Arşiv Anasayfa "G" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
GÜL – DÜŞÜN By: Kenan Kalaycıoğlu Date: May 07, 2008, 01:34:26 PM
-Gülelim mi,düşünelim mi?
-Bu ne demek?
-Günümüzün konusunu belirleyeceğiz.
-İyi ama,demokrasimizi kesintiye uğratır böyle sorular.Ayvanın dediği olsa,nar ağlar; narın ki olsa… Gelin ikisini birden olduralım.Hem gülelim,hem düşü- nelim.
 Demokrasimiz de kesintiye uğramamış olur.Hem gülelim,hem düşünelim.Olmaz! Ayrı ayrı olmaz,sıra ile olmaz.Gülerken düşünelim,ikisi bir arada.En doğrusu bu.
“Sansür ve sıkıyönetim vardı.Harp içinde idik.Vi- ranbağ’da öğle yemeğine çağrılan Ziya Gökalp bir aralık kızı Hürriyet’in yanında olmadığını gördü  ve telaşla, çamlara doğru bağırmaya başladı:
-Hürriyet! Hürriyet! Hürriyet!
 Hüseyin Cahit acı bir gülüşle yanındakinin kulağına fısıldadı:
-Ziya Bey,Hürriyet’in kaybolduğunu yeni farkına vardı galiba...”
 Şekil A da görüleceği gibi,farkı geç fark etmek farklılaştırmıyor,sıradanlaştırıyor insanı…
 Aman ha! Geç fark ederseniz taşın sert olduğunu, kafanıza kafanıza vururlar o taşı…
“İnmemiştir yere Kur’an,bunu hakkıyla bilin
 Ne mezarlıkta okunmak,ne de fal açmak için…”
 Ne yerlere indirmekten vaçgeçtik Kur’an’ı, ne mezarlıklarda okumaktan.Fal açma işinde kullandıklarını açık açık yapmıyorlar ki…Sen,dediğinle kaldın Akif…
“Fikret Adil anlatıyor: Ömer Seyfettin,hürriyetin ilanı sırasında bir gün misafirlikte bulunuyordu.Evin genç ve yetişmiş çocuğu Avrupa’ya gönderilecekti.Misa- firlerden tutucu bir hoca,vakit namazını bırakmamasını sıkı sıkı tembihliyordu.Dinleyenler sinirleniyordu.Ömer Seyfettin;
-Cancağızım,çocuğu rahat bırak.Gavurluk öğren- meyecek olduktan sonra,Avrupa’ya ne diye gidiyor!...”
 Önce gülünüz,ağlayınız isterseniz; sonra,iki soru gelecek sizi düşündürmek için:
 Birinci soru: Ne diye bekleriz kapısında Gavur Avrupa’nın? İki yüzyıldır…
 İkinci soru: Debiller midir,embesiller midir eği- tilemeyenler? Adı,Emile Durkheim’le birlikte konmuş olsa da…Psikolojik açıdan canım!...
“Nargile misali çok etme gurgur
 İstanbul Türkçe’si değildir Uygur.
 Pirincin yerini tutar mı bulgur,
 Kavun olur mu hiç Çerkez kabağı…” Bayburtlu Zihni.
 Yoruma gerek var mı sanki.Yorum istiyorsanız; sofranıza bakınız,çevrenizdekilerin konuşmalarına bakı- nız.Kendi anlatımınıza bakınız; yazılı,sözlü…
“Nene gerek ey hoca,senin böyle dırıltı,
 Yetmez mi nargilenden çıkan tatlı hırıltı,
 Gelinde bir mırıltı,kaynanada zırıltı,
 Bence her hatun kişi cazip değil,kâziptir.” T.Nadi
(kâzip: Yalan,yalancı,uydurma)
 Bizce de yoruma gerek yok çünkü; dergi Anayurt Ay Aralık,son ve yeterinden soğuk…
“Meşhur Enver Paşa’nın babası Ahmet Paşa safdil bir adamdı.Bir gün mecliste;
-Allah günahımı affetsin…İçki kullandım,fakat harama uçkur çözmedim…deyince,mecliste bulunan ve Enver Paşa’yı hiç sevmeyen Süleyman Nazif dayanamadı
-O uçkuru keşke helale de çözmeseydiniz!...dedi.
 Kimi helal,kimi haram,ne uçkurlar ne işler açtı başımıza.Keşke hepsi kördüğüm olsaydı da çözülmeseydi