FELSEFE YAPALIM By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 10, 2008, 02:24:12 PM
“Denemeler” adlı yapıtındaki “Felsefenin Sefaleti” adlı yazısında Hilmi Yavuz, yazısının başlığında, Cum- huriyet Gazetesi’ndeki “Türkiye’de Felsefenin Sefaleti” adlı haberden esinlenmiş. Başka bir söyleyişle, gazetedeki o haber üzerine yazmış denemesini.
Felsefenin yararının taaa Aristoteles’ten beri bilindiğini, bunların; gymnastik yarar, peirastik yarar olarak bilindiğini belirttikten sonra, bizim sorunumuza getiriyor sözü.
Bizim sorunumuz…
Bizde sorun mu yok… Hangi sorunumuz?...
Felsefe sorunumuz…
Felsefenin temel işlevlerinden biri de (diyalektik- us yürütme-akıl yürütme)yi öğretmektir. Elbette, us yürütmenin gerekli olduğuna inanan insanlar için, o insanlardan oluşmuş toplumlar için…
Biz, Tanzimat’tan bu yana Batı’yı model olarak benimsemiş bir toplumuz. Doğru olan da budur. Doğru olanı yapmaya çalışıyoruz ama Almanya, Fransa, İngiltere… kendi felsefe geleneklerini oluşturmuşlar. Neyin, nasıl öğretileceği konusunda bir “kendine özgü”lük edinmiş Almanya, Fransa, İngiltere.
Bu ülkelerin, felsefede bir “gelenek oluşturma” gibi benzerlikleri vardır ama; Fransa’da, Almanya’da öğretildiği gibi öğretilmez felsefe. İngiltere’deki sistem de diğerlerinden ayrıdır.
Gelelim bizim sorunumuza.
Bizde sorun mu yok Allah aşkına!...
Felsefe sorunumuza canım!
Bizde, bir felsefe geleneği yoktur. Olmamıştır. Olabileceğinden de…
Kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre, üniversitelerimizdeki felsefe bölümlerinin hocalarının çoğu Almanya kaynaklı. Yani bizde, Alman felsefe anlayışı olabildiğince yerleşiktir. Oysa, öyle dar kalıplar içine mi sıkıştırılmalıdır felsefî düşünüş anlayışı…
Düşününüz ama, şu anlayış doğrultusunda… Ne anlayış!...
Öngörülen sistem bile oturtulamadı düşünce dünyamıza. Düşünmenin gereğine dört dörtlük inanılmadan, düşünceye yol-yöntem çizilebilir mi kendi anlayışınca… Elbette olmaz.
Alman Üsulü (ödeme)yi de biliriz, iyiliğini de biliriz ama, uygulayamayız. O, Alman düşünüşünün bir ürünüdür.
Ya, bizim düşünce ürünümüz?
Olmayanın, ürünü mü olurmuş canım!
Kültür emperyalizminin de katkısı olsa gerek bunda:
Senin düşünmene gerek yok; biz, senin yerine de düşünürüz!...
Düşünen, dağlar aşmış; düşünmeyen, düz yolda şaşmış… demiş atalarımız, diyoruz yüzyıllardır ama;
Düşünceye özgürlük tanımıyoruz… Düşünmeden korkuyoruz…
Kim bilir, belki de bu yüzden bir felsefe geleneği oluşturamıyoruz. “Şeyyy… Canımmm… Iııı…”larla geçip gidiyor düşünce/siz yaşamımız.
Felsefe yapalım, felsefe… İyidir…