SURAT By: Kenan Kalaycıoğlu Date: September 18, 2008, 11:14:18 AM
SURAT
Suratlardan surat beğenir oldu suratlarımız; suratlarımız, mutluluk havuzunda yıkanalıdan beri.
Nice “binbir surat”lara taş çıkartır oldu suratlarımız.
Kaşlarını çatıp, yüzüne küskün ve dargın bir anlam veren birisini mi özlediniz? Yapmayın, insanlık aşkınıza… Kaldırın başınızı, açın çatık kaşlarınızı, önünüze bakın lütfen. Banka kuyruğunda, önünüzdekine. Postane gişesinde, arkanızdakine bakınız bir yol.
Moda olmaktan çıkalı çok oldu “surat asmak”. Bir türlü gülemiyor ki yıllardır milletin yüzü! Moda geçicidir. Karakterimiz oldu suratımızın asıklığı. Öfkemiz, öfkemiz.
Kiminin, “surat bağlamak”ta suratı. Yedikçe yetimin hakkını, şişmanlayarak şişiyor yüzü. Surat bağlıyor…
İster davul derisi deyin, ister eşek derisi, kimisinin de öyle suratı. Ne arsızlığına aldırıyor, ne hırsızlığına.
Arsızlığının, hırsızlığının ikramiyesi olarak tükürdükçe yüzüne,
—Aman, ne rahmet yağıyor Rabb’im! diye mutlandırıyor kendini. Mutlandırıyor da, kasap süpürgesiyle süpürüyor suratını.
Yaşama gücünü de bozuyor insanın, yaşama güçlüğü suratını da. Sokaklara bakınız, caddelere, parklara, yollara… İnsanlara bakınız, insanlara…
Bütün insanlar mutsuz…
Bütün insanlar suratsız…
İnsanların suratından düşen bin parça. Kristal olması gerekmez düşenin, ne düşüyorsa o suratlardan bin parça, bin parça.
Peki ama, nasıl bakacak o suratsız suratlara, bulunabilirse bir tek suratlı surat.
Ha, nasıl bakacak?
Suratını ekşiterek…
Kendi yaptığından, kendi utanarak elbette. Kendi suratı varsa…
Surat surat derken, şimdi çözdüm insanların suratlarının neden suratsız olduğunu:
—Evreka! Evreka!
Suratsız suratlar birbirine bakarsa ne olur? Ne olur? İşleri kırk yıl boyunca yolunca gitmez. Sarpa sarar düz yollar.
Bu gidişle, bütün suratlar sarpa saracak, akabelerde kalacak. Suratsız kalacak suratlar. Nasıl, nasıl kalmasın ki,
Bütün suratlar mahkeme duvarı gibi. Soğuk… Katı… Duygusuz… Acımasız…
Elbette, elbette öyle; doğa, daha delikanlı insanlardan. Daha dürüst, daha doğrucu. Bak rüzgâra… Şamar şamar çarpıyor şamarını suratsız suratlara. İnsanların diyemediği doğruları diyor suratsız suratlara.
Rüzgâr bile haykırıyor!
İnsan susuyor…
Suratsızlık, süratle yükseliyor. İnsanlık (!) adına…