Arşiv Anasayfa "L" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
LAİKLİK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 03, 2008, 02:02:15 PM
        İnsan olduğunuz için önemsiyorsanız yaşamı, elinizin altındaki takvimin her yaprağı önemlidir sizin için. Yılın her gününü önemsersiniz. Kendi adınıza da, toplumunuz adına da, insanlık adına da…
        Barış Günü, Anneler Günü, Doğa Günü, Sevgililer Günü… Her gün, bir “gün”…
        05 Nisan da öyle…
        10 Nisan da öyle…
        1928 Nisan’ının ilk günlerinde, Türk Tarihi ile ilgili çok çok önemli bir durum yaşandı: İsmet İnönü ve yüz yirmi arkadaşı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı- na bir önerge verdiler. Devlet’in, laik bir yapıya kavuştu- rulmasını sağlamak için. Teokratik Osmanlı’nın külleri üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 1924 Anayasası’nda,”Devlet’in dini, İslam dinidir.” kaydı vardı Genç Cumhuriyet, Anayasa’sına göre laik sayılmıyordu henüz.
         Önergenin gerekçesi şöyle idi anlam olarak:
        “Devlet, tüzel bir kişiliktir. Bir kavramdır. Dinin kişilere yüklediği yükümlülükleri yapması düşünülemez. Bunda direnmek, zayıflık yaratacaktır.(Laiklikle) din, yabancı eli değmeyen vicdanlarda yüce yerini alacak ve Tanrı ile kul arasında kutsal bir ilişki olarak kalacaktır. Bu kutsal ilişkiyi camilerde, kiliselerde, havralarda, vicdanlar da arayıp bulanlar vardır. Devlet ve yasalar, bunların koruyucusudur.”
         09 Nisan 1928 günlü oturumunda Meclis’in,1924 Anayasası’nın ilk maddelerindeki değişiklik,264 üyenin oy birliği ile benimsendi.10 Nisan’da Resmi Gazete’de yayımlananınca, resmen benimsenmiş oldu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik bir devlet olduğu.
          03 Şubat 1937 de bir değişiklik daha yapılarak, Laiklik İlkesi’nin değiştirilemeyeceği pekiştirildi.
          Böylece;”Türk Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik, Resmi Dili Türkçe, Başkenti Ankara” yasası pekiştirilmiş oldu.
          O zaman da karşı çıkışlar vardı elbette bu”Türk Tarihi’ndeki En Büyük Değişiklik”e. Bunlara karşı Atatürk;
         “Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiç kimseyi bir din veya mezhep kabulüne zorlayamaz. Din ve mezhep hiçbir zaman politikaya alet olarak kullanılamaz.”demişti.
           Mustafa Kemal’in başkanlık ettiği ilk Meclis’te Laiklik üzerine tartışılıyordu. Meclis’in tanınmış din bilgelerinden bir milletvekili alaycı bir tavırla şöyle konuşuyordu kürsüde:
         -Arkadaşlar! Bir Laikliktir gidiyor… Affedersiniz, ben bu Laiklik’in anlamını anlayamadım…
          Başkanlık kürsüsünde oturan Mustafa Kemal karşılık verdi:
         -Adam olmak demektir hocam! Adam olmak!...
          Hacı Bayram Camii’ndeki vaazın,günahkar bir müslümanın öldükten sonra yedi başlı bir yılandan çekeceği azapları anlattığı sırada Atatürk,yanındaki Kılıç Ali’ye;
         -Sabretmek gerekir. Bu saçmalıkları daha birkaç zaman dinleyeceğiz. dediğini anlatır Kılıç Ali.
          Trabzon’u ziyareti sırasında, Öğretmen Okulu Müdürü Rıfat Bey’e, tarih dersi programı ve kitapları hakkında görüşlerini soran Atatürk’e müdür, ders saatlerinin azlığından yakınır. Atatürk,
         -Ben sanmıyorum. Tarih, bir telkin dersidir. Fakat ben size başka bir şey sormak istiyorum. der.
         -Osmanlı İmparatorluğu neden batmıştır?...
           Tarihçi Müdür Rıfat Bey’in de, edebiyatçının da, felsefecinin de yanıtları tatmin etmez Atatürk’ü. Yanıtı yine kendisi verir.
          -Osmanlı İmparatorluğu, Türk Tarihi’nde din ile devlet işlerini biri birine karıştırma hatasının son kurba- nıdır…