Arşiv Anasayfa "B" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
BÜYÜK SINAV By: Kenan Kalaycıoğlu Date: May 09, 2008, 01:00:06 PM
Sizin için, bizim için, ama en çok da Üniversite Öğrenci Seçme Sınavı’na girecek öğrencilerimiz için
“güncel” olanı konuşalım istedik bugün. Büyük Sınav’ı.
Önündeki birkaç yıl boyunca sınava girecek öğrencisi olmayan aileleri de yakından ilgilendiriyor bu sınav. Bu Büyük Sınav… Nasıl ilgilendirmesin ki;
 —Gelemem, gelemem komşum! Oğlan / kız sınava
hazırlanıyor, biliyorsun. Sınav yaklaştı, onun hizmetin- deyim… Bir bitse de…
 —Ay, haklısın komşum! Allah zihin açıklığı verir inşallah…
İşte sizi de etkiledi komşunuzun sınavı…
Bunlar, bu türden olanlar, milyonlarca ailenin yıllardır yaşadığı sorunlar. Bildik-bildiğiniz sorunlar…
Sınava girecek her öğrenciye bizden de kolaylıklar… Başarılar…
Dilemek yetmiyor ama. Yılların deneyimleriyle görülmüştür, anlaşılmıştır “dileme”lerin yetmediği.
Bilenler biliyor fıkrayı. Kendi işini kendi görür Alman. İngiliz de kendi gemisini kendi yürütür. “O kulum bütün işlerini, her zaman bana bırakır!...” diye yakındırırız Yaradan’ı…
Hafta içinde, ulusal gazetelerde bir haber. Önemli bir haber, konu ile ilgili olan herkesi yedi bilmem kaç büyüklüğü ile sarsacak bir haber.
ÖSYM (Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi) Başkanı, açıklamalar yapıyor Büyük Sınav’ın soruları ile ilgili olarak:
 “Soruların zorluğunu-kolaylığını öğrenciler nedense gereğinden fazla önemsiyor. Hazırlanan soruları okudum. Geçen yılki ile eşdeğer sorular, geçen yıldan daha zor değiller…”
  Öğrencilerin yaşamları ile ilgili olan soruların önemsenme derecesini de söyler misiniz sayın profesör… Şu, yıllar yılı boş gezenlere de…
Sürdürüyor açıklamalarını Başkan:
 —Soru zor olsa bile, bildiğiniz konulardaki sorular kolay gelir. Türkçe sorularını –belki imlâ soruları hariç- herkes çözebilir, özel bir bilgi gerekmiyor. Sokaktaki bir insana bu soruları sorsanız, bazı fizik sorularını bile bilirler…”
  Ağzınıza sağlık sayın Profesör Başkan! Emellerimize ulaşabilmek için, düşündükçe düşürdük “bir lise mezununda olması gereken standart düzey”i…
  Türkçe’mizi de bu yolla serdik Arapça’nın, İngilizce’nin ayakları altına…
 —Missisipi’nin debisini ezberlemenin de ne anlamı var canım! diye yakındık haklı olarak ama, bu kez de;
 —Atatürk’ün doğum yerini bilmeyen öğretmenler yetiştirdik…
 —Lökosit’in kanla ilişkisini “Seyirciye soralım…” diyen biyoloji öğretmeni-yarışmacılar yetiştirdik…
 —Lehim yapamayan teknik elemanlar yetiştirdik…
  ÖSYM Başkanı, sınava giren adaylar arasında dört işlemi yapamayanlar olduğunu belirterek, şu bilgiyi vermiş gazetenin haberine göre:
 “Bir soru vardı, hiç unutamıyorum. 2006 yılında sorduk. Rakamlar tam hatırımda değil ama, soru şöyleydi: 15-(8-3)=? Sonucun ne olacağını sorduk: 8’den 3 çıkarılacak 5 kalacak. 15’ten de 5 çıkarılacak, 10 kalacak. Adayların %48’i yapamadı bu soruyu. 1,5 milyon kişi… Maalesef seviye böyle…”
  Bizce de “Maalesef!” sayın Başkan, bizce de…
  Horonun başındaki sorumludur bizde, horondaki uyumdan.
  Bir gül-düşün de bizden:
  Geçer not 45.
 —Kızım, kaç aldın yazılılardan?
 —İiii… 21, 27, 34…
 —Peki, bu dersten geçebilmen için sözlü notunun kaç olması gerek? Sözlü notun kaç olursa, bu dersten geçebilirsin?...
 —(…) ölüm sessizliği / ilgisizliği…
  Bir yaşam boyu beklesen, sonuç bir “İiiii”den başka bir şey olmayacak.
  Öğrencinin başını taçlandıramayan bu güzellik(!) kimin / kimlerin başını taçlandırmıştır dersiniz…
  Biz, kendi sorunlarımızın yolunda beyazlatmadık saçımızı-sakalımızı sevgili Cenab Şahabettin. Yerden-göğe haklısın sözünde:
  En çekilmez iş, başkasının pisliğini temizlemek- tir…