Arşiv Anasayfa "D" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
DEĞİŞİRKEN KARIŞMAK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: December 26, 2008, 01:24:36 PM
Değişmek iyidir! İyiden yana, doğrudan yana, güzel olandan yana değişmesi ne çok iyidir insanın. Sana göre-bana göre, ona göre-bize göre olsa da bu iyiler… İnsanlıkça benimsenmeden yana değişmek ne güzel! Ne güzel insan olmak.
Ülkemiz insanının oluşturduğu Toplumcu Şiirimiz’i konuşuyoruz ülkemizin gençleriyle. Onaltı  - onyedi yaşlarında kızlar, delikanlılar. Yaşları gereği olarak pek doğal görüyorum bu gençlerin Bireyci Şiir’e ilgilerini. Şiire, sanata ilgi duysunlar da yeter diyorum içimden. Şiiri, ozanı taşlamasınlar da, yakmasınlar da yeter diyorum içimden. İçimden…
Yeterli değişim olmayınca, duyulucu konuşma da olamıyor ne yazık ki dünyanın kimi kimi yerlerinde. Eh, bu da insanın gen haritasını çıkarabilen insanoğlunun çözemediği sorunu. Ayıbı… Ayıbı örtsün yüzüne insanlık.
Duyumlarımız böyle ama, duyumlayanlarımız da yok değil gençlerimizden Toplumcu Şiirimiz’i. Var elbette… Onlar da şaşırıp şaşırıp bakıyorlar Nazım’ın resmine. Hayranlıkla okuyorlar Nazım’ın dizelerini.
 “Şiirlerim otuz iki dilde basılır,
  Benim ülkemde, Türkçe’mle yasak…”
  Dünyanın, “Büyük Ozan” diye tanıdığı Nazım Hikmet Ran’ın ilk adını anmak bile yasaktı bizim gençlik yıllarımızda. Polislerimiz yalnızca kitabını götürmüyorlardı Nazım’ın, kimin evinde bulunmuşsa, evdeki kişileri de alıp alıp götürüyorlardı.
Özgürlüğün ozanının şiirlerini okuyanlara büyük gözaltı… Dam… Kodes… Hapis…
Haksızlık etmeyelim ama. Gazetelerde resimleri de basılıyordu arada Nazım’ın. Gazetelerin ilk sayfasında Nazım resmi… Şaşırdınız mı? Nedenine bakınız nedenine, Nazım’ın resminin basılışına…
Millet (Nazım’ın) yüzüne doya doya tükürsün diye!...
Çoook sular aktı köprülerin altından. Ne sular suladı nice susamışları. Nazım, ders kitaplarımızda.
Değişim, güzeldir güzel!...
Güzel olandan yana değişim güzeldir…
Yanımızdan, yakınımızdan, yöremizden de biliyoruz ama, asıl gazetelerden öğrendik biz durumu. Değişimi!... Basın… Dördüncü kuvvet demokrasilerde.
Birkaç saniyede bir alyans çıkarılıyormuş parmaktan. Ne ilgisi var?... Biri çıkarılır alyansın biri takılır. Gönüller zarar görmesin yeter ki. Gönüller kırılmasın, yürekler parçalanmasın. Bizce de öyle ama, kazın ayağı işte o bildiğiniz değil.
Bir aile yıkılıyor birkaç saniyede bir… Onca emeklere, onca sevgilere, o Ferhat’ın aşkı yıkılıp yıkılıp gidiyor saniyeler içinde. Domino oyunu gibi canım!
Evlilik kurumunda da değişim yaşanıyor. Hani o, öve öve öve bitiremediğimiz aile kurumlarımızda ne değişimler yaşanıyor, ne değişimler…
Birkaç saniyede bir boşanma…
Kafa koparmalara, bir bilezik için kol kesmelere değinmeyeceğiz şimdilik. Ağrıyan dişine kurşun sıkmaları kanıksadık da “Bu çocuk bize fazla!” diye karnındaki bebeğini kurşunla öldürmeler de değişim gereği oldu sanki. Her nasıl değişim ise…
Değişiyoruz… Değişiyoruz…
Değişiyoruz da bir şeyleri de karıştırıyoruz değişirken. Sapla samanı… At’la it’i… Güzel ile çirkini.
Romancımız Yaşar Kemal el üstünde baş üstünde mi tutuluyordu sanki Nazım Hikmet’in “Vatan Haini” ilân edildiği yıllarda. O da o ünlü 142. maddeyi düşünüp düşünüp duruyordu Kozan Cezaevi’nde…
Sular da aktı köprülerin altından çok çok, gözyaşları da aktı gitti sularlayın. Geldik 2008’e… Yaşar Kemal, Cumhurbaşkanı’nın sofrasında… Cumhurbaşkanı’nın sofrasında bir Yaşar Kemal! Duy da inanma. Duy da unut!
Değişmeyen ne kaldı… Neyimiz kaldı değiştirmediğimiz… Tarihleri değiştirdik, olayları değiştirdik sanki. Kanı Erzurum’da cami duvarında yamyaş duran Memet değil de sanki, özürler… özürler…
Birazı özürlü…
Birazı özürsüz…
Karıştırdık…
Değişirken, karıştırdık karıştırdık işleri.
Kimi öveceğimizi, kime söveceğimizi de karıştırdık çoktandır. Övgü ile sövgüyü yani. Atatürk’e sövmek de ayrıcalık sayılır oldu, Obama’ya islâmi kurban kesmek de.
O bizden! O bizdeeen!
Uzar gider, uzar gider böyle bunca işler. Dünyanın işleri bunlar… İnsanın işleri. Hep böyle olacak, hep böyle olacak bu işlerin gidişleri. Bu insanlarla… Bu insanlarla…
Biraz değişik…
Biraz karışık…