VARLIĞIN BEDELİ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: January 19, 2009, 09:47:02 AM
VARLIĞIN BEDELİ
Hepsi yaralar, biri öldürür…
Yüz yıllık anlatıcı, sırım sırım sırıtan iki “erkek”e diyor ki televizyon ekranında;
-O resme iyi bakın, o resme. O resim şey… (kurgu-fotomontaj) değildir. Ben, Bilecik Dağları’ndaydım. Ben, Bilecik Dağları’nda canlısını gördüm o resimdekinin. Adam, tarlasını sürüyor. Boyunduruğun bir yanında eşeği, öbür yanında gelini… Gelini… Eşeği ile gelini çekiyor sapanı.
Anlatıcı, Saraçoğlu kabinesi döneminin vergicilerinden, yazar…
Zaman, zamanların en en kötülerinden. II. Dünya Savaşı zamanı.
Olanı biteni, olduğu bitiği dönemin koşullarına göre değerlendiremeyenler, vazgeçmezlerse değerlendirme eylemlerinden, kendilerinden yitirirler, kendilerinden… Kendi insanlıklarından.
O verginin iki yönü vardır diyor anlatıcı. Karşısındaki iki “erkek”in neye kıkır kıkır kıkırdadığını anlamakta güçlük çeken yüz yıllık anlatıcı. Ben, teknik yanından söz ediyorum o verginin…
Anlatıyor anlatıcı:
Kırılıyordu… Kırılıyordu insanlar. Gencecik insanlar kırılıyordu savaşta. Savaş yıllarıydı.
-Ben bu parayı size falan gün, falan saatte ödeyeceğim dediniz. Gün ve saat geldi… Ödeyemiyorsunuz… Söyleyiniz ne yapacağınızı.
Ya da,
Falan gün, şunca para gerekli size. Yaşamsal önemi var, yaşamsal… Bulamıyorsunuz… Söyleyiniz ne yapacağınızı.
Yüzyıllık çınar anlatıyor. Benim ailem Tonya’dandır. Tonya’dan İstanbul’a gelmiş ailem. Ben oraları da gezdim o yıllarda. O darlık yıllarında Tonya’yı, Vakfıkebir’i, Akçaabat’ı… Bir doktora rastladım bir gün. At üstünde. Köy köy dolaşıyor. Hastalara bakıyor. İnsülin yok… İlaç yok… Doktor ne yapacak…
Kırım kırım kırılıyor ama insanlar. II. Dünya Savaşı günleri.
Deniliyor ki, Müslümanlardan şu kadar alındı da gayrimüslimlerden daha çok, daha çok alındı. İki yanı var bu verginin. Teknik yönünden söz ediyorum ben. Öbür yönü de var.
Rumlar, Ermeniler, Yunanlılar, İtalyanlar, Fransızlar, İngilizler… Ayrımız gayrımız yoktu bizim o zamanlar. Hiçbir şey yoktu.
Hepsi yaralar… Biri öldürür…
İki “erkek” yüzyıllık bu çınarın sözlerinden bir şeyler koparıp da kendi vitrinimize koyabilir miyiz peşindeler. Kıkır kıkır… Kıkır da kıkır…
İnsanlar kırılıyor insanlar. Para gerekli ilaç için. İlaç gerekli sağlık için. Devlet geçinecek, işler yürüyecek. Para olmadan olur mu hiç?
Ben de o vergiyi koyan komisyondaydım. İstemeye istemeye çıkardık o vergiyi. Her şeyin bir bedeli var. Var olmanın da bedeli var.
İnsanlar kırım kırım kırılıyordu.
II. Dünya Savaşı yılları.
Var olmak gerekiyordu.
Varlık Vergisi’ni bu yüzden koyduk işte.
O dönemin hükümeti ödedi de, ödemekte de Varlık Vergisi’nin bedelini. Ama devlet olarak var olmanın da bir bedeli var elbette. Tarih boyunca olmadı mı hiç. Hiç bedel ödenmedi mi var olmak için. Ne bedeller, ne bedeller ödendi…
Vergi elbette sevimsizdir.
Kim sever ki vergiyi.
Ama yaşayabilmeniz için, devletin yaşatılması gerekir.
Varlık Vergisi, işte o varlığın vergisidir.
Yanlışlar yapılmadı mı?
Yanlış çoook! Çok yanlışlar yapıldı. Vergisini ödeyemeyen bir yurttaşa gidilmiştir. Dört evleklik bir toprağı var ailenin. Dört evlek toprağı olan bir aileden vergi almaya gidiyor devlet!... Üstelik, dört evleklik toprağı için kendisinden vergi istenen ailenin çocuğu asker… Çocuğu Mehmetçik…