım,
     -Teşekkür ederim ama,kabul olunamazsınız.
Boynuzunuz yok.Bunun üzerine Haşmet,
      -Aman hanımefendi,devlethanenizde bir gece kalayım,bu kusur telefi edilir…
      Fıtnat  Hanım e hizmetçisi Kapalıçarşı’da dolaşırken,
arkalarından Koca Ragıp Paşa ile şair Haşmet geliyorlarmış.Kocakarı soğukları zamanı olduğundan,
hava kasıp kavuruyormuş.Ragıp Paşa,Fıtnat Hanım’a laf atmak için;
     -Haşmet,demiş.Bu kocakarı da ortalığı dondurdu…
      Bu sözü duyan Fıtnat Hanım,arkasına dönmüş ve kocakarı soğuğundan sonra öküz fırtınasının gelişini anımsatır biçimde,
     -Arkasından da öküz geliyor!...demiş.
      Akıllı gülmelerle,düşünceli gülmelerle geçsin günleriniz.