Arşiv Anasayfa "B" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
BİR İÇ ÇEKİYORUM By: Grkm Date: May 04, 2007, 09:10:12 PM
                     BİR İÇ ÇEKİYORUM

   Bir iç çekiyorum tâ derinden, duyup anlayan ağlar. “Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır.”diyen ozanın iç çekişinden bin beter benimki.
   Yoo! Kişisel sıkıntılarımdan değil bu iç çekiş. Baharından başlayıp, çok şükür güze erdirdik yaşamımızı, postu deldirmeden. İyi-kötü işleyen bir düzenimiz var. Ara-sıra takılsa da dişlileri, çalışıp duruyor yaşam makinemiz. Çoluk-çocuk, topluma zararları olmayacak biçimde yetişmekteler.
   Tıkırında olmasa da, yolunda sayılır işler kendi açımızdan. Gene de bir iç çekişim var ara ara, kimseciklerin duymadığı.
   Tanıdık, saygıdeğer profesörümüz, “Yüz metrelik yolda karşılaştığımız olumsuzlukların nedenini düşünsek, çıldırırız.” demişti. Hay ağzına sağlık hocam. Dert görmesin kalem tutan ellerin.
   Lokanta işletiyor adam. Üniversite öğrencilerine yönelik. Ütü ile henüz tanışmamış giysiler. Allah sağlık versin, tanışır günün birinde. Temizlik… O konuyu daha okumadılar sınıflarında. Yemek yapıyor.
   Bir iç çekiyorum bakıp bakıp. Köşelerine çekilmişler büyük büyük gazetelerin. Bir kısım medyaya karşı bir kısım medya oluşturmuşlar. Şanları şöhretleri, paraları pulları, atları katları… Allah versin. Türkiye’de Türkçe yazıyorlar, Türkçe’den kazanıyorlar ama, Türkçe’yi yiyip bitiriyorlar. Arkamıza dönüp, Türkçe’yi arayacağız günün birinde.
   Bir iç çekiyorum düşünüp düşünüp.
   Eline sürücü belgesi, altına da arabayı verip salmışız sokaklara “dolmuşçu” diye. Saç-sakal, yaka-paça, konuşma , davranış yürekler acısı. Yerli-yabancı turist taşıyoruz. Pardon, yerli-yabancı turiste işkence çektiriyoruz. Sonra da patlamalardan söz ediyoruz turizm için. Bütün bunlar, turizm balonunun yama tutmayan delikleri.
   Bir iç çekiyorsunuz sessiz ve derinden, kimseciklerin duymadığı.
   Sekize takmış kafayı kasabanın tüccarı. Sekiz de sekiz. Gelene sekiz, gidene sekiz. İnsanoğlunun en ilkelini düşündürür felsefesindeki ilkellik. Ama o, ikibin bilmem kaç yılını gördüğünü söylüyor iğnenin deliğinden. İlkokul ikiden kaçmış. Kaçmış ama, yaşam pişirmiş onu. Hayat üniversitesinden diplomalıymış. Sekiz yıl da ne oluyormuş?
   Sen ne garip sözler etmeye yetkinsin ey güzel dil! Bu gariplikler için senin kemiğin yokmuş meğer…
   Susuyorsunuz, düşünüyorsunuz ve bir iç çekiyorsunuz.
   “Sizin en zekiniz benim” diyor masa başındaki on kişiden biri. “Evet, içinizde en zeki olan benim.” Onunda da delicesine karşı çıkarlar. Kükremiş aslan gibiler. Onurları kırık, kol ve bacakları kaslarında yoğunlaşmış tüm enerjileri. Adam da kararlı mı kararlı. “En zekiniz benim.” diye tutturmuş. Bu, dokuz kişiyi adam yarine koymamaktır. Dokuz kişinin başına tasma bağlamaktır bu. Ama adam kararlı, “Sizin…”
   Yahu, kendinden çok sizin adınıza düşünmüyor muyum? Kendi beyniniz yerine benimkini kullanmıyor musunuz? Siz bu kelleleriniz içinde, beyin yarine neyin olduğunun bile farkında değilsiniz.Kuru bir alınganlık sizinki.
   Şaşırıp kalıyorum, bir iç çekiyorum.
   Çok söz ettik “İç çekiş” üzerine. E ama bitmek bilmiyor ki örnekler. Gelin, kaynana için iç çekiyor. Baba, oğul için aynı durumda. Kadın geçen yıllara, erkek, kadına tahammül ettiği yıllarına iç çekiyor.
   Bir para buldum yolda. Para, evet para. Şu, geçmişte gücü çok alış-verişlere yeten yirmibeşliklerden. Gümüş beyazı. Bir yüzünde bir kadın, kadınımız, omuzunda mermi taşıyor. Zaman, Kurtuluş Savaşı’mız. Çanakkale’de Mehmetçik’in bir kereden fazla kaldıramadığı kadar ağırdı omuzundaki mermi.
   Bir göz attı, bir göz attı o günlerden geleceğe, omuzundaki mermiden beterdi açtığı yara gözlerinin.
   Bir iç çekiştik, gözlerim yerde…