Arşiv Anasayfa "V" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
VİŞNELİ-ELMALI ANILAR By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 28, 2008, 11:43:38 AM
    VİŞNELİ-ELMALI ANILAR

Geçmişteki andıkça ballanan anıları kaşık kaşık sunmasa,kim bakar ki geçmişin yüzüne!...Geçmişi geçmiş yapan,sımsıcak yüreğinde sakladığı güzel anılar değil midir?
Bizde lise yoktu o zamanlar.Kayseri’de,Erzurum’ da da vişne yoktu.Geçmiş yıllar,geçip-gitmiş,yitmiş yıllar
Biz, sepet sepet elma-vişne gönderiyorduk Erzurum’a,Erzincan’a,Kayseri’ye ama,onların bir lise gönderebilmesi için bize,bir insan yaşamının geçmesi gerekiyordu.Öyle de oldu.Öyle oldu ama,yaşımız beklemedi ki öyle olmasını.Geçip-gittik Zigana Dağı’nın eteğindeki küçücük kasabadan “Denizi kız,kızı deniz, sokakları hem kız hem deniz kokan” İzmir’e.İzmir’e lise okumaya…
İyi de ettik.Yaşımız büyürken,göre göre izledik dünyanın küçüldüğünü.
İzmir,o zamanlarda da güzeldi…
Her yaz,en az iki geri dönüşü vardı bu gidişin. Ege’den,Zigana Dağları’na.Bir vişne zamanı,bir elma zamanı.
Kasa bulmak çok çok zordu o zamanlar,vişneyi kasalamak için.Kasalayıp Erzincan’a,Erzurum’a,Kayseri’ ye göndermek için.Karadeniz orman bölgesi ama, odundan yapılan vişne kasasını bulmak çok zordu.Yaşa- nılan yıldan,gelecek yıl düşünülürdü vişne kasasından yana.
Kimse bilmezdi o zamanlar “organik”i de,organi- zatörü de.Doğanın yarattığı gibi yetişirdi sebze de,meyve de,tahıl da.Organize işleri de pek bilen yoktu o zamanlar taşrada.”Sonradan çıktı bu organize işler…” demeye gelmez elbette.Vardı da,sonradan sonradan duyduk.
Vişne,para ederdi o zamanlar.Oğlanların- kızların evlenmesine,evin üstüne oğlana bir kat atılmasına,hanı- mın ameliyatına…Vişne,para ederdi o zamanlar.
Vişne parası cepte,direkt İzmir otobüsünde şöförün hemen arkasındaki koltukta…Yaş onaltı,yaşam da yolculuk da ama ne tatlı…
Köyden kente gidilmiş gibi olunurdu Zigana’dan İzmir’e.Kentten de öte,Avrupa’ya gidilmiş gibi.
Reçeli ile,şurubu ile,marmelatı ile,kurutulmuşu ile,getirdiği parası ile bereketti vişne.
Elma zamanına geçilirdi vişneden sonra,Harşit Çayı’nda bıyıklı sazan balıkları takla atmaktan yorulduk- ları zaman.Bir ağustos sıcağı damgasını vururdu yaz mevsimine,bir de göbek elması.
Gene elma kasaları,elma sandıkları…Gene Kayseri’ler,Erzurum’lar,Patnos’lar…
Elma,elma gibiydi o zamanlar Harşit Vadisi’nde. Tıpkı,vişnenin vişne olduğu gibi.Yetiştirenin yüzüne gülerdi,yüzünü güldürürdü yetiştirenin elma da,vişne de. Sepet sepet,sandık sandık verilirdi gelene-geçene,dikenin canı için.
Vişne de boldu o zamanlar,elma da boldu,insanlık da boldu, komşuluklar da…
Her yıl en az iki yol İzmir-Zigana yapardık,gele- ceğe anı olur diye.Vişneler anısı…Elmalar anısı…
O zamanlar konuşanların da boldu anıları.Harşit Vadisi’ndeki elmalar kadar,vişneler kadar.Bakırçay Ovası’ndaki üzümler kadar,Gediz Ovası’ndaki pamuklar kadar…
O zamanlar öyleydi işte.Çocukluğumun zamanları İlk gençliğimin zamanları.
O günden beridir,”Türkiye bir tarım ülkesidir!...” der durur anneler-babalar,öğretmeler,politikacılar,mühen- disler,yönetenler- yönetilenler.
Sonraları,ben de öğrendim “Türkiye bir tarım ülkesidir!...”demeyi.Dedim…Dedi…Dedik…
Mahalle bakkalından Alman elması aldığım güne değin.O gün sustum…Şaşırdım da…Almanya olmuştuk sanki.Alman elması yiyoruz.
Bizim elmalarımız,gençlik anılarımız gibi çooook eskilerde kaldı…