İNSANOĞLUNUN İŞLERİ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: December 26, 2008, 01:22:32 PM
Hiçbiriniz bilemezsiniz evrenin varoluşundan bu yana,evrende “Ben de yaşadım!” deyip de ötelere ötelere göçenlerin kaç kişi olduğunu.Hiçbiriniz bilemezsiniz. Kimsecikler bilemez.Biz de bilemeyiz.
Ne gizlerle,ne gizliliklerle doludur şu bizim evren dediğimiz…Böyle de kalmayacak besbelli.Kesinlikle böyle kalmayacak.Ne gizler daha alıp alıp gizleyecek gönlüne de,belleğine de.Kadının kocasına,kocasının karısına diyemediği ne gizler…Sevgilinin,sevgilisine diyemediği…Babanın oğluna,ananın kızına diyemediği...
Siz de bilemezsiniz geçip gidenlerin sayısını; biz de.Öylesine öylesine zayıf ki şu bilme belleği insanoğlunun!
Bir yanımız böyle olsa da,övünç kaynağımızdır öbür yanımız.Kimseciklere söylemesek de,sonsuz bir övünç duyarız öbür yanımızla.
Akıllar ermez yaptığımız/yapacağımız işlere.
Paradan,puldan,attan,kattan,yattan,hatırdan huturdan yana övünülecek bir tutar dalımızın olmadığını biliriz ama,bir övünç yanımız da yok değildir hani. Bilgelikten yana,bilgelikten yana.
Biz,insanların işlerine akıl-sır ermediğini biliriz. Kıskandınız mı yoksa içinizden içinizden.Hadi,size de bir pay.Biz,insanların işlerine akıl-sır ermediğini bilenlerdeniz.Ama kaçtır dersiniz bu bilenlerin sayısı. Yanıtı sizde kalsın.
Dilsizlere dil oldu,akılsızlara akıl oldu da şu insanoğlunun sağ elinin baş parmağı.Hani şu kısa ama kalın parmağı,en uçta olan parmağı,akıl-sır erdiremedi insanoğlunun işlerine.Erdiremeyecek de…
Yazık!...
Oysa,hep “En yüce varlık.” diye anılır durur insanoğlu.En yüce varlık…Varlıkların Ararat’ı…
Hem kendi soyundan kaç kişinin kendi önünden geçip gittiğini bilemez,hem de en yücesi sayar kendini kendi soyunun.Hadi,gidenlerimizle gelecek olanlarımızla baş başa verelim de çözelim şu çözümsüz soruyu.Yüce bir varlıksak eğer…Ararat’sak eğer…
Siz hiç düşündünüz mü bir annenin kendi karnındaki çocuğuna “yalancılık” denilen o Ararat’sal özelliği nasıl nasıl kazandırdığını.İğne ile mi?... Hap ile mi?... Kulağına üfleyerek mi?... Kalbine kalbine girerek mi?...
Ya nereden çıkıp çıkıp geliyor bu yalancılar? Güneşe karşı,yağmura karşı,insana karşı,ocağa,böceğe, çiçeğe karşı! Kendine karşı,kendine karşı.
Oniki renk vardı çocukluğumuzda bizim topu topu.Bilemedin yirmidört.Yirmidört binlerce arttı gitti renklerimizin renkleri.Gene de,gene de yetişemedi şu insanoğlunun bilinmeyen işlerinin sayısına sayısı renklerin.
İnsanoğlunun işleri…
İnsanoğlunun akıl-sır ermeyen işleri…
Hem seni yer,hem beni …
Hem de kendini…
Adınız gibi bilirsiniz Amerika’yı.Küçümseyerek de olsa,duymuşsunuzdur Afrika’nın adını.Şimdi size bir soru.Durun ama,matruşka sistemi bir soru.
-Kaç yıl sürmüştür?
-Afrika’dan Amerika’ya genç kızların,delikanlı- ların zincirlere vurularak Avrupalılar tarafından gönderilenlerinin sayısı kaçtır?
-Anaları-babaları ne olmuştur bu gençlerin?
-Kaçı sağ olarak varabildi dersiniz Amerika’ya?
-O köle ticaretinden kazanılan paralarla kurulan hangi Avrupa şirketleridir şimdi dünya ekonomisine hop oturtup,hop kaldıran?
Bu bölümün son sorusu:
-Acaba zincire vurulmadan,zorla ve kırbaçla değil kendi isteği ile Amerika’ya gitmiş tek bir Afrikalı köle var mıdır? (Bütün Dünya-2008 Aralık-Köle Tekelleri-E. Dinçer)
Sizin de bizim de yaşanmış/yaşanacak yıllarımızı ekleştirip araştırsak da bulamayız bu soruların yanıtlarını. Bulamayız işte.Ummanlara atılmış bir inci tanesi gibi… Kim bulaaa…
Kim bula?
Aklı olan insan.
Demek bu yüzden aklı ermiyor insanın,insanın yaptıklarına.Hıh!...
İnsanın,yüzünden bellidir insanlığı.Boşuna dememişler.Ya da bir tek sözünden.Kimileri on kez,yüz kez sarar sarar anlatır da Keloğlan’nın yaptıklarını,gene de anlatamaz.Kimileri ise bir bakışla,bir sözle.Destanlar yazar destanlar.Destanlar yazar ki,küçük kalır yanında Ergenekon’lar,Manas’lar…
Amerika’da ilk kez kim “No!” dedi dersiniz sizi? “Zenciler,otobüslerde ancak arka koltuklara oturabilirler ve bir beyaz binince,beyaza yer verirler.” Uygulamasına ilk kez kim “No!” diyebildi dersiniz?”
-Rosa!... Rosa!...Şu bizim insanlığın Rosa Parks’ı.
Zenci Rosa…Terzi Rosa…
İnsan işte…
İnsanların,insanlık işleri işte…