BAŞLAMAK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: November 05, 2008, 10:46:49 AM
BAŞLAMAK
Başlığımız olan sözcüğe bakıp da sizi,
-Bütün aşklar tatlı başlar…şarkısına götürmek düşüncemizde olduğumuzu sanmayınız sakın.Hiç olmazsa,şimdilik öyle düşünmeyiniz.
“Ben bu acıyı,Allah’ım bana böyle bir kızla arkadaşlığı nasip ettiği için çektiriyorum kendime… Aşkımın acısını yaşamayayım diye…demişti bize lise yıllarımızda Tamer.” Kırk yıl önce…
Büyük aşk yaşamına ilk kez başlamıştı Tamer. Şenay da öyle.Yazımızla,kimseyi böyle “başlama”lara götürmek niyetinde değiliz.
Başarmada da başlama var ama.En azından bizim kültürümüzde böyle.
Başlamak,başarmanın yarısıdır…
Eh! Yarısından sonra,gelir geçer de öbür yarısı… Ama deler geçer,ama delmez geçer.
Geçer, geçeeeeer…
Kimi tasarlayarak başlar,kimi tasarlamadan. Kafadan …Kafadan atarak başlar kimisi.İş yol alır,keser döner sap döner:
-Ben bu işe nasıl başladım!...
Kimileri,böyle soruların ardından saçların bir gecede boyanabildiğini söylerler.Olmaz işlerden işte. Onca saçın bir gecede boyanması.Beyaza…Bembeyaza... Bu kara kafayı beyaza boyamada da bir beyaza boyamayı tasarlamaya başlamak yoktur.Ansızın…İvecen…Birden- bire…Başlamak işte…
Garibim!...Çocuk sanki bilerek başlamış da,her keresinde yüzüne yüzüne vurmaya başladı varoş gelin:
-Bir haftadır,gece altına işemeye başladı oğlan… Kim bilebilir ki oğlanın tasarılı ya da tasarısız başladığı- nı.Başlamış ama…
Gençliğinde,dükkanının önünde abdest almaya başlamıştı.Görenler görüyordu.Görenler görüyordu da,o da görmeyenler görsün diye başlamıştı.Onlar için mi demiştir dersiniz Cahit Sıtkı Tarancı:
“Zamanla nasıl da değişiyor insan…”
Şimdi,İncil adına kayıt yapıyor…Haşaaa…
Başlamak işte…
Herkesin kendince bir yolu yöntemi var başla- mak için.Kendine özgü ya da gelenekten getirdiği:
-Başla da,nasıl başlarsan başla!...
Daha içten davranmaya başlamak mı istiyorsu- nuz? Kim ne demiş ki isteğinize? Başına da,sonuna da koysanız olur yüreğinizi:
-Canım! Başla da nasıl başlarsan başla!...
-Başla da nasıl başlarsan başla canım!...
Bizim başlamamızı da gördünüz işte.İnişi yok, çıkışı yok.Yeter ki başla.Alır gider başını.”Ne?” mi? Ne ise canım,neye başladınsa.
İlk başlayışında sormamıştı çocuğuna anne. Sormamıştı çünkü,o da henüz başlamamıştı aklınca sorular sormaya.Bu,yumurtayı ilk aşırmasıydı komşunun kümesinden.Oğlunun nerelerde olduğunu sormaya başlamış yirmi yıl önceden…Başlamak,başarmanın yarısıdır.
Kimileri öyle başlar,kimileri böyle başlar. Kimileri ona başlar,kimileri buna başlar.Sınırı yok ki başlama isteklerinin de biçimlerinin de.
Herkes bu satırların yazarı değil ki sigara için, “Bırakıyorum! “ desin ve bıraksın.Rüyasında,içtiğini görüp de yarım gün boyu üzülsün…
Başlamak işte…
Kimisi adam olmaya başladığını söyler,kimisi de hayvanlaşmaya başladığını.Dayanabilmeye başladığını söyleyenler de az değil hani.Acılara…Kahpeliklere… Kardeşine…Karısına…Açlığa…
Feleğe feleğe…
Şu,Felek dediğimiz feleğe bile dayanmaya başladığını söyleyen niceleri var.
Mars’ı bilmiyoruz canım! Uzay’da…
İnsan türünden çok türü var canım başlamanın da, başlananın da.E, var işte.Kimileri de adam gibi görmeye başlar kendini,insan gibi.Zamanla elbette.Ya da yeni yeni fırsatlar doğdukça.
Biz de başlıyoruz öyleyse.Başlamak böylesine moda olunca.Akıl dağıtmaya canım! Us dağıtmaya…
Siz siz olun,kötüye başlamalarınızı sakın sakın alışkanlık edinmeyiniz.İnsanlık aşkına olsun.