ÇANAKKALE DESTANI By: Grkm Date: May 04, 2007, 09:17:13 PM
ÇANAKKALE DESTANI
18 Mart 1915’in 90. yıldönümü. Türk ulusunun 90 yıl önce Çanakkale’ de destan yazışının yıl dönümü. Onurla, gururla, sevgiyle, saygıyla kutluyoruz.
Çanakkale bir destan mıdır?
Evet. Hiç, ama hiç abartısız olarak, Çanakkale Savunması bir destandır. Sağduyu sahibi olan herkes bunu böyle bilir. Çünkü bu savaş, Türkün dünyaya baş kaldırışından çok, yok edilmek istenen masum bir milletin canını dişine takarak verdiği var oluş mücadelesidir.
Avrupa ve Rusya ile sınırdaşız. Onları Çanakkale’ ye getiren, doymak bilmez sömürgeci iştahlarıydı. Peki ama Avustralya’ dan, Yenizelanda’ dan gelenlerin ne işi vardı Çanakkale’ de?
Çanakkale Savunması bir destandır. Çünkü, Türk ulusu orada dünyaya karşı savundu kendini. Hem öyle bir savunma ki yokluk ve yoksulluk içinde. Üstelik, güç birliği yapan düşman, kendisinden kat kat daha fazla savaş gücüne sahipti.
Çanakkale Savunması, Kurtuluş Savaşı’ mızın da başlangıcıdır bir anlamda. Ve Mustafa Kemal Paşa orada da hazırdır yurt savunması için. Hani şu Kocaçimen Tepesi’nde Anzakları perişan eden 19. tümen komutanı M. Kemal.
O Mustafa Kemal ki, yıllar sonra Çanakkale’deki mezarlıklarda düzenlenen törende okuması için zamanın içişleri bakanı Şükrü Kaya’ya verdiği konuşmasında şöyle diyor:
“Bu topraklar üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçik’le koyun koyunasınız. Sizler, artık bizim evlatlarımızsınız...”
Bu sözler, ancak sana yakışır Ata’m.
Toplam 190.000 evladını yitirdi Türk ulusu Çanakkale’de.145.000 de düşman. İşte Çanakkale Savunması bunun
için bir destandır. Şehidini toprağa gömmek için zaman bulamayan Türk askerlerinin bir destanıdır bu.
“Çanakkale içinde vurdular beni,
Ölmeden mezara koydular beni.”
Mezara ölmeden giren o Mehmetçik, Reşat Nuri Güntekin’ in Mehmetçik adlı öyküsünde bakınız nasıl çıkıyor karşımıza.
Çanakkale Savunması’nda sakatlanarak geri hizmete alınan Mehmetçik kendisine teslim edilen yaralı bir İngiliz askerini, “O da bir insandır...”diyerek, hastaneye sırtında taşır.
Sen, M. Kemal’e asker olacak kadar büyüksün sevgili Mehmetçik...
Çanakkale’den söz açıp da M. Akif’i anmamak mümkün mü? Çanakkale Savunması’nı anlatan o ünlü destan-şiirinde, Türk’e “barbar”diyen Batı uygarlığının barbarlığını ne ustaca anlatır. Orada askerimiz, gökten ecdadının inip, alnını öpeceği kadar kutsaldır. O destanda inananların, iman edenlerin, hakkı savunanların kutsallığı vardır. O destan-şiirde, “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın.”diyen Mehmet Akif’in şairliği vardır.
Söz Mehmet Akif’e gelmişken, bu büyük ustaya İstiklal Marşı’ mız dolaysiyle yapılan bir haksızlığa değinmek isteriz. M. Akif ümmetçidir. Ama bunu söylerken yaşadığı döneme bakmak gerekmez mi? Türk’ün sığınacağı ne kalmıştı ki o dönemde. Hem o sosyal içerikli manzum hikayeleri yazan M. Akif değil midir?
İstiklal Marşı’ mız ırkçılık ve din ağırlıklıymış. Fransızların Chanson De Roland’ ında İslamiyet ve Türklük mü işlenmiş Allah aşkına?