Arşiv Anasayfa "Ö" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
ÖZÜR By: Kenan Kalaycıoğlu Date: December 26, 2008, 01:23:26 PM
 “Özür dilemek, erdemdir…
   Bizce de öyle. Biz de öyle düşünenlerdeniz. Özürün de ne olduğunu bilenlerdeniz, erdemin de. Biz, dahasını da bilenlerdeniz üstelik.
 “Kız koynunda memeler,
  Neler bilirim neler.
  Bildiğimi söylesem,
  Deliyi adam eder.”
  Gördüğünüz üzre, gizli-saklı yerlerde neler neler olduğunu da biliriz. Söylesek… Söylesek, delileri bile adam eder sözlerimiz.
Erdemli kişiler olarak görüyorsunuz, öyle kişilerden sayıyorsunuz demek siz, özür dileyen kişileri. Varsın olsun. Arttıkça artsın özürleriniz. Günde beş… yüz beş… milyon beş… Anlamadınız mı? Yardımcı olalım.
Yanlış yapan kişi özür diledi ya sizden, erdemli kişidir artık sizin gözünüzde o. Bekleyiniz. Saat başlarında gelecek. Aynı yanlışları yaptığı için, aynı yanlışları için aynı özürleri dilemeye gelecek. Birde… üçte… yedide… doksandokuzda… Sizin biriktirmekte olduğunuz özür çuvalınız dolarken, yanlış yapanın da erdem çuvalı dolacak…
Yanlışlar kimin çuvalında toplanacak ama yanlışlar?
O yanlışlar kimin başına çuval olarak geçirilecek dersiniz sonradan? Kimin başına örülecek o çoraplar?
Haaa!...
Siz, günübirlikçilerden misiniz yoksa?
İnsanımızı böldüler, insanımızı. Bir yanı devede kulak, bir yanı Ararat’larca büyük olsa da azlık-çokluk yönünden, insanımızı ikiye böldüler.
Ermeniler’den özür bildirisini destekleyenler… Ermeniler’den özür bildirisini desteklemeyenler…
İnsan denilen varlık, unutkan. Ya duyarsız, ya unutkan. 19. yüzyılın ikinci yarısından başlatılan Ermeni tedhişi ne çabuk unutuldu? Nasıl unutuldu? I. Dünya Savaşı sırasında, Kurtuluş Savaşı’mızın ilk dönemlerinde Ermeni tedhişçilerin Türk insanına uyguladıkları kitlesel vahşet eylemleri nasıl unutuldu, niçin unutuldu?...
Oğlunuz, evlâdınız, yurttaşınız, insanınız… düşmanınız boğazınızı sıkarken, düşmanınızın yerinde yer alıyor da, kanınıza ekmek doğruyor… Ona, ödül belgesi hazırlamanın peşindesiniz demek siz. Yazık!... Sağduyu deponuz patlamış demek sizin…
Asala unutuldu mu Asala? 1974-1986 yılları arasında 70 kişinin ölümüne yol açan, 574 insanımızı yaralayan, 34 kamu görevlimizi ve yakınlarını öldüren Asala nasıl da unutuldu.
Yoksa? Bu özür, onların dilediği bir özür müdür de biz anlayamadık.
Öğrencilik yıllarımızda kendi ağzından dinlemiştik Dadaş Dede’nin. İmamın çağırdığını söyleyerek, bütün köy erkeklerinin camiye doluşmasını sağlamış Ermeni. Sonra, taramaya başlamışlar kapıdan içeriye, savunmasız Türkleri.
Ben, babamın karnı altında kaldım da kurtuldum. Daha ne oyunlar, ne oyunlar… İnsanlık dışı oyunlar…
Birlikte savaşsaydık ortak düşmanımıza karşı, hangimiz perişan olacaktık ki. Ya, neresinde görüldü dünyanın, ihanet edene ödüller verildiği, özürler dilendi- ği?!
Bir yanlışlık var bu işte…
Bir kötülük mü var yoksa? Anlayamadığımız, bilemediğimiz.
Bu diyaspora çok çalışkan çoook! İyi çalışıyor dersini. İyi çalışmış. Baktı ki, kendi düşünceleri için filizlenmeler var Türkiye’de de, emek vermeye başladı, arttırdı çalışmalarını.
Diyaspora çalışıyor…
Bizim de, bizim de organlarımız vardı bizi tanıtmak için kurulmuş. Bizi, dünya uluslarına tanıtmak için kurulmuş, akıntıya akıntıya kürek çeken…
Biz nereden bulup da soralım diyasporacılara, yıllardır yıllardır içimizi içimizden yiyen sorumuzu:
 -Siz, vatanına ihanet edenleriniz için hazırladığınız ödül belgelerini gösterir misiniz bize? Ha! Gösterir misiniz?
   Bir soru da özümüze:
 -Siz, dediniz mi Fransız’a, İngiliz’e, Hollandalı’ya, Danimarkalı’ya; bunlar, birlikte yaşadıkları insanlara da, karınlarını doyurdukları topraklara da ihanet ettiler.
   Bu özür, özür değil kanımca. Kanımca da özür değil, özür sözcüğünün anlamınca da özür değil. Olabiliyor ise eğer bu özür, bir eksikliğin son noktasıdır. Son noktası.
İnsanlık, geriye mi döndürülüyor, tarihe mi döndürülüyor yoksa? Yoksa bizim birkaç imzacı mı çekiyor bu tarihe dönme işinin başını…
İngiltere-Fransa, Fransa-Afrika, Yedi Düvel-Türkiye, Ruslar-Türkler… hep özür mü dileyecekler biribirlerinden, dedelerinin biribirlerine yaptıkları/yapmadıkları için.
Türk insanının bu konuda özür dilemesini gerektirecek en küçük bir neden bile yoktur!
Neye hizmet ettiklerini bile bildiklerini sanmadığım bu özürcülerin, böyle bir uygulamaya kesinlikle hakları yoktur.
Kendisine “Aydın” diyenler kesinlikle yanlış yapmaz diye bir kural da yoktur.
Üzüntü var yalnızca, başlatılan girişimden üz