“BEN”Lİ BEBEK By: Grkm Date: May 04, 2007, 09:10:54 PM
“BEN”Lİ BEBEK
İnsanoğlunun psikolojik yanı ile uğraşan bilim adamlarının gözünde “ukala” durumuna düşmek istemeyiz ama, “iş”in bir yönü var ki; psikolojisini zorluyor insanın. Duyarlı insanın… İnsan olanın…
İnsan “ego”su… Egoizm…
Çok daha oturaklı terimler vardır elbette konu ile ilgili olarak. Vardır da, halk arasında kullanılan biçimini kullanalım istedik: İnsan “ego”su…
Zeytinyağı tenekesinin üzerindeki “Ekstra-ekstra” yazısını bir çırpıda okuyup, hem “Aferin!” hem de iri bir çikolata aldığımız ilkokul günlerimizden beridir hep aynı durumu gözlemleriz:
(…) der ki…
(…) nın düşüncesine göre…
(…) nın belirttiği gibi…
Bu ayraç içine yazılan ad genellikle İngiliz’dir, Fransız’dır, Amerikan’dır ama, kesinlikle yabancıdır. Ya da, sonu “…tis” le biten eski bir Yunan’dır. Latin’dir…
Görüş’ün, düşünce’nin, buluş’un ayraç içindeki “ad”a özgü oluşuna değil karşı duruşumuz. Yazıların, paragrafların en başına getirilişinedir bu adların. Sonra, sonra altı doldurulur bu çatının.
—Sizin “ben”iniz beş para etmez. Hatta sizin “ben”iniz bile yoktur. En büyük “ben” benim “ben”imdir.
Örneğin, gazetecidir bu “ego”nun sahibi. Kitap yazmıştır ya da. Yazardır yazar…
—Benim “ben”im, senin o olmayan “ben”ine beş çeker…
Yazısında, kara puntolarla dizilmiş düşünceleri konuşulsun ister hep. Diğer yazarlar hep onu kaynak göstersin. Yetmez… Övsünler de ister. O varsa, Türkiye’de yazar vardır. Yoksa, yok… O, “Demokrasi, insan hakları… vardır!” diyorsa, vardır. Yoksa, yok…
“Yoksa yok!” da yetmez. Onun dışındakiler, rezil etmişlerdir Türkiye’yi dünyaya.
Sadece yazarlar, köşe yazarları mıdır “ego”su olanlar? Elbette hayır. Sinemacılarımız var. Mankenlerimiz var. Her telden, her renkten insanımız var. Ah! Unutuyorduk. Unutmak gibi bir densizliğe düşünüyorduk neredeyse; televizyoncularımız var… Aynı saatte, aynı anda, yetmiş küsur milyon insanın kendilerini izlediğini vurgulayan televizyoncularımız (!..) Ha, bebekler de var kendilerini izleyen bu yetmiş küsur milyonun içinde…
Sen ne yüce bir değersin ey akıl! Çık gel neredeysen. Çabuk el, uç da gel!.. Cepteki para, eldeki kalem değilsin ki “Var!” veya “Yok!” diye sunasın sorana…
Gökteki yıldızlarca arttırılabilir bu “ego” örnekleri. Şu alanda, bu alanda…
Herkes kendi “ben”ini yüceltmenin peşinde yaşamı boyunca…
Kendi adımıza bir zorumuz yok elbette. Ne diyordu o bildik söz: kendim için istiyorsam…
Kendince büyüsün herkesin “ben”i Büyüsün… Büyüsün… Büyüsün ama başkalarının başına yıkmasın başkalarının dünyalarını. İnsanlığı yok edecek erozyonlar yaratmasınlar insan yaşamında.
Bir’den onyedi kez büyüktür elbette onyedi sayısı ama; İzmir’deki, onyedi aylık, insanlığa tüküremeyecek kadar küçük bir “bebek”tir.