Arşiv Anasayfa "D" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
DAĞLAR ÜSTÜNE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: January 12, 2009, 11:01:23 AM
DAĞLAR ÜSTÜNE

   Aylardan Ocak. Çok güçlü bir uyak yapsa da “Ocak” ile “sıcak”, havalar çok soğuk. Sıcağı unuttururcasına soğuk. Belli ki, taze karlar yağıyordur dağlarda karın üstüne.
   Kar üstüne kar…
   Dert üstüne dert…
   Bir yerlerde pişiyor, piştiği yerlerden bize de düşüyor. Düzen böyle. Dağ adamı nerede olur? Adı üstünde canım, elbette dağda olur. Hıh! Siz öyle sanın.
   Dağ adamı hasta eder sağ adamı…
   Parkta, oturduğunuz masanızın yanında. Görkemli alışveriş merkezinde yanıbaşınızda, dolmuşta dizdizesiniz sizi hasta edecek olan dağ adamı ile. İster ağzınızı kapatın, ister gözünüzü kapatın, isterseniz yüzünüzü. Dağ adamı ile  bir arada oldukça, hastalanmamız kaçınılmaz.
   Dağ başına kış gelir de, insanın başına gelemez mi dersiniz. Gelir gelir… Dağa da yağar o kar beyazı tanecikler, kente de yağar. Üstü kapalı değil ki kentlerin. Tenteli değil ki. Hem, kar gelmese de insanın başına, iş gelir iş.
   Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir…
   Uslu olmak gerek uslu. Geleceği kestirmek gerek. Ne olduğunu basamak yaparak insan,  ne olacağını gözlemlemeli. İyidir uzaklara bakmak.
   Bilmeyen mi var dersiniz, dağın başından dumanın eksik olmadığını. Hep, Zigana Dağı’nın başına dolayıp durmayınız ama dumanı. Zigana Dağı’nca büyük insanlarımız da var. Ne dumanlar var başlarında ne dumanlar. Kimi dertler, dumanlar içindedir de görünmez. Yoksa, dumansız kazanıldığını mı sanırsınız siz onca at’ın, kat’ın, yat’ın, mekânın?
   Durum böyledir ama,
   Dağda bağın var, yüreğinde dağın var… atalarımız böyle demiş ama dağda bağ olur mu hiç? Olursa, dağın neresinde olur dersiniz bağ? Olur olur! Yeter ki şansın yaver olsun. Dağın doruğunun doruğunda bile bağın olur. Hem ne bağ… Yedi göbek soyuna da yeter, yetmiş türlü zevkine de yeter…
   Eh, dağdaki böylesine  verimli – getirili bir bağ için de birazcık dertlenmeli canım.
   Kimilerinin niçin iki keten taşıdıklarını anlamadınız mı yoksa? Kimileri dillendiriyor, onları dinlesin anlamayanlar.
   Havanın soğuduğundan da söz ettik, dağların dumanlılığından da. İnsafsızdır karlı dağlar… Acımasızdır… Kimi dağlar, bin kır türlü ayakkabı koyar ayakkabılığına okuluna ayakkabısız gidenlere aldırmadan. İnsaf…
          “Dağda gez, belde gez, insafı elden bırakma!...” demiş atalarımız. Hepimizin ataları. Size de, bize de, onlara da… Onların zamanında böyle ayrımlar yoktu. Kulağı olan herkese idi söylenen söz.
   Karlar tipiler yolları kesse de, aşılmaz yapsa da yolları, açılıp gidecek baharla birlikte umutsuzluk. Hem yersiz, hem gereksiz.
   Ağrı Dağı yollara düşüp de öpüşmez elbette Ilgaz Dağı ile. İnsan öyle mi ama?...
          “Dağ dağa kavuşmaz, (ama) insan insana kavuşur.”
          “Nasıl olsa bir daha karşılaşmayacağım!” demeyin sakın insanlar için. Ayrılıklarınız da dostça olsun, karşılaştıklarınız gibi.
          “Dağdaki kekliğin bini bir paraya.” da demeyin sakın insan sayısının çokluğunu düşünerek. İnsan giysisi içindekilerin hepsi insan değil ki canım!
   Bir uyarı:
          “Dağ dağ üstüne olur, (ama) ev ev üstüne olmaz.”
   Bir ev halkı, sakın sakın uzun süreliliğine yük olmasın başka bir ev halkının üzerine. Sakın ha!... El el üstünde olabilir belki ama, ev ev üstünde asla…
   Bitirirken,
          “Dağları ıssız sanma, körleri gözsün sanma…”
   Kör sandığımız kimi insanlar meğer ne iyi görürmüş gördüğünü sanan kimi insanlardan…