Arşiv Anasayfa "B" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
BİR BİLEN_ÇOK BİLEN By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 04, 2008, 11:33:35 AM
Sizce, “bir bilen” olmak mı daha iyidir, “çok bilen” olmak mı? Durun, durun… Hemen yanıtlamayınız bu çarpık sorumuzu. Düşününüz. Düşünen; dağları aşmış, yerine ulaşmış da şu basitin basiti soruyu mu yanıtlayamayacak sanki?
İşin “çok”u varken, kim katlanır “az”ına! Olacaksa, çok olsun. Çok bilen olayım! diyenleri duyuyor gibiyiz.
Dilediğiniz öyledir de, nedir şu televizyon kanallarının durumu… Nedir şu gazete sayfalarının durumu… Nedir şu insanoğlunun durumu…
Kimileri televizyon programlarına gelmiş oturmuş bu “çok bilen”lerin. Sabahın alacakaranlığından başlıyorlar bildiklerini dökmeye. Sağlıktan, edebiyattan, sinemadan, politikadan, felsefeden, dinden-imandan… Ne bitmez bildikleri var bunların. Bu çok bilenlerin… Beş para etmez… Tek elle omlet yapmak kadar kolay onlar için, ülke yönetmek. Dünyayı yönetmek…
“Odun”u anlayıp da “odun” yazamayan, yazılmışını okuyamayan analarımızın geçmişte dedikleri gibi, gavur parası ile beş para etmez bu “çok bilen”lerin bildikleri. Hem, Recaizade Mahmud Ekrem diyor ki bunlar için; Çok Bilen Çok Yanılır.
Öyle, öyle… Sabahlara değin tartışma programları, herkes her şeyi biliyor, hiç kimse hiçbir şeyi bilmiyor… Durum ortada…
Çark ettiğinizi düşünüyoruz “çok bilen” olmaktan. Çıkamadınız çünkü onca “iş”in içinden.
Kanılarınız doğrudan yanadır, siz de doğru çizgidesiniz…
 Ben “bir bilen”im! diyenler var ama karşı yakada. Karşınızda. Ya onlar için ne demeli? Onlar “iş”i bilenler. “Bir bilen”lerden onlar… Bildiklerinin bir olduğuna aldanıp da yazıklanmayınız sakın onlar için. Yazıklar olur sonra size. Emeklerinize, duygularınıza yazıklar olur.
Hem, her yerde var bu “bir bilen”lerden. Cadde üstünde, sokak başında, kahvehane köşesinde, lüks otellerde… Her yerde, her yerde varlar. Ne derler böylesi çokluklar için? Kıyamet gibi…
Hem kıyamet gibidir bu “bir bilen”ler, hem de onlar yüzünden kıyamet kopacak belki de. Hem bir bilirler iyi bilirler, hem de dibi delinir iyi bildiklerini uyguladıkları tencerelerin, tavaların…
E, baksanıza daha ilk çocuklarını sabahın köründe cami avlusuna bırakıp kaçanlara… Elbet “bir bilen”in bilgisinin ödüllü sanat armağanıdır onlar, kimseciklerin anlayamadığı.
Yoksa, bardağın hep dolu yanını görenler midir bu “çok bilen”ler?
Karışık, karmakarışık bizce de çarpık sorunun yanıtı.
 “Paranın Doktorları” ile dolu dolu televizyon kanalları. Kum gibi… Para ile ilgili her şeyi, ama her şeyi biliyorlar. Paylaşıyorlar da bildiklerini insanlarla. Yel üfürüp, su süpürüp götürüyor olmalı ki bilip de öğrettiklerini, altı kuruş bile olamıyor kimseciklerin cebindeki beş kuruşlar.
Hepsi “çok bilen”…
Hepsi “bir bilen”…
Özümüzün de bu çarpık sorunun içinden çıkamadığını söylemiş miydik size yoksa? Şimdi birileri fısıldıyor gibi kulağımıza bir şeyler. Durun, durun…
Sağduyudan söz ediyor. “Bir bilen”lerin, “çok bilen”lerin sağduyusundan. Bunlardır demeye getiriyor “sağduyu”nun kaynağı.
Ya gidin işinize,
Ya bırakın, gidelim işimize.
Sakın, “solduyu” olmasın bu size “sağduyu” diye anlattıkları. “Bir bilen”lerin canım! “Çok bilen”lerin…
Şey, hep aynı şarkı: Bütün işler karışık…
Son söz: En iyi bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğimdir.- Sokrates