Arşiv Anasayfa "Ş" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
ŞİPŞAK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 19, 2008, 11:33:49 AM
                      ŞİPŞAK

Çabucakığı, beklenmedenliği anlatan bir sözcük, başlığımızdaki sözcük.Doğa yansımalarından,yansıma seslerden yapılmış büyük olasılıkla.
İşin, oluşun, olması gereken süreden çok çok daha erken yapıldığını/yapılacağını anlatıyor olması ile, bir koşuşturmaca yaşam yaşayan günümüz insanı için çok istenilen…
Zaman yetmiyor çünkü çağımız insanına. Günün 24 saat olması yetmiyor…
İşte size bir güzel haber: kazalarda şipşak devri başlıyor. Yok yok canım! İlçelerde değil… Trafik kazalarında şipşak devri başlıyor.
Başlasın, görelim.
2007 şubat ayı.Trabzon’dan Zonguldak’a yolumuz.Her yol Ankara’ya çıkar…uyarınca, Ankara’da- yız bir cuma akşam saatlerinde.Sağlı sağlı ilerlemekteyiz trafikte Ankara’nın en işlek caddelerinin birinde.Türkiye Emniyeti’nin en merkez hizmet yapılarının birinin önündeyiz.Sol yanımızdan,Ankara’nın o bilinen dolmuş- minibüslerinden biri.Küt!...  Kurşun yedik, sol yanımızdan yaralandık…
Biz durduk, dolmuş-minibüs durdu, akan trafik durdu. Hepsinden önemlisi; kar serpiyor, hava kararıyor, Zonguldak yoluna gireceğiz, zaman durdu…
Bir trafik polisi bulabildik. Hasar belirleme, kroki çizme yetkisi olan görevlileri taşıyan araç gelecek, işlem yapacak, raporu pazartesi alıp, mahkemeye vereceğiz…
Aracımızda konuğumuz var, kamu görevlisi. Pazartesi Zonguldak’ta görevde olacak.
Oooof !... Of!

Beklediğimiz ekip aracından iki tane varmış koca Ankara’da. Yanımızdaki trafik polisi telsizle görüştü. Üç- dört saate gelirlermiş en erken.
Şimdi anlamışsınızdır yazının adının neden “Şipşak” olduğunu.
Türk Edebiyatı’na ilk psikolojik romanımız olan Eylül’ü kazandıran Mehmet Rauf da gelse, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun yazarı P.Sefa da gelse anlatamazlar dolmuş-minibüs sürücüsünün gönül rahatlığını.
Ankara’daki düzeni biliyor çünkü…
Trafik polisi de onu ve bizi izlemekte psikolojik bir pencereden. Sonunda;
Senin de… Polisinin de… Sigortanın da… Araba – nın da… Tipili bir karanlıkta girdik Zonguldak yoluna.
Şaka değil, nisan ayının birinci günü bitiyor (muş) bu işkenceler.
İçişleri Bakanlığı, Trafikte Yeni Açılımlar, Hedefler ve Çözüm Projeleri adı altında bir uygulamaya geçiyor. Trafik polisi, maddi hasarlı kazalarda devre dışı bırakılıyor. Kaza yapan tarafların sigorta şirketleri tamamlayacak durumla ilgili teknik ve bürakratik işlemleri.
Sigorta şirketleri bir gün içinde bildirecek durumu Trafik Sigortaları Bilgi Merkezi’ne. TRAMER, üç iş günü içinde değerlendirecek trafik kazasını. Yüzde 0,yüzde 50, yüzde 100 ölçütlerini kullanarak.
Sekiz iş günü içerisinde de tazminat ödenecek.
İşte buna, böyle olacak olana biz “Şipşak” dedik. Uygulanmakta olan düzene göre gerçekten şipşak…
Ne güzel, insanı mutlu edecek yeni güzellikler ne güzel!

Ancaaak…
Yeni gelin de bilir, oğlan da, anası da bilir bildiklerini ama, kimse açmaz ağzını.
Bizim de huyumuz işte; açılmamış kapakları açmak, açıp da altına bakmak…
Siz, “yeni” parasına “eski” almak ister misiniz? Kullanılmışı almak ister misiniz “bakîr” parasına?
Biz istemeyiz.
İstemeyiz ama, trafik kazasında %100 suçlu olan sürücü diyor ki;
 -Sigortam veya cüzdanım arabanı yaptırdı ya!...
 -Yaptırdın ama bey kardeş, artık “hasarlı” oldu bu araba. Kusurlu oldu. Vermezler ki bu arabaya senin hasarından önceki değeri. “Vuruk”tur bu, vuruk…
  İşte, kanserden beter bir durum. Kansere de bir ilaç bulunur kesinlikle bir gün, bu “iş”e bulunmaz ama.
  Bakınız, yeni bir proje ama, bir yanı eksik. Bir yarısı şıpşak, bir yarısı dedeler gibi oturduğu yere yapışık.
  Sen nerelerdesin ey pratik zekâ! Çık da gel pîr aşkına…