İŞ ÜSTÜNE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 19, 2008, 10:51:39 AM
Argo anlamını düşünerek başımızı önümüze, yüzümüzü yerlere eğdirmek gibi bir amacınız olmayacaksa, geliniz “iş” üstüne konuşalım.
Konuşmanız iş üstüne olsun ama kulağımıza konuşalım biribirimizin, kulağımıza… Gençler duymasın. İşitmesin işimizi gençler.
Gençler ki, toplumun “iş”e en en en uzak olanları. Emekli olanların bile kimileri yeniden iş buluyor; gençler ise, iş bulabilmek için, yeni bir yaşam bulmak umudu ile bekletiliyor. Yani bölümün özeti:
Kimilerinin işi iş, kimilerinin yaz ortası bile kış!... Karakış…
Her ağızda bir “iş”tir konuşulup gidiyorsa da, önemli olan, “iş bilmek”tir. İş bilinmezse fena, çok çok fena.
İşi bilenin dağları aşıp gelir aş’ı; işi bilmeyenin, bakar gözleri bile olur şaşı. Şaşı olunca da, kurumaz artık gözlerinin yaşı. İşim işim… Yaşım yaşım… Çileli-dertli başım…
Öyledir öyle…
İş bilenin, kılıç kuşananın.
Milli özelliğimizdir, kesinlikle bırakmayız kimseciklere; işimizi Allah’a bırakırız hep. Allah’a havale ederiz. Allah’a bıraktığımız işimizin sonucunu görme işini de başkalarına bırakırız. Dakikada bilmem kaç bin aracın geçtiği yola çukur kazarız, iş yaparız(!); kendi kuyumuzu kazar-kapatır, yol ortasındaki çukuru kapatmayız.
Gecede bir araç düşer kazdığımız çukura, gündüzde başka bir araç. İşimiz iş ama… Kader…
Hep böyle gitmez elbette bu dünyada işi olanın işleri. Kiminin de “işi iş”tir. Düşerken kaldırılır, aç iken yedirilir, “küçük”ken büyütülür.
İşim iş…
İşin iş… diye konuşulur durulur durumları, yaşamları boyunca.
Söyleyiş halk söyleyişi olsa da, anlamı hepimiz için elbette. Hepimiz için güzel dilekler:
Allah, herkesin işini ovarsın (güzelleştirsin, düzgünleştirsin). Marangozun, öğretmenin, kunduracının, avukatın…
Böylesi güzeldir de, işi inada bindirmemek gerekir.
Geçersin-geçemezsin…
Sen çekil-ben çekilmem…
Daracık bir köprü üzerinde karşılaşan keçi inatlı iki keçinin öyküsünü bilirsiniz.
Dünyanın işleri…
Keçileri öyle de, kişileri nasıl sanki…
Elif’le mertek arasında bir benzerlik bile kuramayan sokak yaratığı,
-Kenara çekilip de bir serseriye yol vermem! diyor bilge kişiye… Bilge kişi ne yapsın inciyi mısır tanesi sanan akıl fukarasına…
-Ben veririm! diyor.
İnsan bu; işin alayındadır kimi, kimi de işin başında. Ya da işinden olmuş.
Kim ne derse desin ama, işin başı sağlık. N’eylersin sağlıksız dünyayı? Evet evet! Sağlıklı olmalıyız ama yetmez; çevremiz de, dünyamız da sağlıklı olmalı.
Kim demiş “Benim sağlığım bana yeter!” diye. Ya toplum sağlıklı değilse? Ya çevrenin sağlığı bozulmuşsa?
Başımıza iş aldık!...
İşi yoluna koymak için, düşüncenin iyi olması da yetmez kimi zaman. Çomak sokmak da gerekebilir kimilerinin işine. Çünkü, işin içinde iş vardır, yokuş vardır… O zaman da işler karışır; birileri sıyrılır çıkar işin içinden, kimilerinin de işi bitirilir işin dışından…
Belli ki çıkamayacağız işin içinden.
Sağlıcakla kalın…