Arşiv Anasayfa "Ş" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
ŞAM’DAKİ ATATÜRK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: December 26, 2008, 01:26:29 PM
 “Ölçütleri belirli ve gerekli” olarak sunulamadığı için belki de, “kaygan ve gereksiz” olarak algılandı/algılanmakta resmîlik.
 “Anayasa’yı bir kez delmekle bir şey olmaz!” anlayışından önce de, çok önce de vardı bizde ilkesizlik. İlkeleri önemsemezlik. Biz, Alman ilkeliliğine hayranız. Alman ilkeliliği, Ararat’larımızdan yücedir bizim gözümüzde.
  Alman usulü…
  Hangimizin ağzından kim bilir kaçıncı kez çıkmıştır bu iki sözcük. Kim bilir kaçıncı kuşak yavrularımız da hayranlıkla, içtenlikle kullanacaktır bu iki sözcüğü. Bu büyülü sözü. İster sevinin… İster yerinin…
  Elinizdeki evinizin tapusu, tarlanızın tapusu, o malların sizin olduğunu kanıtlayan en gerçekçi kanıtlarınız değil midir?
  Eveeet!...
  O tapularınızdan yüzlerce derece daha yücelerdedir bu yurdu, bu devleti Atatürk’ün kurduğu gerçeği. İster benimseyin, ister benimsemeyin.
  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk’tür!...
  Einstein arkadaşınız mıydı? Pastör kapı komşunuz mu? Konfiçyüs mahalle dostunuz muydu yoksa? Ya Dante?
  Siz, “büyük” oldukları için benimsiyorsunuz bu insanların büyüklüklerini. Ya da karalama gücünüzün bunlara yetemeyeceği anlayışınızla acze düştüğünüz için benimsemek zorunda kalıyorsunuz bu bilge insanları.
  Bir başka açıdan: Gördünüz mü siz kendi gözlerinizle bu büyüklükleri, yücelikleri?
  Yanıtınız istenmiyor.
  Atatürk kimdir sizin gözünüzde, Atatürk?
  Yanıtınız istenmiyor.
  Şu, üzerinde oturduğunuz yurt var ya, şu “anam” dediğiniz vatan. İşte hiçbir bedel istemeden, onu size verendir Atatürk. Duyduğun değil, anlayamadığın değil, yaşamakta olduğun gerçektir Atatürk…
  Bilsen de… Bilmesen de…
  Atatürk’ün kurup, hedeflerini belirlediği devletimize otuzuncu hizmet yılımızda ekmek paramızdan keserek, kültürümüzü arttırmak için aldığımız gazetemizde bir haber: (Milliyet, 24 Aralık 2008)
 “Şam Büyükelçisi’ne:
 -Sayın Büyükelçim, kabul salonunda pek çok resim var ama Atatürk resmi yok. Acaba ben mi göremedim?
 -Efendim, bu salona Atatürk resmi koymadık. Çünkü, gerek görmedik.
 -Niçin?
 -Artık bu işleri aşmalıyız. Avrupa’da devlet adamlarının resmi olmaz kabul salonlarında. Sadece kralların, kraliçelerin resimleri bulunur. Bizim de artık bu resim işini aşmamız gerek. Bu çağda, Atatürk resmi ile uğraşmak doğru değil, başka şeylere bakalım…
 -İyi ama, Atatürk bir devlet adamından daha öte. Kurucu bir lider.
 -Kurucu lider olabilir ama, kabul salonunda resmi şart değil…
  Atatürk’ü de, bizi de anlayacaklarına inandığım insanların anlayışına sığınarak söylüyorum:
 -Sana lanet olsun, insanlığın en nankör kesimi!...
  Nankör insanlar, matematik biliminin henüz saptayamadığı sayıda lanetler olsun size!...
  Öylesine alçaldın ki sen, yapılan yaşamsal iyiliklere sırtını çeviren insanlık, yerkürenin odak noktasından daha daha aşağılardasın aşağılıkta.
  Modern yaşamın anlamını yansıtmıyor ki beyaz yaka üzerine kravat takmak. İçine bakmalı kafanın, içine. Ve uyuşmuyorsa içi ile dışı kafanın; ikiyüzlülüktür bu ikiyüzlülük! Anlayacakları dille, ri-ya-kâr-lık…
  Ülkesinde, karşısında saygı ile durulan liderlere soralım Atatürk’ü, gereklilikle ilgili olarak. Büyüklükle ilgili olarak. Kurtuluş Savaşı’nda kendilerine karşı savaştığı Yedi Düvel’in başkanlarının yedisi de benimsediklerini söylerler hep Atatürk’ün büyüklüğünü. Onların çocukları da söyleyip duruyor Mustafa Kemal’in de, Kemalizm’in de ölmezliğini. Kimi çocuklar, dünkü düşmanlarının çocuklarına çocukluk yapıyor ama…
 -Sana lanet olsun insanın kedi kökenlisi!...
  Kurucu liderin resminin o bilinen kabul salonunda bulunması doğru değil(!) ama, kurucu liderin kuruculuğundan nemalanmak hem hak, hem helal(!) Cukkalanmak, cukkalanmak…
  Artık aşmalıymışmışmışız biz bu işleri… Evet doğru! Çok işlerimiz vardı, pek çok işlerimiz vardı aşıp aşıp gerilerde bırakmamız gereken. Bırakmadı ki ama Kubilay’ın katilleri. Şeyh Sait’in kalıntıları. Devrim Şehidi Kubilay katilleri bırakmadı ki…
  Rahat uyu Atatürk! Yattığın yer, bıraktığın yerden çok çok daha gönençli kesinlikle.
  Aydınlıklar içinde uyu Atatürk! Bıraktığın yerdekinden çok çok daha onurlusun, uğruna can verdiğin kara toprağında. Dost biliyor… Düşman biliyor… Dünya biliyor…
  Bilemeyenler? Birilerinin ip bağlayıp, çekip götürdükleri canım!...