Arşiv Anasayfa "M" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
“MİŞ”Lİ GÖRÜNÜMLER By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 14, 2008, 01:33:43 PM
Canım Türkiye’min canım insanları, sual olmaz kesinlikle yaptıklarınıza, yapacaklarınıza. Politikanın “P” sine daha dün, daha birkaç saat önce tutunmuşlar da öyle demiyor mu!
   -Halkın sağ duyusu…
   -Halk ne yaparsa, iyi yapar…
   Adam, kendi oğlundan yana dertli. Dertli de ne demek, yaralı. Soruyor arkadaşına:
   -Sen nasılsın oğlunla?
   -Bir kavak ağacı dikmiştim oğlumu dikerken. Keşke oğlumun yerine bir kavak daha dikseydim…
   Sen aklınla bin yaşa, bilmem kim emmi!
   Köyden tek değneği üstüne kasabaya inen Havva Nine diyor ki eczacı hanıma:
   -Yutup duruyorum bu ilaçları ama, iyi olduğum yok bir türlü. Neyse, sen gene de ver ilaçlarımı. Eczacı hanım bakıyor durumuna Havva Nine’nin:
   -Havva Nine ilaçların bitmemiş. Evde bu ilaçlarından var senin. Hele bir kullan onları. Havva Nine çıkışıyor.
   -Sen nerden biliyorsun?
   -Bilgisayarda görünüyor be nine!
   Yumuşuyor Havva Nine. İzin isteyip eczacı hanımdan, telefon ediyor eve, gelinine.   
   -Kız gelin, dolabın kapağını kapat, ilaçlarım buradan görünüyor!..
   Bu ne akıl be Havva Nine! Veriver formülünü de, örtelim tüm ayıplarımızı.
   İstanbul’da, dünya kültür kenti İstanbul’da, İstanbul Türkçe’si (!)  ile bağırıyor simsar:
   -Örzürüm!.. Örzürüm!..
   -Zaman, bayram arefesi. Otobüs yok. Bir yıldır yatmakta olan otobüs leşi şilinmiş süpürülmüş, hazırlanmış Örzürüm yoluna. Teknik durum, Hak getire…
   Bu ecel teknesinde yer almak için çiğniyor biribirini yolcu adayları… Müziksiz olur mu  onca yolculuk. Teybi sapasağlam elbette oto-boş’un, çalıp duruyor.
   -Ecel ayırsa bile,
   Ah(i)rette buluşuruz…
   Buluşup buluşamadıkları karanlık ama bize, ahirete göçtükleri besbelli…
   -Namusumu, namusumuzu temizledim! diyor kameramana tekme atarken delikanlı. Töre katili. Denizlere ve de karalara ve de havalara hükmeden insan görünümlü edası ile onurlu ve de gururlu delikanlı… Kâtil olmakla onurlandırıyor kendince kendisini, arkasında babası;
   -Allah’ın verdiği canı… diyor, alacak yoktur Allah’tan başka…
   Evinin çatı katında hazırladığı suit odaya, henüz buzağı iken çıkarmıştı bu ineği! Sapasağlam bir de kapısı var suit odanın. Betondan… Betondan ve yarım metre eninde. Sekiz yıl sonra ilk kez adım atacak dışarıya inek hanım ama, eni kapıdan geniş!..
   Ne olacak dersiniz…
   Zımba gibi delikanlı… Fişşek gibi… Yirmi üç yaşındaymış polis amcanın dediğine göre. Dayanamamış Antalya’nın baldırına-bacağına, girivermiş bir gece bir giyim mağazasına. Gizlice…
Tam üç kez tecavüz etmiş vitrindeki cansız mankene…
   Bir başkadır insanda “deli-kanlılık” çağı…
   Nedir şu bebeklerin elimizden çektiği. Kimi, “Hoppala! Hoppala!” deyip tavana çarpar öldürülür; kimi, yasak aşk sahnesine gölge ettiği için duvara çarpılır öldürülür.
   Bebek olmak da zor artık, bebek olmamak da…
   Dişindeki “geçmeyen ağrı” ya ateş edip de, dişini öldüren adam gördünüz mü siz? Dişini mi dedik? Yok canım, kendini… Görmedinizse, hangi ülkede yaşadığınızı söyleyiverin lütfen.
   Akıllarımıza sağlıkla, nice “mış”lı günlere.