RÜZGAR EKEN By: Kenan Kalaycıoğlu Date: November 17, 2008, 10:55:40 AM
RÜZGÂR EKEN
Okuyucularımızdan sizce kaçı yeni ayakkabılarını elinin tersiyle itip de eskilerini giyinmeyi yeğler? Genişletelim isterseniz sorunun kapsama alanını. Aklı başında olan hangi insan, yenisi dururken eskiye değer verir? El üstünde tutar eskiyi?
Eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı. Yağardı ama, yağmıyor / yağamıyor işte.
Yeni yenidir.
Eski giysinizin eskidiğini düşündüğünüz için, kim bilir hangi ekonomik sıkıntılar altında ezile ezile almışsınızdır yeni giysinizi. Şimdi sizden yeni giysinizi elinizin tersiyle itip de eskisini giyinmenizi istiyorlar. Ne dersiniz?
Demeyiniz…
Saklayınız diyeceğinizi.
Diyenler diyorlar ama.
- Yok canım! Bu gençlerden bi’şey olmaz… Gelenek bilmezler… Görenek bilmezler… Büyük sözüne kulak vermezler…
Daha neler… Daha daha neler…
2008 yılının mayıs ayının ilk salı günü saat 08.00 de keşfetti (!) insanoğlu hırsızlığı. Saldırganlık, ondan birkaç saat önce keşfedildi. Yalancılıkla adam kayırma gene o saatten birkaç saat önce başlatıldı…
Kimler mi?
Gençler canım! Bütün bu hırsızlıkların, yolsuzlukların, yalancılıkların, insan kayırmaların, kamu malını aşırmaların, toprağı yağmalamaların. Sayın sayın sayın canım! Tümünün bulucusu gençler.
Eskiler öyle miydi? Hatır – gönül bilen, saygılı-sevgili, devletini – milletini… Daha neler, daha daha neler…
Şimdi bir şeyler düşünüyorsunuzdur. Bir şeyler düşündüğünüzü düşünüyor gibiyiz. Yeni giysiniz dururken, eski giysinizi giyinmeyeceğinizi söylemeye hazırlanıyorsunuz gibi.
Söyleyeceksiniz!
Cumhuriyet var, demokrasi var.
Demokratik bir cumhuriyette yaşama şanslılığınızda olduğunuz için gönül rahatlığı ile söyleyeceksiniz düşüncenizi.
Eskiden yana olmadığınızı.
Çünkü; size, demokratik cumhuriyettir sözünüzü özgürce söyleyebilme olanağı sağlayan.
Demagojiye (halk avcılığı) dikkat ama. Bütün kötülüklerin, bütün yanlışlıkların, bütün kusurların, bütün olumsuzlukların… yaratıcısı olarak gösteriliyor gençler.
Kuzeye dönülüyor: Gençler, geleceğimizin güvencesi…
Güneye dönülüyor: Gençler, vatanı satan bunlar…
Hem o hem bu, ya da ne o, ne bu…
Kültürümüzde önemli bir motifimizdir ya 40 motifi; yaşı 40’ın altında olanlar hep yaşam dersi zayıf gençlerdir 40’ın üstündeki eskilerin gözünde. Bütün kötülüklerin yaratıcısı gençler.
Aklı az gençler… Aklı çok eskiler…
Öylesine, öylesine çok yaşlandı ki akılları bu yaşlıların… Analarından mı alıp getirdi bu gençler bu istenmeyen durumları, babalarından mı yoksa? Peki neden “Meleğim!” der bütün bebeklerine bu eskiler.
Melekler mi kirlendi dersiniz, eskiler mi melekleşti bilmediğimiz…
Karışık işler, karmakarışık.
Ağzı olan konuşuyor. Yalana dolana bulaşıyor, gençlere sataşıyor kendisini eski görenler.
Sanki gençler 78 yaşına gelmiş, sataşmış da 14 yaşındaki kızcağıza, dönmüş sonra gene gençliğine. Fıtrat mı dersiniz buna, natura mı?...
Kan kardeşi de olurmuş eskiler biribirlerinin kanlarını içerek. Bilim için Çin’e gitmek gerektiğini de söylerlermiş. Dilencileri, gizlice dilendirirmişler. Eskiden canım! Eskiler canım!
Ya gençler?
Zamane gençleri…
Ar – namus – hayâ – edep… Bel açık, sakal çakma, saç uzun, mintan yırtık… Say say… Söv söv.
Eskilerde de yoktu bunlar, eskiden de yoktu.
İlköğretim öğrencilerimizden biri, bir kız öğrencim anlatmıştı:
- Hocam! Temiz olmamızı, çevremizi temiz tutmamızı öneriyorsunuz. Çevreyi kirletenleri uyarmamızı istiyorsunuz. Uzunsokak’ın girişinde birisini uyardım sokağa tüküren. Eli değmedi bana ama, elinin rüzgarı savurdu beni…
Ah gençler!... Ah gençler!...
Pis ettiniz pislikleri.
Şaka bir yana… Bir başka bahara kalsın şaka. Gençlere iyi örnek olmuyoruz / olamıyoruz. Gençlere iyi örnek olmuyoruz ama, haksızlık ediyoruz gençlere. Yanlışlarımızı, eskimişliklerimizi, bilmezliklerimizi… yaşlılığımızı kullanarak, eskiliğimizi kullanarak benimsetmeye çalışıyoruz gençlerimize.
Bilime / bilimselliğe inanan insanların emeği ile dünya küçüldü. Küçüldü dünya. Gençler dünyayı izliyor. Boynuz kulağı geçiyor. İstemeseniz de…
Odunlarım! Odunlarım! sevdasında hemen tüm eskilerimiz. Yanlışlarımızla karşılık veriyoruz gençlerin yanlışlarına da, doğrularına da.
Yanlışları da mı var gençlerimizin? Var elbette! Doğrularının olduğu gibi. Ama unutmayalım ki, gençlere yanlış yaptıran kültürü / kültürsüzlüğü de biz hazırladık gençlere. Ne dersiniz?
Herkes ektiğini biçer…
Ne ektinse, onu biçersin…
Rüzgâr eken, şimdi gençleri biçer…