Arşiv Anasayfa "İ" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
İNSAN OLMAK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 19, 2008, 01:24:55 PM
         Pırıl pırıl parlayan ayakkabılarıyla, temiz ve ütülü giysileriyle, düzgün traşıyla, ter kokusu yerine doğal sabun kokusuyla seviliyor insan.Pırıl pırıl dişler ve sağlıklı bir yapı görmek istiyor insan.İnsanda,insanca güzellikler görmek istiyor insan.
         Dış görünüşe öncelik verişimiz,dış görünüşü “en önemli”sayışımızdan değil elbette.Ama insanda dış görünüşün önemini küçümsememek gerekir.
         Basık topuklarıyla,kirli,yağlı iş giysisiyle... kentin en işlek caddesine çıkan insanın taşıdığı insan yaftası, gerçek insana inandırıcı gelmiyor.Yakadaki kiri gören göze,gömleğin altındaki fanilanın kalitesinden söz etmek en kötü bir masalı bilmem kaçıncı kez dinlemekten de kötü.
          İnsanlar,kılıkları ile karşılanıyorlar...
          Ne kadar önemsemesek de dış görünüş çok önemli ve özen göstermeye değer.İnsanın,iç dünyasının aynası çünkü.
          Masada,yenilebileceklerin ne olduğu önemli değil diyelim.Ama onların hazırlanışı ve masaya dizilişi önemli.Hele o masaya bir demet de çiçek yerleştirilmiş olması çok önemli.İnsanın, duygularını yansıtıyor olması bakımından önemli.
          Davranışlar...İnsanın,insan olduğunun göstergesi olan davranışlar.Günaydınlaşmalar,selamlaşmalar, merhabalaşmalar,hal-hatır sormalar...İnsanın,insan olduğunu kanıtlıyorlar.Olmayışları da şüpheye düşürüyor insanı, insanlıktan yana.
         Güzel davranışlar görmek istiyor insan.İnsan olduğu için insandan, insanca davranışlar bekliyor. Güler yüz, tatlı söz ve göründüğü gibi olmak ya da olduğu gibi görünmek.Söz,içini dışa vuruyor insanın.İç yansıtıcı sihirli bir ayna gibi. İyisini söylemiyorsak, susalım.
          Söz gümüşse, sükut altındır.
          İnsanın dış görünüşü de iç yapısının yansıması olan davranışları da,insanlığın kanıtlaması bakımından önemli Önemli çünkü ;.
          İnsanlar,kılıkları ile karşılanır,düşünceleri ile uğurlanır.Ekleyelim;davranışları ile değerlendirilebilirler.
          Bütün bunlar, “eğitilmiş insan” çerçevesi içerisinde düşünülmesi gereken düşünceler.Eğitilmemiş insana, öğretilmesi gereken düşünceler.
          Eğitim!.. Ailenin kültür düzeyinde, ailede başlıyor ve okulla,çevreyle sürdürülüyor, bir namazlık taht yaşamı yaşatan musalla taşına kadar.
           Peki ama neden yeterince önemsenmiyor bu iç ve dış dünya toplumumuzda?Günlük traş,ütü, ayakkabı boyama,giyiniş...neden yeterince önemsenmiyor? Ar damarımıza mı dokunuyor günaydınlaşmak, selamlaşmak! Aman dileyeni seyretmek hangi duyguların eseri...Kanamalı yaralıya,“arabam kanlanır” diye arabamıza almamak hangi insanlığın felsefesi?
           Bütün bunlar eğitimle, eğitimsizlikle ilgili. Bunda birleşiriz. Bir nedeni daha var bu olumsuzlukların. Belki de gözden kaçırdığımız, belki de görmek istemediğimiz bir neden! Kendimizden kaçışımız belki de.
          Yaşam koşullarımızın zorluğundan dolayı belki de göremiyoruz insanlarımızı.
           Zor sanat yaşamak.Güç istiyor. Yaşama sevinci istiyor.Çevremize bakalım: yüzü gülmeyen, karamsar, kararsız,gergin insanlar.Çoğumuz için bir zorunluluk yaşamak.Dünyaya geldiğimiz için belki de zorunlu olarak yaşıyoruz.Yaşamla, doğa ile kendi kendimizle sürekli savaşın içindeyiz. Böyle olunca da doğal olarak iç ve dış dünyamız “insanlığı” yansıtmıyor.Olmamız gerektiği gibi olamıyoruz.
            Peki ama sığınılacak yalan mı bu? Elbette hayır! Hangi koşul altında olursa olsun insan, onu insan yapan özelliklerini yitirmemeli.
            Bilenlerin, bilmeyenlere anlatmak gibi bir görevi var: Robenson’u...O,o olumsuz koşullarda bile insan olduğunu hiç unutmadı.
            Biz de unutmayalım.