Arşiv Anasayfa "S" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
SU By: Kenan Kalaycıoğlu Date: November 13, 2008, 09:57:35 AM
                          SU

Sularlayın aziz olmanız dileğiyle açıyoruz bugün köşemizde sözümüzü.
Sularlayın aziz olan,boynu bükük toprakların boynu bükük insanları.Sular gibi aziz olun.
Azizliği üzerinize,sizin de damarınıza geçsin diye su  ile başladık söze.Boğazımıza kuru ekmeğin düğüm- lenişinden değil kesinlikle.Değil çünkü,devletin kasasına bir anahtar uydurmuşluğumuzdan değil,elimizden- emeğimizdendir çıkardık çok çok şükür boğazımızı ıslatacak suyumuzu.
Suların aziz oluşundan mıdır,insanoğlunun da aziz olma isteğinden midir,hep su boylarına oturup yerleşmiştir insanoğlu.Beyazı,karası,sarısı…Suyu olmayan yörenin ne töresine bakmıştır,ne yüzüne.
Susuz yaşam olmuyor çünkü!
İşte belki de suyun azizliğindendir ya da olmazsa olmazlığından, “Su içene yılan bile dokunmaz.” Ne insanmış meğer şu yılanlar, ne insan…Su içen insana da dokunmuyormuş,su içtiği için insana da…
Devinimi de coşkunluğu da vardır; coşar,aşar, yıkar ama su,uyumaklığı da vardır.Uzuun uzun uyuduğu olur suyun.Uyumayan mı kim,su da uyuduktan sonra.
Su uyur,düşman uyumaz…
Yatsa da,uyusa,uyusa,uyusa da,yolunu bulur uyandığında su.
Su,yolunu bulur…
Kim ne derse desin,kimler ne engeller çıkarırsa çıkarsın,su bulur yolunu.Yolun en güzelini,en doğrusunu.
Nazla,niyazla,dövmeyle,övmeyle çıkarabilirsiniz insanları yoldan.Kendi yollarından.Katerina’yı koyup araya,saptırabilirsiniz yolundan.Olur olur…Olmadık işler değil ki bunlar.Suyu çıkaramazsınız ama su olmaklığın- dan.Suyu havana koy; döv,döv,döv…Boşuna…Su, sudur gene.Sulayın su…
İnsan öyle mi ama? Ensesine iki şamar,kucağına on dolar.İçi mutluluk dolar…
Su,hep sizin bildiğiniz su değildir ama.Özenli olunuz.Seçici olunuz.Gözlemci olunuz.Ne olur ne olmaz.
İster kadın olsun,ister erkek.Giysisinin rengine mi bakarsınız siz genellikle.Yoksa sesinin rengine mi? Bakınız,milimetresine değin bakınız çünkü,baktığınız insandır…
Suyun rengine de bakar mısınız? Baktığınız olmuş mudur ya da suyun rengine,kokusuna,bakışına, duruşuna.Tadını sormuyoruz tadını.Tadına bakar elbette diliniz-damağınız.O, dilinizin-damağınızın görevidir, siniz değil çünkü.
Peki,akışına baktığınız olur mu hiç suyun.Akışına akışına…
Huylandığımıza huylandınız…
Olabilir ama,siz gene de bakın akışına içmeden suyun.İçmeden,yıkanmadan akışına bakın suyumuzun. İnsanın yürüyüşüne baktığımız gibi.
Yoksa?
Yoksa bakıyor da göremiyor musunuz siz? Bakar kör…
Olmayın,olmayın sakın!
Olmayın çünkü; “Suyun durgun akanından,insan- ın yere bakanından…”
Korunun… Korunun…
Anamın masalında,su istemiş dev karısından delikanlı Maçin’de.Dev karısı ne yapsın, ejderhalar tutmuş sular başını.İşemiş doldurmuş bardağı,vermiş delikanlıya. “Biraz tuzlu!” demiş ama, kana kana içmiş gene de delikanlı.
Sular artık şimdi öyle. Dev analar, dev babalar tutmuş sular başlarını. Sular öyle kirli… Öylesine kirli sular… Dünya var olalıdan beri her kiri yıkayan su, kendini yıkayamıyor yazık ki! Temizleyemiyor.
Bozulmayınız, yıkılmayınız ama. Akar… Akar… Akar… Durulur sular. Durulur.