PARA ÜSTÜNE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: January 21, 2009, 10:10:29 AM
PARA ÜSTÜNE
Dünyayı aylardan beri uğraştırıp dursa da, dev dev ortaklıkları filize muhtaç duruma getirse de, yeni yeni ses vermeye başladı bizde. Birkaç aydan beri.
Küresel kriz…
Parasal kriz…
Para dedik de, nedir Allah aşkına para ile uğraşması şu insanoğlunun?
“Para dediğin, el kiri…”
Elinin kiri ile uğraşır durur mu hiç insan dediğimiz o yüce varlık. Uğraşıyor işte. Aşklar yitiyor onun uğruna. Canlar gidiyor, kelleler gidiyor para yoluna.
Evrenin en “giz”li malı gibi, düşünce gibi saklanıyor çoğu kez. Kendiliğinden değil elbette, insanlar tarafından canım! Belli ki bulamamaktadır o gizliliğinde parayı insanoğlu da,
“Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz!” diyorlar. Desinler… Gizleyen de onlar, böyle söyleyenler de gene onlar.
Öyle de böyle de desinler, önemi yok ama, bugünlerde önemi çok paranın. Para çok çok önemli bugünlerde. Baksanıza, işçi çıkarıp duruyor kaç zamandır dev dev fabrikalar. İşsiz kalıyor insanlar, parasız kalıyorlar. İşsizliğin de, parasızlığın da sonu açlık… İşte o yüzdendir ki, elinde olanın bile bildiği tek söz var:
“Para isteme benden, buz gibi soğurum senden.”
Dayanamıyor kimi zaman insanın yüreği. Yanılıyor mu dersiniz, aldanıyor mu dersiniz.
“Param, seni vereyim de mi kötü olayım, vermeyeyim de mi kötü olayım?” tartışır durur yılların yılı insanoğlu. Kim bilir daha kaç zaman tartışacaktır.
Yalnızca Kıbrıs’a değil ki bizim garantörlüğümüz. Paraya da garantör oluruz gerektiğinde, biri birimize de. Söz, bu durumlar için işte.
“Paran çoksa kefil ol, işin yoksa tanık(şahit) ol.”
Paralar döktünüz yollara. Paralar harcadınız o işinizi görmek için. O önemli işiniz var ya, o işinizi. Görebildiyseniz eğer işinizi, acımayınız giden paranıza. Üzülmeyiniz. Bu durumu da denemiş atalarımız.
“Paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak.”
Hiç düşündünüz mü? Sevmeyen var mıdır acaba parayı? Çocuklardan söz etmiyoruz, yetişkinlere sözümüz.
“Paranın yüzü sıcaktır…” deyişinizi duyar gibiyiz. Bununla yetinseniz iyi. Yetinmezsiniz ki. Söz sözü açıyor işte.
“Para sesi… Kadın sesi… Su sesi…”
Öyledir öyle!
Öyledir ama, sakın sakın her değeri para ile tartmaya kalkmayınız. Teraziniz bozulur, düzeniniz, insanlığınız bozulur.
“Paran ucuz olursa, sen pahalı olursun…”
“Parası ucuz olanın, kendisi değerli olur…”
Bilmeyen mi vardır mıknatısın çekim gücünü.
Çoğunluk bilir. Mıknatısın çekim gücünü bilenler, bilirler mi dersiniz paranın çekim gücünün ondan daha yüksek olduğunu? İnsanların sorunu bu, varsın onlar düşünsünler.
“Para, parayı çeker…”
Aaaah para ah!
“Parayı domuzun boynuna takmışlar da, Domuz Ağa diye çağırmışlar…” Ya ne diye çağıracaklardı. Paraya egemen olabilmek için, ağa gücünde olmak gerek çünkü.
“Parayı zaptetmek, deliyi zaptetmekten zordur…” Yaşamları boyunca uğraşmış, didinmiş durmuş da atalarımız, zaptedememişler ki parayı. Öyle olsaydı, böyle mi yol gösterirlerdi sanki bize.
Para, deliden beterdir…
Siz ne dersiniz? Acaba Hoca’nın parası var mıydı? sorusuna canım! Nasrettin Hoca’nın… Olsaydı, olsaydı para mı alırdı Hoca, mahallenin çocuklarından. Olmadığı için demiş elbette,
“Parayı veren, düdüğü çalar…” Dünyada öyle. Bugün de öyle, yarın da öyle. Yükseliyor düşüyor ama kimi paralar hiç yok olmuyor paranın değeri. Para hep değer. Her zaman değer. Bakınız bakınız paradaki şu değere:
“Paran varsa dünya alem kulun, paran yoksa, tı-mar-ha-ne yolun…”
Şarkılarda türkülerde de var para ama, ondan önce yeni paralara bakalım biz. Yeni paralarımıza. Olur da birileri fırsat bilir paramızdaki bu yenilikleri, bu değişiklikleri. Bizi mutlu etsin diye uğruna yollara düştüğümüz paramız, mutsuzluğumuzun nedeni olmasın sakın. Olur a, ne düzgün fotokopi çekiyor artık günümüz makineleri.
Şarkıdaki türküdeki durumuna değinmeyelim dedik paranın ama, gazetelerdeki durumuna ne demeli?
Her gün manşette…
Kimi zaman, sekiz sütuna manşette…
Bir bilezik için, anneannesini doğradı…
Harçlık vermedi diye annesini kesti…
Telefonu için, üniversite öğrencisini…
Hay para!...