İLACIMIZ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: November 04, 2008, 10:25:24 AM
İLACIMIZ
Eşimiz yok, benzerimiz yok ilaç kullanmamız yönümüzden. Toplum olarak elbette canım. Bir ilaç yutuşumuz var, laboratuarlarda Allah’ın huzurundaymış gibi çalışan bilim insanlarının bile aklı ermez nasıl yuttuğumuza.
Bir başka kullanırız ilacı biz…
Anacığının evine gitmeyi bile planlayarak gerçekleştiren varoş gelini gelin hanım, böyle bir plana hiç mi hiç gerek duymadan, bazen eşarbını bile almadan koşar sağlık ocağına.
Çoğu zaman, doktorum muayenesine de gerek duyulmaz. Eltinin önerdiği ilaç istenir doktordan. Hüsniye yengenin kullandığı ilacın, kendisine de iyi geldiği söylenir doktora. Televizyondan duymuştur ya da kendisine iyilik getirecek ilacın adını. Kaynaklar bol… İlaç adı edinme kaynakları bitmeeez tükenmez türden toplumumuzun.
İlacı edinmek de kolay. Kim demiş kolay değil diye. Eczanelerde yatar – kalkar – sabahlarmış sağlık karnelerinin çoğu. Kimi zaman kimi aklı evveller kimi yasaklamalar getirseler de, kolaydır bizde ilaç almak. Bizim sistemimiz, kolaylıklar sistemidir ilaç almamız konusunda.
Elimize – avucumuza tutuşturulan ilaçları da geri çevirmeyiz kesinlikle. Dost verir, arkadaş verir, akraba verir… Yeni tanıdıklarımızın vermesi de sıkça yaşanan ilaç geleneğimizdir.
Cömertiz, cömertiz ilaç verme ilaç önerme konusunda. Neden cömert olmayalım ki; duygular para ile değil, ilaç da bağımızda yetişiyor. Öyle Almanya’dan, Fransa’dan, İsviçre’den… değil ki (!)…
Eşimiz, dostumuz, komşumuz… diplomasız doktorlarıdır toplumumuzun. Yaşlarınca yaşasınlar.
Açınız, açınız kapılarını en dar gelirli evlerin. Ne ilaçlar bulacaksınız buzdolaplarının kapak içlerinde ya da üstlerinde.
—A aaaa! Bunun miyadı geçmiş.Fiyatı, 42 milyon…
Varsın olsun canım! At çöpe, at çöpe! Sanki kriz mi yaşanıyor dünyada…
Akıllılıkta da üstümüze yok, ilaç savurganlığında da ama, ilaç üretimine kullanmıyoruz nedense aklımızı.
Bizce, bütün dertlerimizin dermanıdır ilaç. Başımız birazcık ağrısa, ilaç… Hafif bir ateşimiz olsa, ilaç… Küçük bir öksürük, ilaç… Midemiz ekşidi, ilaç… Şişmanlıyoruz ilaç, zayıflıyoruz ilaç…
Bu ilaçların, yaşamımızın bir döneminde bize “dert” olarak döndüğünü / döneceğini düşünemiyoruz bir türlü.
Ne güzel!... Düşünmeyi de engelliyor ilaç. İç… İçiniz… İçelim…
Tuzsuz yemeniz gerekir, olmaz… Az şekerli yemeniz gerekir, olmaz… Yağdan sakınmanız gerekir, olmaz… Kızartma kesinlikle yasak, pirzolasız duramam.
Bütün bu akıldışılıklar kimin işine geliyor dersiniz? Kimin ekmeğine tereyağı oluyor dersiniz? Bu akıldışılıklar kimleri kalkındırıyor da bizi gülünçleştiriyor dersiniz?
Kalkınmış ülkelere bakın, kalkınmış toplumlara. Ulusal gelirden kişi başına düşen payın, bizimkinin birkaç katı olduğu ülkelere bir bakın. Sanki onlar yönetiyor dünyadaki onca devleti… Yaaa!...
Tarım ve hayvancılık ülkemizde yeterli ve dengeli besleyemediğimiz insanlarımızı İngiltere’den, Alman-
ya’dan, Amerika’dan, Fransa’dan… getirebildiğimiz ilaçlarla yaşatmaya çalışıyoruz… Ne ilginç!... Ne ilginç, minnacık bir şişe ilacı alabilmek için Tokat Ovası’nda üç beş kamyon kuru soğan üretmek… İlginç değil mi yoksa?
Havanın üstümüzde, meteorolojik ortamda oyun üstüne oyun oynaması gibi oyunlar da var bu ilaç işinde. Alicengiz oyunları… Bizans oyunları… Eko – siyaset oyunları… Endonezya çiklet oyunları… Bu oyunları öğreten üniversitelere girmek kolay, çıkmak zor…
İlacı yok çünkü…