Arşiv Anasayfa "S" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
SORUN YA DA MESELE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: September 17, 2008, 12:33:30 PM
İster sıvacı olsun,ister sobacı; severim,severim işini adam gibi yapanı.
        Sürtüklerle kalpazanlar arasına sürgün edileliden beri sözcükler de değiştirdiler anlamlarını. Salt erkekler anlaşılır oldu “adam” sözcüğünün anlamından. Kim bi-lir,belki de “Kadının Adı Yok” ların en yeşil tonda ya-şandığı günlerden unutulmaz bir izdir,bir anıdır.Erkeğin adam, kadının yok sayıldığı. Adamın biri…diye başlar onca anlatılar.
      Neyse… Kendi anlatımıza dönelim.Severim yaptığı işi adam gibi yapanı.Eline-yüzüne bulaştırma-dan,ayağına-bacağına dolaştırmadan.
      Öykücülüğümüzün büyük ustası da öyle yapar.Adam gibi yapar yaptığını.Sait Faik Abasıyanık…Yazdı mı,öykü gibi öykü yazar.
      “Şeytan,ayrıntıda gizlidir…” ilkesini yemiş-içmiş-yutmuşcasına diyor ki;
     “Kim demiş gökyüzünün bulutsuz,denizin yeşil ol-mamamı mesele değildir diye.Budalalık!Ya gökyüzü kapkara ya denizin mavisi kızıl olsaydı? Olsaydı,o zaman mesele olurdu işte…
    Canım insanoğlu!
    Aklınla da bin yaşa,aptallığınla da…
        Ne şeytanların şeyatanlıklarına akıl-sır eriyor şu yaşanası dünyada, ne de dünyanın gidişine.Kimine göre düzenine,kimine göre düzensizliğine .
      Kimileri volta volta,dünya dünya dolaşır; kimileri de laboratuarlarda atom atom,hücre hücre uğraşır.Dünyanın işleri işte.İnsanoğlunun işleri.
      Peki ama, yaşamınız aşkına olsun,hangisi meseledir bunların Sait Faik’in deyimiyle.Belki de hiç mi hiç dü-şünmemişsinizdir siz,
     -Dünyanın sorunlarını Obama mı, Babama mı çözebi-lir? diye.Yazık!...Ya da kök hücre denilen oyuncağın oyun alanına çıkarılması ile,ne olacak acaba kel kafalarla çok çok barışık yaşayan şimşir tarakların dostluğu?
      Ha,ne olacak?
       Ya,saat dediğimiz o harika makineyi günde en az beş kez kullanan ülkelerden biri çıkar da daha hizmetkarlığı yüksek biçimde yapıp,kaparsa İsviçrelilerin elinden!...
       Sakın sakın”Mesele değildir!...” demeyin.Demeyin çünkü,ya düşerse yollara açlıktan İsviçreliler? Durdur durdurabilirsen dünyayı.Ya kandır, ya durdur.
       “Gel etme-eyleme ,aksi söz söyleme.”Dur dün-ya,inecek var! Durmaz ki!
        Meseledir bunlar mesele .Bu Sait Faik’in öykücülü-ğü de us’u da usluluğu da mesele.Neleri düşündürüyor insana. Öyle ya, düşünen bir varlık insan. Dokunamayı-nız canım,varsın düşünsün dursun insan olmak isteyen.
    -Bu insanlar ne kapanıp durur o laboratuarlarda…
    -Kaç kamyon dolusu soğan satması gerekir Danimar-ka’dan bir kilogram cep telefonu almak isteyen filanca ülke.
   -Dokunmayın insanıma,düşünsün.
    “Ellerimi dizlerime vuram vuram ağlayam…”Yok canım !Ağlamak da nereden çık-tı.Düşünem…Düşünem…Ellerimi dizlerime vuram vuram düşünem.
     Ne çok meselesi var dünyanın.
     Ne çok insan vardır şu insan seli arasında,
    -Ben hep derim ki…
    -Ben her zaman derim ki…diye sözlerine başla-yan…Ya sonrası?Sonrasını ne irdelersin ca-nım,irdelenecek onca mesele varken.Şimdi tutar da biri sorar mı sorar size?
    -At mı itten korkar,it mi attan?
    Sorar mı sorar. Söyleyiniz öyleyse.Yooo!Süreniz on saniye ve kopya…Asla!Sakın haaa.Şimdi tutar birisi de Aziz Nesin’lik olsun diye “ot”u da ekler bunlara.Ekler de,üç bilinmeyenliye çıkarır denklemi.Kördüğüm yapar kördüğüm.
    -At’tan, it’ten, ot’tan it atı ısırır da öbürü de durmaz ki canım! Tekmeler çifteler. Otun olmadığı yerde at da aç,it de aç.Saat yapma becerisi ellerinden alınmış İsviçreliler gibi.
    İşler karışık…
    Bütün işler karışık.Bütün işler” mesele”.
    At dediğin gitmeli (iyi gitmeli), düdük dediğin ötme-li.Öyle ya canım!Kalem dediğin yazmalı,kafa dediğin düşünmeli.Dil dediğin,söylemeli.
     Ne çok meselesi var şu insanoğlunun.Canım insanoğ-lu!Kendi varlığı,kendi varlığına “mesele” olan güzel in-sanoğlu.