TORUL-KİRAZLIK BARAJI By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 09, 2008, 09:19:43 AM
Saatler, Erzurumlu Cemal’in Cemal Aga olmasına belki de aylar kaldığını gösteriyordu. Kimsenin okuyamadığı bir saat… 1960…
Vali Bey’in türküsü hep aynı türkü idi ama yediden yetmişe herkesin bildiği:
Torul’a baraj yapılacak.
Bildiğiniz valilerden değildi bu Topal Vali. Çocukluğu da içinde olmak üzere tüm yaşamı amelelikle geçen bir Topal Vali idi bu vali. Topal olmalarından başka belirgin bir benzerlikleri yoktu aslında Gümüşhane Valisi’nden. Adını da bu özelliğinden ötürü koymuştu sevenleri. Topal Vali…
-Torul baraj olacak… Ya Konya’dan ya da Muğla’dan toprak verecek bize Devlet Baba. Ama ne toprak… diyordu Vali Bey. Kimi zaman yakındığı da olmuyor değildi bu uzaklara gönderilmeden. Bıraksaydı ya Devlet Baba. O kooocca barajda balıkçılık yapardık, geçinip giderdik.
Bir kış da “Balıkesir’e gönderileceğiz!” diye tutturmuştu Topal Vali Bey, nereden duymuşsa.
Trabzon’daki deniz gibi bir şey olacaktı Torul Barajı.
-“Olsa, iyi olacak…” düşüncesi vardı herkesin gönlünde. Barajın engin sularınca çırpınıp dalgalanıyordu baraj yapılacağını düşünen insanların duyguları, çocukların bile.
En ateşli dudakları ile öpüyordu Harşit Çayı’nı temmuz sıcağında kıyıdaki telli söğütler. Temmuz sıcağındaki suyu yetmiyordu balıkların sıçrayıp zıplamasına Harşit Çayı’nın.
Donsuz çocuklar, Allah’ın yarattığı gibi giriyorlardı kuşluk vaktinde Harşit Çayı’na, çimip çimip duruyorlardı gece yarılarına değin.
Kimi karakışlarda, kullanma suyunu bile veriyordu Harşit Çayı, çay boyundaki ailelere. Buz tutuyordu çünkü çeşme suları.
Ocak ocak bahçecikleri vardı çay boyunca insanların. Baharla birlikte silip götürse de Harşit Çayı’nın azgın suları, uğraşılıp, yeniden düzenleniyordu vişne-elma-armut-dut… bahçeleri.
Topal Vali’nin gönlü de herkesinki gibi bu güzelliklerden yanaydı ama, Devlet kararını vermişti bir kez:
Torul Barajı yapılacak.
Kırk küsur yıl geçti Erzurumlu Cemal’in, Cemal Aga oluşunun üzerinden. Kırk küsur yıl… Bir insan yaşamı… 1960…dan 2008…e.
Kimi zaman kasabanın eski adı ile adlandırıldığı da oluyordu bu kırk yıl içerisinde: Ardasa Barajı. Olmadı ama. Ne yeni adı kullanıldı kasabanın, ne de eski adı. Kasabanın bir köyünün adı verildi, anılışından kırk yıl sonra yapılan baraja. Kirazlık Barajı…
Toprağı bol, ışığı apaydınlık olsun, Topal Vali Bey göremedi yaşamı boyunca konuştuğu barajın yapılıp bittiğini. Yapılıp bittiğini de, kimsenin ne Muğla’ya, ne Konya’ya gittiğini.
Baraja su tutulmasının arefesinde, Devlet Baba da ödedi ödedi durdu çuval çuval paraları. Kamulaştırma paraları…
Bir yanda, beş kuruşa beş takla atmaya hazır insanlar, bir yanda telli söğütlerle Harşit Çayı’nın öpüşmesindeki ayrılığa dayanamayan buruk yürekler…
Duygular da yamuldu-yumuldu, güme gitti arada.
Topal Vali bile yoktu artık barajdan söz eden. Her yerde güz… Her gönülde güz… İnce bir teselli veriyordu yalnızca, külden de verimsiz toprağı “toprak” saydırıp, para ile dolan cüz…
Paralar geldi…
Topraklar gitti…
Konutlar gitti…
Dertler bitti…
Önce ilk özlemler, yemeler-içmeler, giymeler, gezmeler… Sonra, o yerleri yer edenlerin viran mezarlarına çekidüzen. Olabildiyse, bir apartman dairesi.
Bitti…
Yer gitti…
Para bitti…
İnce, incecik bir duygu var şimdi yüreklerde sezim sezim sezilen. Düğüm düğüm düğümleniyor insanın boğazına, yüreğine duygular.
Uzun bir karakıştan sonra, cemrenin ısıttığı hava ile toprak arasında birkaç metrelik bir toprağa şöööyle sırtüstü sereserpe uzanıp;
Topal Vali’li günleri anmak…
Kayseri’ye, Erzurum’a yollanan vişne kamyonlarını düşünmek…
El ayası kadar bahçelerdeki gül gibi gül kokan gülleri düşünmek…
Söyle, sen kaç parasın para!
Artık ne Cemal Aga tersine işletebilir bu saati, ne Devlet Baba…
Katlanmak gerek.